ALMANYA’DAN… Avrupa Parlamentosu ellisine vardı

19 Mart 1958 yılında kurulan Avrupa Parlamentosu’nda 142 kurucu üye sadece dört dil konuşarak politika yapmaktaydılar. Bugünse 150 farklı siyasi partiden 785 milletvekili tam 23 dil konuşarak ulusal parlamentolara, ulusal hükümetlere, komisyona, konseye, dünyanın tüm dengelerine ve onları seçmeye gitmeyen seçmenlerine ve onları ciddiye almayan AB kamuoyuna rağmen politika yapmaya çalışmaktalar.

AP belki de var olan parlamentolar içinde hem sokaktaki insanın günlük yaşamını etkileme açısından en önemlisi hem de sokaktaki insan tarafından “ne yapıp ettiği bilinmediğinden” en az ciddiye alınanı. AP milletvekili olarak beş buçuk yıl sorumluluk taşırken Almanya’da seçim bölgemde aynı zamanda İl Genel Meclisi üyesi pozisyonum kamuoyu ve medyayı daha fazla ilgilendirmekteydi. Hatta çeşitli dernekler tarafından davet edilerek katıldığım kutlamalarda sırasıyla önce vali, ardından federal ve eyalet milletvekili arkadaşlarım selamlandıktan sonra çoğu kez “şimdi de aramızda bulunan Avrupa Bakanı Herr Ceyhun’u selamlıyoruz” dendiğini hep gülümseyerek yaşamaya alışmıştım. Almanya’da bile insanlar “AP, AP milletvekili, Federal ya da Eyalet Avrupa Bakanı, AB Komisyonu, AB Konseyi ya da AB Komiseri” gibi kavramların genel olarak “ne iş yaptıklarını” pek bilmediklerinden hepsini birbirine karıştırıp dururlar.

AP kurulduğundan itibaren en azından Almanya’da en iyi durumda Federal Parlamento ve Eyalet Meclisi’nin ardından üçüncü sıradadır önem açısından. Ancak bu sıralamanın İl Genel Meclisi, büyük kentlerde Belediye Meclisi tarzı kurumların da arkasından beşinci basamağa düştüğü de çok olur. Almanya’da gazetelerde veya televizyon haberlerinde ya hiç yer bulamayan ya da çok az yer bulduğunda sevinilen AP genelde “vergilerimiz çar çur ediliyor” tarzı olumsuz haberlerin kahramanıdır daha çok. AP milletvekillerinin “gereksiz masraf yaratan bir kurumun üyesi olduğu” çok konuşulan bir önyargıdır.

Oysa bir çok kişi pek farkına varmaz ama örneğin Almanya Federal Parlamentosu bir milletvekilinin onayladığı (ulusal düzeydeki) kararların yüzde yetmiş kadarı Brüksel mutfağından gelir ve aslında Almanya Hükümeti de çoktan onaylamış olduğundan pek değiştirilme şansı da yoktur. Yani Berlin’de, Paris’te ya da Londra’da pek ciddiye alınmayan AP milletvekilleri aslında AB vatandaşlarının da farkında olmadığı kadar önemli bir rol oynarlar. Ancak onlar arasında da bunun farkında olanların sayısı ne yazıkki az olduğundan “kendilerini pazarlamakta” güçlük çekerler. Tabii bunda bir de parlamentonun kurulduğu ilk yıllarda ulusal düzeyde emeklilik yaşına gelenlerin son dönemlerinde keyif yapsınlar diye AP’ye gönderilmesinin de payı var. “Var mı bir oma ya da opa yolla parlamentoya” lafı Almanya’da bu durumu iyi açıklar.

Ancak artık kendi elli yaşına gelen AP milletvekillerinin yaş ortalaması gençleşti. Altmışbeşten elliye indi her halukarda. AP üyesi olup da ardından başbakan ya da bakan olanların sayısı her geçen gün artmakta. Bu da AP’nin geleceğinin parlak olduğunun garantisi. Kendisini daha iyi anlattığı oranda oynadığı rolün de farkına varılacak.

“En az ciddiye alınan haliyle” bile Türkiye’de demokratikleşmeye ciddi katkısı olan bu kurum Türkiye’de de ya “çok abartılarak” ele alınan ya da “baş düşman” ilan edilerek “yerin dibine batırılan” haliyle Türkiye Politikası’ndaki rolünü oynamaya devam edecek.

“Daha nice yıllara” diyelim daha fazla demokrasiye katkısı olacağına inandığımız AP’ye!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.