Macaristan’da muhalefet Orban’a karşı birleşti

Aralarındaki uyuşmazlıkları şimdilik bir kenara bırakan altı muhalif parti, nisan 2022’de yapılacak genel seçimlere ortak bir başbakan ve milletvekili aday listesiyle katılacak.

Geçtiğimiz on yılda Macaristan’da çok şey değişti. 2010’da gerçekleşen genel seçimleri tipik bir merkez sağ-liberal demokrat siyasi program izleyerek büyük bir farkla kazanan Başbakan Viktor Orban ve partisi FIDESZ’in (Macar Yurttaş Birliği) hızlı bir şekilde merkez sağdan aşırı sağa yönelmesine şahit olduk. Orban, her ne kadar alt ve orta sınıfları destekleyici politik vaatlerde bulunmuş olsa da kamu kaynaklarını partisine yakın isimlere peşkeş çekerek Macar halkını giderek yoksullaştırdı. Yürüttüğü ekonomik politikalar sonucunda bugün Macaristan halklarını son on yılın en yüksek enflasyon ve işsizlik oranıyla karşı karşıya bıraktı.

Bağımsız ve muhalif medyanın gittikçe zayıflatılması ile haber kanallarının yüzde 80’i yandaş iş adamları ve şirketler tarafından ele geçirildi. Macar havuz medyası durmaksızın yeni düşmanlar yaratmaya ve halk arasında Macaristan’ın bir takım dış güçlerin saldırısı altında olduğu propagandasını yaymayı sürdürmektedir.

İster doğudan gelen mülteciler ister Batı ile ilişkilendirildikleri LGBTİ+ aktivistleri karşısında olsun; Orban, Macar halkının önemli bir kısmında şu imajı inşa etmekte: FIDESZ iktidarı Hristiyan ve beyaz Avrupa’nın son kalesidir. Orban iktidarı, küresel elitlere karşı sözde mücadelesine rağmen ülkede faaliyet gösteren yabancı otomotiv şirketleri lehine Macaristan işçilerinin grev haklarını neredeyse tamamen ortadan kaldırdı. Sendikalar tarafından kölelik kanunu olarak adlandırılan yasa tasarısı ile yıllık fazla mesai sınırı 250 saatten 400 saate çıkarıldı.

Bütün bunlara ve süregelen yolsuzluk skandallarına rağmen, FIDESZ parlamentodaki üçte iki çoğunluğunu sürdürmeyi başardı.

ÖN SEÇİMLER
Ne var ki son dönemde Macaristan’da muhalefet Orban’a karşı birleşmeyi başardı. Geçen aylarda düzenlenen ön seçimler, 2010 yılından beri sandıktan yenilgiyle ayrılan Macar muhalefetinin bir araya gelmesi açısından en büyük atılım olarak tarihe geçti. Muhalefet ön seçim yoluyla adayların belirlenmesini seçmenlere bıraktı. Aralarındaki uyuşmazlıkları şimdilik bir kenara bırakan altı muhalif parti, nisan 2022’de yapılacak genel seçimlere ortak bir başbakan ve milletvekili aday listesiyle katılacak. Peki muhalefet cephesinin yakaladığı bu ivme Orban’ın 10 yılı aşkın süredir toplumu kutuplaştıran, özgür basını baskı altına alan ve kitlelere korku salarak siyaset yürüten iktidarını devirmek için yeterli olacak mı?

Muhalif partilerin bugüne değin başarı elde edememesinin birçok sebebi bulunuyor. Havuz medyasının muhalif siyasetçilerin şahıslarına yönelik saldırıları ve iktidar lehine değiştirilen seçim kanunu önde gelen sebepler arasında değerlendirilebilir. Ancak, muhalif siyasetçilerin Orban öncesi Macar siyasetinde sergiledikleri başarısızlıklar da Orban’ın eline önemli kozlar vermektedir. Örneğin bugün muhalefet cephesinin en büyük partisi olan Demokratik Koalisyonun (DK) Genel Başkanı Ferenc Gyurcsany’ın 2004 ve 2009 yılları arasında iktidardayken yürüttüğü kemer sıkma ve özelleştirme politikası, sızdırılmış bir ses kaydında halka sürekli yalan söylediğini itiraf etmesi ve bu kaydın ardından sokağa dökülen eylemcilerin polis tarafından darbedilmesi, onu 2009’da başbakanlık görevinden istifa etmek zorunda bırakmıştı. Bütün bunları sosyal demokrasi adı altında yapması ve ittifakın içinde en güçlü parti olan DK’nin genel başkanlığı görevinden istifa etmemesi, muhalefetin işini bugün hâlâ zorlaştırmaktadır.

ORTAK ADAY ÇIKARILDI
Tüm bu handikaplara ve aralarındaki görüş farklılıklarına rağmen ön seçimler vasıtasıyla bir araya gelen muhalefeti buluşturan asgari müşterek, FIDESZ iktidarını devirmek ve demokrasiyi yeniden hakim kılmaktır.

Ne var ki, ön seçime katılım oranının yüksekliği ve ortak başbakan adaylığını Peter Marki-Zay’ın kazanması Macaristan halkının ittifak partilerinden ziyade ittifakın üzerinde uzlaştığı asgari müştereke güven ve sempati duyduğunu göstermektedir.

Aylar boyunca kazanma şansı en yüksek olduğu düşünülen iki adaydan biri Budapeşte Belediye Başkanı Gergely Karacsony iken diğeri ise yukarıda bahsi geçen sözde sosyal demokrat Eski Başbakan Gyurcsany’ın karısı Klara Dobrev idi. Ancak 2018’de FIDESZ’in en güçlü olduğu kasabaların birinde belediye başkanı olarak seçilip siyasete giren Marki-Zay, var olan muhalif partilerin hiçbirine üye değildi. Uzun bir siyasi geçmişe sahip olmayışı, Marki-Zay’ın başarısının en büyük sebebi olarak görünüyor.

Görüşlerini muhafazakar-demokrat ve çevreci olarak belirten Marki-Zay senelerdir muhalefet içinde bir ‘Zihniyet değişimini’ destekliyordu. İlk anketlerde seçilme olasılığı yüzde 5 civarlarında olmasına rağmen bu mesajıyla özellikle gençleri ve FIDESZ’ten uzaklaşmış sağcı seçmenleri harekete geçirdi. Bu sayede de ön seçimin ikinci turunda muhalefetin ortak başbakan adayı olarak seçildi.

ORTAK PROGRAM VE FARKLILIKLAR
Meydana gelen ittifakın ortak programında yolsuzlukları araştırıp failleri yargılamak, Romanlar ve LGBTİ+ gibi azınlık gruplara yönelik ötekileştirici siyasete son vermek, basın ve ifade özgürlüğünü yeniden sağlamak, dış ilişkilerde Rus, Çin ve Türkiye gibi ülkelerden uzaklaşıp AB ile ilişkilerini düzeltmek ve Macaristan’ı da avro bölgesine sokmak yer almaktadır.

Fakat hem sol hem sağ partilerden oluşan ittifakta kaçınılmaz anlaşmazlıklar da ortaya çıktı. Örneğin yabancı yatırımları teşvik eden FIDESZ tarafından sunulan ve Marki-Zay’ın da desteklediği vergi kesintilerine sol partiler karşı çıkmaktadır. Ya da 2000’lerin Macar Neonazi hareketinden doğup sonrasında sağ merkeze konumlanan Jobbik Partisi (Daha İyi Bir Macaristan Hareketi), diğer muhalif partilerin aksine FIDESZ’in önerdiği LGBTİ+ ve pedofililer arasındaki çizgiyi bulanıklaştıran homofobik kanuna destek vermişti.

Ön seçim ve ittifakın kuruluşu Macar muhalefeti açısından büyük bir başarı olsa da en büyük imtihan hâlâ önlerinde: Nisanda düzenlenecek genel seçimi kazanmak. Ancak bu süreçte yandaş medyada muhalefete yönelik karalama kampanyaları gittikçe artıyor. Ayrıca iktidarın uluslararası Pegasus skandalında İsrailli NSO grubundan satın aldığı casus yazılımı muhalif siyasetçiler ve bağımsız gazetecilere karşı kullandığı da ortaya çıktı. Öte yandan FIDESZ, seçimleri kaybetme ihtimalini de göze alarak devlete bağlı olan kurumları, arazileri ve üniversiteleri herhangi bir para karşılığı bile olmadan partiye yakın şahıslar tarafından yönetilen vakıflara peşkeş çekmeye başladı. Bütün bu koşullarla birlikte muhalefetin kazanabilme ihtimali hâlâ büyük bir soru işareti teşkil ediyor. Lakin on yıldan fazla süren FIDESZ yönetimi süresince, düşük de olsa muhalefetin ilk kez bir şansı var.

İKİ SAĞCI İTTİFAK ARASINDA
Muhalefetin genel seçimi kazandığı takdirde oluşturacağı ortak program henüz belli değil ancak bu konuda bazı tahminler yürütülebilir. Mesela Başbakan adayı da dahil olmak üzere ittifakın omurgasını oluşturan DK ve Jobbik partileri ekonomik politikalarda sağcı uygulamalardan yana. Mültecilere destek çıkmak seçmenler tarafından pek tercih edilmediği için muhalif ittifak içinde mültecilerin haklarını kapsamlı biçimde savunan bir parti mevcut değil.

İttifak içinde bulunan üç sol siyasi parti asgari ücretin artması, on senedir zirve yapan enflasyon, her gün artan gıda ve konut fiyatları, sendikalaşma, barınma ve diğer birçok işçi hakkını gündeme getirmeye devam ediyor. Fakat bu partiler Budapeşte dışında geniş çapta destek sağlayamayınca ittifak içinde güçlü pozisyona sahip olamadılar. Buna ek olarak işçilerin ve mültecilerin haklarını savunacak ve Türkiye’de tartışması yürütülen üçüncü bir ittifakın Macaristan’da şimdilik pek şansı yok gibi. Kısaca özetlemek gerekirse Macaristan halkları önümüzdeki sene genel seçimde iki sağcı ittifak arasında bir seçim yapmak zorunda kalacak gibi gözüküyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.