Çeklerde açılım devam ediyor!

Açılım modasına çok öncelerden çekler (ara karşılığında verilen, banka güvencesindeki değerli kağıt) katılmıştı. Gün geçmiyor ki, geçen günden daha fazla karşılıksız çek bankaların veznelerinde açılmıyor! Şu anda bir milyon beşyüz binden fazla çek karşılıksız olduğunu Merkez Bankası açıkladı. (Karşılıksız çekerle bankalar vermesi gereken güvenceyi vermiyor, çünkü piyasa koşulları değişmiştir! Elinde karşılıksız çeki olan ya mafyaya gitmesi gerek, ya da bir bardak soğuk su içmesi beklenmektedir!)

Çekler piyasanın aynası gibidir. Eğer çeklerin karşılığı varsa piyasa canlanır. Hani çiklet alırsanız bakkaldan diye başlayan reklam ve orada verilen mesajın hayata yansıması olan o çiklete verilen paradır. Ama çiklete para yerine, karşılığı olmayan kağıt veriyorsunuz (çek), o verdiğiniz kağıt karşılığında çikleti alıyorsunuz. Bakkal ise o karşılığı olmayan kağıt ile manava gidiyor, elma almaya çalışıyor ama manav daha önce ağzı yandığı için hemen çekin geçerliliğini kontrol ediyor. Kontrol ile anlaşılıyor ki, verdiğiniz çekin karşılığı yok! Bu durumda bakkal ne yapıyor? Elma alamıyor. Para piyasaya giremiyor ama sizin aldığınız çiklet ise çoktan kullanılmış çöp sepetindeki yerini almış durumdadır. Piyasadan mal çıkmış ama karşılığında çikletin değeri girmemiş. Hadi emeği filan yok sayalım! Yok olan, kapitalist ilişki içinde olan arz ve talep! Talep var ama para yok! Para yerine geçersiz kağıtlar var. Geçersiz kağıtları da bankalar vermiş! Banka geçersiz kağıt verdiğine göre, geçerliliği var kabul ediliyor ve imzalar karşılığında mallar alınıyor! Tıpkı Amerika merkez bankası adına para basan matbaanın durumu gibi, değil mi? Para neyin karşılığında basılır? Çekler neyin karşılığında verilir?

Para, aslında çek gibi kağıttır. Onun üzerinde imza dijitaldir ve kopyalaması zor olan renkler ile belirli ölçüde elden ele dolaşan kağıt parçasıdır. Çek ise, paraya göre daha uzun ama üzerindeki ima dijital değil, size ait olan bir kağıt parçasıdır. Birinde piyasaya sürülürken kabul edilen talepler dikkate alınır ve ona göre üretim yapılır. Hatta bazı üretimler sadece kağıt üzerinde kalır. Ürettiği söylenen kağıtlar, sadece banka hesaplarında bir rakam gibi işlem görür. Merkez bankaları kağıt paralar üretir, piyasa sağlıklı işlesin diyerek! Talep fazlası para üretildiğinde ise, ekonominin bir çok oyunu sahneye konur! Enflasyon, develasyon gibi isimler verir ekonomistler! Ekonomistler, isim vermek ve tanımlar yapmak üstüne yoktur! Ekonomistler bir anlamda sihirbazdırlar. Var olanı gözümüze baka baka yok ederler, yok olanı da var edebilirler! Her şey rakamlar ile yaparlar. Bizlerde o el çabukluğu ve kelime oyunları arsında ilizyon hilelerinin farkına varamayız! Ekonominin kurallarını sorgulayamayız! Peşinen kabul ederiz ve alternatifin olmadığını düşünürüz. Çözümlerimizi kendimize göre yaparız ama piyasa içinde kişinin yaptığı çözüm sadece bireyseldir ve denizde bir damlanın etkisi kadardır!…

Piyasada karşılıksız çeklerin yaygınlaşması, var olan krizin derinliğini gösterir! Çünkü kimse karşılıksız çekler ile piyasadaki itibarını yok etmek istemez! Eğer güven unsurunu kaybederse bir işletme, artık onun batışını durdurmak kolay değildir. Aşağıya doğru hızla giderken, yanına bir kaçını da taşıyabilir. Ayakta durabilmek için en küçük umuda tutunayım derken, bir bakmışsınız piyasa birlikte aşağıya doğru düşüyorsunuz!

Geçmiş tarihimiz içinde bir çok krizler ile karşılaştık! Ülkenin sandığı boş olduğunda, ülke topraklarının ve güvenliğinin nasıl başı boş kaldığı, alacaklılar tarafından nasıl masa başında paylaşıldığına şahit olduk! Eğer ekonomisi sağlam değilse bir ülke, o ülkenin başkasının yanında söz söyleme hakkı yoktur. Birisi gelir, kulağınızdan tutar ve adına açılım dediği bazı şartları kabul etmeye zorlar. Gider, bir masanın başına taviz veren anlaşmalara imza atarsınız! Efendiler, istedikleri biçimi kendi çıkarlarına uygun olarak karar verirler!

Çocukluğumda oynadığım bir oyun vardır. O oyun piyasanın nasıl işlediğini anlatan oyundur. Kağıttan para vardır, dükkan vardır, topraklar vardır. Elbette piyasa olunca cezaevi ve suçlarda vardır. Her suçun birde cezası! Dört, beş kişi oynar oyunu. Zarlar atılır, zarın üzerindeki rakama göre ilerlenir. Piyasadaki hareket alanı o zarın üzerindeki rakamdır. Başlangıçta her oyuncu eşittir ama bu eşitlik zaman içinde bozulur. Oyunu elinde para ve dükkan sahipleri kazanır. Monopoly adını verdikleri oyun, çocukluk çağından itibaren piyasa öğretilir ve bu piyasa içinde yaşamak doğallaştırılır! Piyasa kurallarına uymayan kaybeder! Hiçbir devlet sonsuz değildir ama oyun sonsuzdur! Özneler değişebilir ama kurallar hep aynı kalır! Gerçekler öyle midir?

Eğer bir piyasa karşılıksız çekler sürülüyor ve hükmetmeye başlıyorsa, orada hangi kural geçerli olur? Çeklerin açılımı size neyi anlatır?


—————————————
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.