Bu kadar hata rastlantısal olabilir mi?

Toplum tüm siyasi operasyonları bilemez de, izleyemez de. Bu ifadeyi irdelediğimizde şu iki sonuç ortaya çıkar: Birincisi, siyasi otoriteye güvenoyu vermiş olan toplum tüm siyasi operasyonları bir dedektif gibi izlemez, hatta öğrenmek dahi istemez. Çünkü siyasi operasyonların sağlıklı yapılıp-yapılmadığı gerekli yüksek yargı organları tarafından denetlenir, gerekirse iptal edilir. Hal böyle olunca, halkın genel güveni ve oyu ile iktidara gelmiş olan siyasi erk iki güç arasında topluma hizmet eder. Birincisi, siyasi erk, yukarıdan anayasa ve yüksek yargı organlarının gözetim ve denetimindedir. Diğer bir deyişle, hükümet organı devlet sisteminin altındadır. İkincisi ise, siyasi kadroyu, siyasetçilere değil, halka hizmet anlayışı ile iktidara getiren halk tanıdığı kredinin hesabını her an siyasetçiden sorma bilincindedir. Halkın oyları ile iktidara gelmiş olan zevat, halkımızın Osmanlı’dan kalma yanlış algılamasıyla “devlet adamı” değil, “halkın hizmetkârı”, en fazla, “hükümet adamı”dır, o kadar. Oyla iktidara gelen siyasi kadro bu şekilde algılanmadıkça, siyasetçi halkı, siyasetçi üzerinden emperyalist de ülkeyi sömürür. Seçtiği siyasetçiyi fetişleştirerek ona tapan bir halk, siyasetçinin de, onun üzerinden emperyalistin de sömürüsünü hak etmiş demektir.

Size bir ünlü yazarın en kısa hali ile emperyalizm tanımını vereyim. “Piyasalar için canhıraş mücadele, satış rekorları kırma savaşı, gelir dağılımı sorununun ihmali emperyalizmle ortaya çıkan çarpık ekonomi düzenidir.” Bu düzende patronlar emekçiyi, emperyalistler de ülkeyi sömürür. Acı olan şudur ki, böylesi durumlarda siyasiler üretim artışı ve büyüme oranı ve ihracat rekorları ile övünür ve maalesef saf halkından oy alır. Burada halkın bir suçu yoktur, çünkü halk ekonominin ne tür ince labirentlerinden geçtiğini anlayamaz. Fakat profesyonel iktisatçılar, TV camının arkasından bilmem hangi üniversitede profesör olduğu yaftası ile halka konuşan sözde profesyoneller, asimetrik bilgi ilişkisinde, emperyalistler üzerinden siyasilere oynatılan tuluatın nasıl bir ekonomik bir başarı olduğunu anlatırken, hiç sıkılmazlar, anlayamam. Aynı şekilde, “yetemez, ama evet”çi aydın müsveddeleri de, halka AKP icraatının nasıl bir özgürlükçü olduğunu anlatmadı mı? Şimdi de ortaya çıkıp, görüşlerinin nasıl uzun erimli isabetli bir görüş olduğunu göğüslerini kabartarak anlatsalar ya!

Türkiye’yi AKP iktidarıyla perçinlenmesinden başlayarak, yaşanan tüm olayları gözden geçirdiğimizde hemen hepsinde bir kuşku, bir gidiş-geliş, bir toplumsal sarsılış görmüşsek ve böylesi patolojilerin oluşum sıklığı ve yaygınlığı olağanüstü yüksekse bunları bir tür yanlışlık, rastlantısal oluşumlar vb gibi iyi niyetli analizlerle geçiştiremeyiz. Nasıl oldu da, bir yandan halkımıza ekonomide aldatıcı balonlar dönemi (!) yaşatılarak AKP halka monte edildi ve yükseltildi de, şimdilerde balon patlamışçasına halkımız dibe gömüldü? Eğer bir dönem geçmişin görüntüsü ya da faturası ise, tüm devlet mekanizması ile geçmiş neden anlaşılamadı da, bugünlere savrulduk. Çünkü geçmişi anlamamızın önüne bazı engeller koyuldu; samimi Batı düşmanı dindar bir partiden doğurulup, Oval odalarda yoğurulup, Batı işbirlikçisi gibi gösterilen siyasi, çakma aydını ve işlevsel medya grubundan oluşan bir kadro ile bütünleştirilip, halkın önüne atıldı. İşte sorumlular ve aldananlar. Aldatılma ve aldanma olguları da tersinden anlatılarak, halkımız yanıltılmaktadır. Siyasiler ve etrafındaki kadro aldatılmadı, onlar her şeyi biliyorlardı; bugün geçmişi bilmediklerini iddia edenler dönüp kendi akılsal yapılarına ve algılama kapasitelerine baksınlar. Aldatılan samimi halkımız ve emekçilerdir. Bugünkü çöküşümüz, bir yönü ile böylesi mega aldat(ıl)manın sonucu, diğer yönü ile de bir zamanlar örtülü halk düşmanı rolüne soyunmuş beyinsiz aydın bozuntuları ve bugün etrafa saçılarak akıllarınca günah çıkarma işine soyunarak kahraman olmaya çalışan zavallılardır. Herkes yanılır, kimse bundan dolayı suçlanamaz, ama yanılan bugün kahraman kesilmek yerine, halktan özür diler ve sessizce yerine oturmalıdır.

Şimdi gelelim ülkede çökertilmiş kurumlara, son kertede de yaşanan sınav olağanlığına. Bu cümle yanlış değil, zira son kertede yaşanan olay ne bir skandal, ne de görevden alınanların küçük akıllarının eseridir. Ülkede habersiz sinek dahi uçmazken, uçan kuşların haberlerden uzak olduğu düşünülemez. Adalet mekanizması bir şekilde çalıştırılır, sınav mekanizması bir şekilde çalıştırılır, nüfus yapısı bir şekilde bozulur, alt-yapı mucizeleri ile bugünler yaşanır, enflasyon bir şekilde oluşturulur vs. 2023 Cumhuriyet’in yüzüncü yılı yaklaşıyor. Truva Atı kalelere girmişse, siyasi erk son tabloyu perdelemek için vasi mağfiret kapılarını açmalı ki, olay anlaşılmadan emperyalistler amacına ulaşsın. Bu nüfus bileşimi ile bırakalım Avrupa uluslarını, bizzat bizler dahi Avrupa’ya giremeyeceğimizi düşünürsek, niçin bir Batılı sorumlu en fazla göçmen alan Türkiye’ye methiye dizmesin ki! Daralan kapitalizm emperyalist politikalarını yükseltirken bunun bir yolu olan komşu ülkeleri içeri almadan sömürmek olmaz mı; hani patron-emekçi ilişkisi gibi: üretimde emekçi öz kardeştir, paylaşımda ise üvey kardeş olur.

Üniversiteler felsefi analizler yapan gençler yerine, teknik robotlar nesli yetiştirse daha iyi olmaz mı? Tarikatlar, Yaratıcı ’nın yolunda emek sarf ediyorlarsa, niçin insanları sadece ve sadece Yaratıcıya kul, siyasiye ise patron olmaları gerektiğini, siyasi hırsızlıkları desteklemenin çok büyük vebal olduğunu söylemiyorlar ki! Yargı organı İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanı ifadesi ile kaldırılmasına onay verirken, hukuk tahsili esnasında bir hukuki işlem hangi yoldan başlatılmışsa aynı yoldan tadil edilir ya da kaldırılır kuralını öğrenmedi mi? Eğer öğrendi de, bugün farklı davranıyorsa, bugünkü üniversite sınavları da, kamuya giriş sınavları da zaten boş eylem değil mi?

Kısacası, hiçbir dönem, öncesi dikkate alınmadan, tek başına analiz edilemeyeceği gibi, hiçbir eylem ve küresel gücün emrine alınmış siyasi kılıfa bürün(dürül)müş kadronun amacı da bütünseliyle dikkate alınmadan analiz edilemez. Bu bütünseli lütfen analiz ederek hem insanlığa, hem ülkemize yardım edelim, aynı zamanda da yanlış yola girmiş olan siyasilere el uzatalım!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.