Aşı yaparım, aşı olmam!

MAHMUT ŞENOL / AÇIK GAZETE KANADA – İngilizlerin bir sözü var, ¨Burn the candle at both ends¨ diyorlar:

¨Mumu iki ucundan yakarsanız¨, diye başlayıp gerisini duruma göre kullanabilirsiniz.

Covid salgını biraz buna benziyor, her tarafından ateş almış gibi; mum eriyor, ateş sönüyor, öteki taraf tutuşuyor, parafin eriyiği şamdanında donup iz bırakıyor…

Bu salgının pilavı daha çok su kaldırır; üzerine epeyi konuşulacak görünüyor. Bir komplo teorisi~conspiracy theory olarak, ¨Acep, bu virüs Çin malı mı?¨ gibi soruları da belki cevaplayacağız günün birinde…

Hasılı hepsini anlayacağız önünde sonunda, eni konu bir anlam vereceğiz olan bitene ama bir şey askıda kalacak: 

Sağlık hizmeti veren ve tıp eğitimi almış hekim, uzman, hemşire, hastabakıcı, laborant gibi tüm emekçilerin, elbette tümü değil ama büyük kısmının niye aşı olmadığını, aşılanmaya karşı direndiği anlaması hep anlaşılmazlık içinde cevapsız kalacak.

Kanada’da nüfusun %87’si aşılandı, bu miktarın % 50’si de ikinci aşılarını vurundu; kamusal anlamda büyük başarı bu. 

Kalan %13 rakamı inat ediyor dinsel gerekçelerle, batıl inançlarla, tıbba güvenmemekle, virüsün Bill Gates’in bir icadı olduğuna inanmakla, aşının emperyalist şirketlerin ve büyük finansörlerin kârlı bir işi olduğunu söylemekle; vs…

Haydi bunları anladık, yani MFÖ’nün ¨Sen neymişsin be abi¨ diye nakaratı olan PEKİ PEKİ ANLADIK şarkısı gibi olacak her şey… 

Fakat bir şeyi anlaması zor: Az evvel noktasını koyduğumuz cümleye sığan tıp insanlarının ¨I-ıhhh, ben olmam!¨ demesi ama aşı yapmaya devam etmesi…

Kanada’nın seçkin araştırma merkezi NANOS’un son saptamasına göre, her 4 sağlık emekçisinden biri aşıya karşı… 

Bu inanılır ve anlaşılır gibi değildir. 

Tıp gibi baştan sona pozitif bilim edinmiş birisinin, Covid aşısı içinde mikroçip olduğu, böylece takip edileceğimizi, hatta DNA’larımızın değiştirileceği, yakında maymun gibi çocuklar doğuracağımızı, bütün bunlara inanarak söylemesi akıl alır şeyler değil. 

Maalesef Kanada’da sağlık hizmetlerinin yüzde 25’i sağlıksız ekipler tarafından sürdürülüyor. Hem federal hükümet hem yerel eyalet yönetimleri uyarı üzerine uyarı yapıyorlar; dinleyen yok. 

En son yaptırım-müeyyide kararın mührünü de, kaçınılmaz olarak, tüm ikazlara karşın söz dinlemedikleri için basıverdiler: Aşılanmayan sağlık hizmetlisi görevinden uzaklaştırılacak, ücretsiz olarak…  

Dahası aşılanmayan hekim ve hemşirelerin diplomaları ve ruhsatları da iptal edilecek diye duyuruldu.

Tabii bu kararın pek çok yargısal-hukuki yaptırımı, savunma, dava, iddia gibi yanları olacak; çetrefil iş…

Kimileri yasal olarak böyle bir zorlamanın yapılamayacağını iddia ediyor ve doktorların, hemşirelerin yakasını bırakın diyor. 

Diyor demesine ama virüsün vıcık vıcık cirit attığı hastane koridorlarında dolaşan bu emekçiler, hiç kuşkusuz kendi hayatlarını risk altına sokmaları bir yana, sokağa çıkıp evlerine gittiklerinde virüsü taşıyor. 

Açık Gazete okurlarını sayılar, istatistiklerle yormayı sevmem; takipçim iyi bilir. Yine öyle yapacağım ama ben dikkatle rakamları izlemekteyim, hastanedeki görev çıkışında virüsü yanında taşıyanların sayıları inanılmazdır ve buna neden olan tıp fakültesi okumuş hekimler, sağlık meslek okullarından diplomalı hemşerilerdir.

Üstelik salgın başladığından beri kendilerine hastaları emanet ettiğimiz bu sağlık emekçilerinin gösterdikleri çabalar, insanüstü emek harcayarak ortaya koydukları bütün hizmetler için duyulan minnet duygusu da göz yaşartıcıdır.

Önümüzdeki birkaç hafta Kanada kamuoyu aşılanmadığı için, aşı olursa dinsel vecibeleri bozulacak olan yahut DNA’sı değişecek diye endişelenen veya hangi nedenle olursa olsun inat eden bu sağlık emekçilerine dair pek çok haber duyacak, bunlar hep konuşulacak; bu kesin…

Fakat federal yönetimin başındaki azınlık hükümeti başbakanı Justin Trudeau, kesinlikle kararlı görünüyor: Ya aşıya ya kapıya!

Bizim komplo teorisine inanmış hekim-hemşire-hastabakıcılarımız da, ben aşı yaparım ama asla aşılanmam diye ayak diremekle karşılık veriyor.

Mesele şu ki, sağlık hizmeti veren emekçi gücün % 25’ine aşılanmadılar diye işten el çektirirseniz, bu değerli ve yaşamsal işi yapanların geride kalanlarına dayanılmaz bir yük binecek, açıkçası bir sağlık hizmeti açığı ortaya çıkacaktır. 

İşte mumun iki ucundan yanması budur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 + 19 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.