ÇÖPÇÜYÜZ, ÇÖPÇÜSÜNÜZ, ÇÖPÇÜLER!

SEDAT YILDIRIM SARICI – Telefon çaldı. Koştum açtım. “Nasılsın abi, iyi misin?” dedi. “Sağolasın, iyiyim. Sen nasılsın?” faslından sonra  “Sedat abi, beni tanıdın mı?” diye sordu. Özür diledim, “birden çıkaramadım” dedim. “Abi otuz yıl önce sen Süleymaniye Camii’nin yanındaki Florya Restaurant’ta bulaşıkçılık yaparken ben sokakta çöpçüydüm. Seninle bol bol sohbet ederdik. Bir gün beni görünce, ‘korkarım iyisin’, demiştin. Unutamadım. Şimdi izini buldum, aradım. Bir gün birlikte çay içelim” dedi.

Hatırlamaz mıyım, müthiş hoş sohbet biriydi. Pink Floyd, Jean-Michel Jarre, Vangelis dinler, bir kaç çalgı çalacak kadar müziğe sarılırdı. Türkiye Komünist Partisi önderlerinden, Kuvayi Milliye gönüllüsü, fikirleriyle 22 yıl mapus yatmış Dr. Hikmet Kıvılcımlı’ya kadar siyasi hareketleri takip edip hayatı kendi bakışıyla yorumlamaya çalışırdı.

Görüşemediğimiz otuz yılın içinde annesi yaşlanıp sağlık durumu ağırlaşınca son günlerinde olsun vatan hasretini sonlandırmak için Türkiye’ye gitmek istemişler. Anam vay, bizim çöpçü bir bakmış kendisini Türk vatandaşlığından çıkarmışlar. İngiliz vatandaşlığı da yok. Vatansız orta yerde kalmış. Aziz Nesin’in Türk edebiyatına armağan ettiği bürokrasimizin en önemli yergilerinden “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” halinin İngiltere çeşitlemesi gibi.

Gözlerim doldu tabii. Aklıma Fikret Kızılok geldi. “gurbetin yolları meyil / yaşadığım belli değil / sonu gelmez bir ayrılık / ya ölünür ya ölünmez / kalmışım gurbet illerde /ya dönülür ya dönülmez”

Sonra Bizim Yaşar, meramını anlata anlata bir çıkış yolu bulmuş. Şimdi otobüs şoförlüğü yapıyor. “ Abi evde kabak kemane, mey, gitar, kanun var. 11 tane de bağlamam var” diyor. Yaşar’dan çok şey öğrendim.

MONEY FOR NOTHING

Dire Straits’e olağanüstü başarı kazandıran “Money For Nothing” şarkısı iki işçinin konuşmalarından doğmuştur. Topluluğun gitaristi, bestecisi Mark Knopfler bir beyaz eşya mağazasına gider. Çamaşır makinası, buz dolabı gibi eşyaları evlere taşımadan sorumlu iki işçinin, dükkanda seyrettikleri müzik videosu üzerinde şakalaşarak uydurma sözlerle takılmalarını hemen orada not eder. Eve dönüp şarkısını tamamlar. Parça dünyayayı sallar. Money for nothing, chicks for free. “Parayı boşver, kızlar beleş”.

“biz buzdolabı, televizyon, mikrodalga taşırken, / süslü püslü züppeler özel uçaklarıyla gezerler / milyonerlere cicili bicili mutfaklar kurarken / aptal değiller ya ötüyor zevzekler / Parayı boşver, kızlar beleş”

Mark Knopfler, Eric Clapton, Phil Collins

Gitar motifleri ve solosuyla müzik tarihinde en tanınan, en çok dinlenen ve çok para kazandıran parçalar arasında yer alan eserde Sting de şarkıya eşlik eder. Parçayı gitarda Eric Clapton, davulda Phil Collins ile canlı performansta dinleyebilirsiniz. İlgili bağlantıyı ekliyorum: İki işçinin mesaideki takılmaları, babası Marksist olup sayısız solo albümü geride bırakmış Mark Knopfler’la birlikte, Sting, Eric Clapton ve Phil Collins’i böylesine büyük bir orkestra ve koroyla, böylesine büyük bir salonda bir araya toplayabiliyor. İzleyelim mi?

https://www.youtube.com/watch?v=6CB9OrGZ7-c

Konumuz “Çöp” olduğundan ben asıl “Money For Nothing” adlı televizyon programını anlatacaktım. BBC’de Sarah Moore’un sunduğu her biri 45 dakikalık program bugünlerde 240 bölüme ulaşmış bulunuyor. Belediye çöp toplama alanlarına atılan eşyaları olağanüstü yaratıcı tasarımlarla yeniden kullanıma kazandırıyorlar. “Geri Dönüşüm” bazen “Sanatsal Yaratım”lara evriliyor. Elde edilen gelir de eşyayı belediye çöplüğüne getiren ilk sahibine teslim ediliyor. Onlar da genellikle bu parayı hayır kurumlarına bağışlıyorlar.

Sarah Moore

Programın sunucusu ve tasarımcılarından Sarah Moore, 40 yıl önce üniversitede tanıştığım Nimet Alp adlı arkadaşımın tıpkısının kopyası gibi. Endamları, candanlıkları, canlılıkları, bir pantolon bir gömlek kalenderlikleriyle birbirlerinin ikizi sanırsınız. Nimet, üniversitede okurken bir yandan çalışmasını sürdüren, üretmeyi seven bir arkadaşımdı. Turizm üzerine okuduk ama sayfayı kapattı. Sıfırdan başlayıp grafik tasarım üzerine eğildi. Sonra kendi ekibini ve şirketini kurdu. Sonra dağcılık, ardından doğa fotoğrafçılığı gibi her biri apayrı konularda aşkla koşuşturmaca.

Bu iki kızdan öğrendiklerimi kendi yaşantıma eklemlemeliydim. Sarah’ın çöpçülüğüne imrendim, gittim çöplüklerden, bit pazarlarından ölü fiyata gitar toplamaya başladım. Nimet’in sıfırdan başlama azmi beni de heyecanlandırdı, tamirciliğe soyundum. Bulduğum gitarları tamir edip heveslilerine hediye ediyorum. En az 100 çocuğu/genci gitar sahibi yaptım bile. Kimisi konservatuar kazandı, kimisi müzik akademisinde okuyor. Bilmem benim çöpten bulduğum gitarların bir etkisi oldu mu? Ama ben öyle avunuyorum. Hurda gitar tamiri, hurda kalbi, paslanmış ruhu da tamir ediyormuş. Bu yüzden gitarlara “Reenkarnasyon Serisi” adını verdim. “Reenkarnasyon 1”, “Reenkarnasyon 107” diye gidiyor.  Aşağıya bir deste besteye eşlik etmesini umduğum reenkarnasyonlardan küçük bir demet ekliyorum.

Reenkarnasyon Serisi’nden birkaç örnek

Benimkisi amatör bir heves. Moğollar’ın bas gitaristi Taner Öngür ağabey, Çarşamba pazarlarında yerlerde sürünen gitarları toplamayı o kadar ilerletmiş ki, çöpten bulup koleksiyonuna kattığı bazı efsane gitarların tarihçelerini de araştırıp televizyon programlarında anlattığına da şahidim.

Moğollar kuşağının (1960’dan bugüne) en “naif”, yani saf ünlülerinden biri kuşkusuz Erkin Koray’dır. Her saflık mutlak yargı eksikliğini de barındırır. Hatta ırkçı partilere desteğe kadar ufuk kararmasına yol açabilir. Ama konumuz çöp olunca bir hakkı da teslim etmek gerekir. “kör olası çöpçüler, aşkımı süpürmüşler” mısraları hakikaten çok değerlidir. Bazen ilahileştirilen aşkın, bazen de yerlere düşüp çöpçülerin dikkatsizliğine kurban gidebileceğinin itirafı az şey değildir. Bu iki mısra unutulmadı, unutulamaz.

BEN BİR CEVİZ AĞACIYIM, VEFAKAR FARKINDA!

Yazının sonunda çöpten çıkalım, tertemiz bir hikaye aktaralım. Ülkemizin işine özenle sarılan besteci, aranjörlerinden Sunay Özgür geçtiğimiz hafta bir kaç fotoğraf gönderip, fotoğrafların öyküsünü anlattı.

İstanbul’da yaşadıkları evin bahçesinde kurumuş, kocaman bir ceviz ağacı varmış. Bizimkisi çok sever arada bir fotoğrafını çekermiş. Bir gece ağaç büyük bir gümbürtüyle yıkılmış. Deprem oldu zannetmişler. Belediyeden marangoz gelip, ağacı dilim dilim kesmiş.

Asil ruhlu kardeşim istiyor ki (kendi sözleriyle) “bahçedeki arkadaşı eve alalım, beraber oturalım.” Kesilen ceviz ağacının iki tomruğunu kendisine almış.

Götürmüş (luthier) enstrüman yapım ustası Briken Aliu’ya. Tomruklardan biriyle bir gitar yapılmasını istemiş. Kurt sürüsü istila ettiğinden ağaç delik deşikmiş. Ayrıca cevizin ideal gitar ağacı olmadığından bahsetmişler. Olmaz denilen iş sonuçta olmuş, hem de çok güzel olmuş. Dinledim olağanüstü hoş, kendine has bir sedası var.

Bahçedeki Arkadaş

Çöp zannettiğimiz, kuruyup yıkılmış, içini kurt yemiş ağaçtan bir sanat eseri çıkmış oldu. Kim bilir belki de yeni yeni bestelerle ya da stüdyo veya konser kayıtlarıyla bambaşka eserlere de sesini, bahçedeki cevizin nefesini verecek…

__________________

* Müzisyen de olan yazarımızın diğer çalışmalarına https://sedatsarici.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.