“KIYAMET ALAMETLERİ”

SEDAT YILDIRIM SARICI – Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim üyesi Prof Dr. Nihat Hatipoğlu’nun, ATV’de Kıyamet Alametleri beyanları arasında geçen bir başlık birçoğumuzu acı acı düşündürdü. Ekranda da yazılı olarak yer alan “Çalgılar Çoğalır (Enstürmanlar Çeşitlenir)” söylemi, itham edilen müzisyenler adına büyük bir haksızlığı barındırdığından kişisel itirazımı dile getirmek istedim.

Hatipoğlu, “Çalgılar çoğalır” gibi zaten Türkçe olan iki sözcüğün Türkçe çevirisine kalkışmış. “Meal, tefsir ve tercümeyle epeyce yorulmuş olunulmalı ki “Enstürmanlar” yazısı akademik ünvan taşıyan bir kimsenin ekranında sergilenebilmiş. “Enstrüman” diye yazılmalıydı ama gaf keşke bundan ibaret olsaydı.

Çalgıların çoğalmasının kıyamet alameti varsayımı veya Kuran ile müziğin çelişmesi gibi konular, hiç bir ayette yazmadığından ancak zorlama tefsirlerle (öne sürme) gündeme gelir. Bu sebeble de günümüzde müzik, müslümanların da yaşadığı her ülkede tarihsel derinliğiyle birlikte yaygınlığını ve saygınlığını korur, korumalıdır.

Nesimî

Birkaç örnekle müziğin yol göstericiliğine değineyim. İlkin ölümsüz besteci ve şair Nesimî’nin (1339-1419) sonsuza dek yankılanacak eseri “Sığmazam”dan söz edeceğim. Azeri Türkçesinde ve Farsça divanlar yazıp, Arapça şiirler besteleyen Seyyid Nesimî’nin kökleri, bir çok tarihçiye göre Hz.Muhammed’in mensup olduğu Kureyş kabilesi soyuna ait Haşimoğulları sülalesine dayanır. Kureyş ve Haşimiler “Sığmazam” şiirinin son beyitinde dillendirilir. Bazı tarihçilere göreyse Kureyş kabilesi, Tevrat’ta bolca anılan Nuh peygamberin torunu İbrahim peygambere kadar uzanır.

Azerbaycan Kültür Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO – Dünya Mirası Kurulu’nun desteğiyle Bakü’de sergilenen eseri dinleyebilirseniz çok sevinirim.

Aslen 17 beyit olan ‘Sığmazam’ın dört beyitini aşağıya kopyalıyorum:

Bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam 

Yersiz, yurtsuz cevher benim, hiçbir mekana sığmazam

Hem sedefim hem inciyim, Sırat’tan da geçiciyim 

Bunca atlas kumaş ile ben bu dükkana sığmazam

Yıldızlara felek benim, vahiy ile melek benim

Çek dilini dilsiz kesil, ben bu lisana sığmazam

Gerçi bugün Nesimî’yim, Haşimi’yim Kureyşî’yim 

Bundan uludur ayetim; ayete şana sığmazam

https://www.youtube.com/watch?v=iBd1r5VOK2c

Hacı Bektaş-ı Veli’den etkilendiği söylenen Nesimî, aydınlanmacı görüşleri dönemin hükümdarlarını rahatsız ettiğinden Sokrates ve Pir Sultan Abdal gibi idam edilmiştir.

Mısır Çerkez kölemenleri hükûmdarının emriyle derisi yüzülen Nesimî’nin cesedinin, Adem ile Havva’nın ilk oğlu Kabil’in kardeşi Habil’i öldürerek tarihe yazılan ilk cinayetin işlendiği Şam’da bir hafta halka gösterildiği de rivayet edilir.

Işık aydınlatır. Mağaradan çıkamamış iktidarlar ışığa hınçla saldırılar. 1973 yılında besteci, müzisyen Victor Jara’nın, Şili’de faşist Pinochet’in askerlerince elleri ve parmakları kırıldıktan sonra 44 kurşunla öldürüldüğü bilgisi daha önceki “Rock ve Faşizm” başlıklı makalemizde geçmişti.

Ülkemizde salgın hastalık döneminde işsiz güçsüz kalan 100’den fazla müzisyenin intihar haberine daha önce de değinmiştik. Vergi aldıkları vatandaşlarına yükümlülüklerini yerine getiren sorumlu yönetecilerle sosyal devlet kavramını yürürlükte tutan ülkelerde benzer acılar yaşanmadı, yaşanmıyor.

CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, 5 Mayıs günkü Cumhuriyet gazetesinde “İntiharlar da bir salgın gibi yayılıyor. Toplumsal bir sıkışma var. İntihar yaşı 13’e kadar inmiş durumda” diyor. “2021 Ocak ayında 94, Şubat’ta 99, Mart’ta da 112, Nisan ayında ise bu rakam 129’a yükseldi” diye ekliyor.

Mart ayında 13, Nisan’da 8 çocuk yaşamına son vermiş. 20 Nisan günü de cebindeki son 12 lirayı karısına veren Tekirdağlı Fedai Kuşçu adlı bir genç intihar etti. Bakkala ve çevreye borçlarını ödemekte zorlanan Kuşçu “Allahaısmarladık” deyip oturduğu evin balkonundan kendisini boşluğa bırakması ciğerimizi parçaladı.

Fedai Kuşçu

Borç denilince aklımıza yazdıklarıyla talancı iktidarları rahatsız eden Cem Karaca gelmez mi? Sayısız ölüm tehditi yetmezmiş gibi bir de vatandaşlıktan çıkarılan Karaca “Yoksulluk Kader Olamaz” eserinde bakın ne diyor:

Devlet baba borç içinde sabret diyorlar / Sen de bakkala kasaba borç et diyorlar / Ben onurlu insanım boyun eğemem / Alacaklı ver deyince ödün veremem / Yoksulluk kader olamaz, kader değildir / Firavunlar bile böyle gaddar değildir”

https://www.youtube.com/watch?v=czAPVwuSGK8

Bu şarkı yazıldıktan tam 44 yıl sonra bakkala borçla değil onuruyla yaşamak istediğini sosyal medyadan duyuran Fedai Kuşçu, hayatına çok genç yaşta son verdi. Umarız bir çare buluruz da bu son olur.

Yoksulluk Kader Olmaz’ı yazan Cem Karaca

Yoksulluğun beraberinde getirdiği adaletsizliklerin olmadığı bir gelecek yaratma amaçlı yardım kuruluşu OXFAM’ın son araştırma raporlarından bir kaç veri paylaşayım. “Dünya nüfusunun %1’ini oluşturan ‘zenginler zirvesi’’ servetinin toplamı, geriye kalan %99’luk kesimin toplamına eşit.” Dünyanın yarısının zenginliğinin sadece 8 adamın elinde olduğu bilgisini de eklemem gerek.

Yoksulluk ve haksızlıkların da dillendirildiği müzik, resim, tiyatro, sinema gibi sanat dalları desteklenmesi gerekirken sesinin kısılmaya çalışılması ancak bu %1’lik “zenginler zirvesine” sadakatla hizmet etmeye yarar. Hiç kimse yurdunda din eğitimi almış “akademik ünvanlı” kimselerin böyle bir hizmetin içinde yer almasını istemez.

Arsız, nursuz vahşi kapitalizmin tam kuyrukçuluğunun yasalarla teyid edildiği yurdumuzda bunca yoksulun korunması, adaletli bir paylaşımın olabilmesi ancak kanunlarla mümkün olabilecekken, yağmacıların merhamet ve sadakasında çözüm aramak akademisyenlere yakışmaz.

İçinde insan sevgisi olan herkesin bu konuya çözüm üretmesi gerekirken bir ilahiyatçının bu gibi sorunlara çözüm arayan müzisyenleri zan altında bırakacak açıklaması yüz kızartıcıdır. İlahiyatçılar çok iyi bilir ki kıyamet alametleri arasında öncelikle “ilmin ortadan kalkıp cehaletin yerleşmesi” gösterilir.

Onca din ve devlet erkânı varken, son yarım asırda da tanık olduğumuz üzere yoksulluğun, açlığın ve savaşların ortadan kaldırılabilmesi için müzisyenlerin dünya çapında sayısız konser ve festival organizasyonu olmuş, milyonlarca müziksever bir araya gelmiş, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere karar alıcı ülke yöneticilerine defalarca çağrıda bulunulmuştur. Müzik hala din, dil, yaş, renk, ırk, tabiiyet, cinsiyet, düşünce farkı gözetmeksizin insanları salt sevgiyle bir araya getiren tek güçtür. İlahi bir ilhamı andıran barışçıl sedasıyla bu koca küreyi kucaklayan yegane mucizedir.

Konuyu “sıfırdan” toparlamamız gerekirse aydınlanmaya hınçla katledilen şair, ozan, bilge, aydın, yazar, sanatçı, gazeteci, felsefeci ve bilim insanı sayısı çok yazık ki “münferit” değildir.

Milattan sonra 14. yüzyılda Şam’da Mısırlı hükümdarın dersisini yüzdüğü Nesimî’den 3000 yıl,  yani günümüzden 5000 yıl önce firavunların hukuk sisteminden iki hak ekleyeyim. Toplumsal katmanların en altlarında yer alan köylüler, yapılan bir haksızlığın düzeltilmesi için vezire veya mahkemeye başvuru hakkına sahipmişler. Kadınların erkekler kadar sözleşme yapma, mirasçılık, evlenme, boşanma ve mahkemelerdeki hukuki itilafları takip etme hakları varmış. Şimdi anlıyoruz ki, “firavunlar bile böyle gaddar değildir” neden doğru bir sözmüş.

Mirza Aliekber Tahirzade Sabir

Madem yazımıza Azerbaycan’la başladık, başladığımız yerle bitirelim. Azeri şair, yazar, düşünür Mirza Aliekber Tahirzade Sabir’in (1862 -1911) Hophopname’sinde yer alan “Korkirem”i hatırlatmak isterim.

Ay balam / Tek başıma çıkırem ben / Dağlara bala, dağlara 

Yangını volkan görirem / Cin görirem, can görirem / Mezerde hortlak görirem / Bin türlü tufan görirem / Kül gibi yavan görirem Korkmirem****

Şafak vakti düşirem men / Çöllere bala, çöllere 

Kükremiş arslan görirem / Kan yiyen sırtlan görirem / Dalgalı umman görirem Korkmirem****

Ay balam / Bu korkmamazlığım ile / Vallahi bala, billahi bala, tillahi bala  

Harda bir yobaz-softa-molla görirem Korkirem

Dalgalı fikirlerinden / Riyakar zikirlerinden Korkirem

Sabir, sekiz yaşında gönderildiği Molla Mektebi’nde oruç tutulurken, defterine ‘acıktığını’ yazınca falakaya yatırılır. İlk şiiri bu acıyla doğar (1870).

“Tuttum orucu İramazanda / galdı iki gözüm gazanda / Mollam da döğir yazı yazanda…”

______________________

* Müzisyen de olan yazarımızın diğer çalışmalarına https://sedatsarici.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nine + 5 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.