ALMANYA’DAN… Asimilasyonu savunanlar var

Çocuk ve kadınlardan oluşan 9 canın kaybedildiği Ludwigshafen yangının ardından aslında zaten pek öyle “güllük gülistanlık” olmayan “Almanlar ve Türkler”/”Almanya ve Türkiye” arasındaki ilişkilerin geldiği nokta geçmişte oldukça uzun bir sürenin sorumsuzca kaybedildiğini de göstermekte.

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı bir çok konuda eleştirebiliriz. Ancak Almanya ziyareti nedeniyle Alman Sağı ve bir kesim Alman Medyası tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor olmasına tavır almak gerekiyor. Almanya’da yaptığı konuşmalarda “asimilasyona karşı” olduğunu söylediği için onu eleştirenlerin başında gelen Bavyera sağaçığı CSU Başkanı Erwin Huber’in “uyum politikasından” bir şey anlamadığı bir çok başka konuda da olduğu gibi bilinen bir gerçekti. Şimdi “uyumdan anladığımız asimilasyon değildir” dediği için TC Başbakanı Erdoğan’a yüklenmesi aslında Huber’in “uyum ile olan sorununu da” sergilemekte.

Almanya’da sosyaldemokratlar, yeşiller, liberaller ve “aklı başında” hristiyandemokratlar yıllardır “uyum politikalarının asilimasyon olmaması gerektiğini” savunmaktalar. Yani bu görüşü ilk defa Recep Tayyip Erdoğan dile getirmedi. Ancak anlaşıldığı kadarıyla asıl sorunu “Türkiye’nin AB üyesi olma şansına sahip olması” olan sağcı Huber bu durumu hemen “öyleyse Türkiye’nin AB’de yeri yoktur” tarzı klasik “Türkiye karşıtı” propaganda savaşına çevirme sevdasında olduğunu saklayamadı.

Daha önce de Hessen Eyalet Seçimi öncesi Şişli Belediye Başkanı Sarıgül, Hessen Başbakanı Koch’a “sizi Şişli’ye davet ediyorum, gelin de farklı kökenden ve dinden insanlara nasıl hizmet verileceğini öğrenin” dediği için CDU’nun gençlik örgütünden “iç işlerimize karışılıyor” tepkisi gelmişti.

Bazı Almanyalı CDU’luların ve CSU’luların günümüz dünyasında evrensel değerler söz konusu olduğunda ülkelerin “bu benim iç işlerim” deme lüksüne sahip olmadığını öğrenmesi gerekiyor. Nasılki aynı kural insan hakları alanında Türkiye için de söz konusu ve bunu aynı politikacılar her fırsatını bulduklarını dile getiriyorlar, aynı durum onların ülkesi için de geçerli. Öğrenecekler inşallah!

Almanya’da yaşamakta olan insanlara yıllarca “göçmen” demeyi bile kabul etmeyip onları “yabancı” olarak damgalayan bazı hristiyandemokratlar göçmenlerin yaşadıkları toplumla kaynaşmasını tek taraflı bir asilimasyon olarak gördüklerinden bugünkü sorunlara sahibiz Almanya’da!

Yıllarca vatandaşlık konusunu “aşılmaz bir engel” olarak sunan, ardından “çifte vatandaşlığı” “çift maaş” gibi bir ayrıcalık olarak tanımlayıp engelleyen, bir çok AB ülkesinde günlük yaşamın bir parçası olan “yerel seçim hakkını” hala vermemek için direnen Huber gibi politikacılar TC Başbakanı “asimilasyona hayır” deyince çok heyecanlanmaktalar. Çünkü düne kadar bir şekilde Türkiye’nin başbakanlarının bu konuya karışmasını engelleyebilmekteydiler. Ancak artık günümüzde toplumsal sorunlarda o eski “sınırların olmadığını” onlar da öğrenmek ve çağa uygun politikalar üretmek zorundalar.

Bu nedenle bu tartışmanın gündeme gelmesi beni çok sevindiriyor. Willy Brandt’ın ünlü “daha fazla demokrasi” talebi Bavyera içinde geçerli!  

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × 4 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.