ORTAK AKIL ve toplumsal uzlaşma

ORTAK AKIL ve akıl tutulmasına karşı toplumsal uzlaşma


Yargı, gerekeni yaptı ve kararını verdi.


Anayasa Mahkemesi kararına göre, AK Parti kapatılmadı, ancak mahkeme başkanının açıkladığı gibi “güçlü biçimde uyarıldı.” Bu kararın her kesimi memnun etmesi beklenmeli. Kazanan ve kaybedenin olmadığı, AK Parti’ye bir şans daha verildiği, ancak uyarının da yapıldığı önemli bir karardır. AK Parti yetkililerinin bu önemli uyarıyı algılayıp Başbakan Erdoğan’ın mahkeme kararı sonucu yaptığı açıklamada vurguladığı gibi “demokratik, sosyal ve laik Cumhuriyetin savunucusu” olacağını umuyoruz. Bu umut, ülkemizde bir iç barış atmosferini yakalamak için de bir şans olabilir diye düşünüyorum.


Anayasa Mahkemesi kararını, Ortak Akıl ile ülkenin birliği ve bütünlüğünü sağlamak açısından bir vesile olarak görmek gerekir. Kıbrıs’ta oyunların oynandığı, Irak’ta Türkmenler üzerinde planlar yapıldığı, İran’a saldırının ayak seslerinin duyulduğu, Ermeni diasporasının Türkiye’yi dış dünyada sıkıştırma çabalarının yaygınlaştığı bir dönemde, YAŞ Toplantılarının yapılacak olması da kritik bir dönemde olduğumuzu gösteriyor. Bu nedenle, bu kritik dönemi bu şekilde atlatabilmenin ülke açısından yararlı olduğuna inanmak istiyorum. Ülkeyi kaosa götüren bir belirsizlik ortadan kalkmıştır. Bu karardan alınacak dersler ile Hükümetin bundan sonraki adımlarının daha planlı ve demokratik hoşgörüyü yaşama geçirir nitelikte olması bekleniyor. Bu süreçte “Ortak Akıl” egemen çıkmıştır diyebiliriz. Mahkeme kararı ile ne kazanan vardır, ne kaybeden. Kazanan ülkemiz olmuştur, kaybeden de düşmanlarımız olsun.


“Ortak Akıl” sözcüğü, son günlerde Türkiye’de siyaset arenasında çok kullanılır ve bazı hareketlere ismini veren önemli bir kavram oldu. Bu önemli kavramı, Türkiye’de kullanıldığı çerçeve içinden çıkararak anlamaya ve önemini ortaya koymaya çalışalım.


Ortak Akıl kavramı, iki önemli kavramın birleşmesiyle oluşturulmuş. Ortaklık ve Akıl. Kavramın önemini anlayabilmek açısından, tersten giderek bir sonuca ulaşmaya çalışalım. Ortak kavramının tersi, bireysel olarak ya da bireyci olarak kabul edilsin. Alık kavramının tersi olarak da akılsızlık ya da akılcı olmayanı tercih edelim. Bireyin akıl dışı davranışları ve kararları, Ortak Akla aykırı olacaktır. Peki Ortak Akıl ile ulaşılabilecek olan nedir ? Neden Ortak Akla ihtiyaç duyulmaktadır ?


Her şeyden önce, ortaklık kavramını açmak gerekiyor. Dünyamız o derece hızlı bir değişim süreci içinde ki, tek tek bireyler olarak ve tek bir bakış açısına dayanarak dünyadaki değişime algılayabilmek olanaklı değil. Bu nedenle, olaylara düz bir bakış açısıyla bakan ideolojiler tükenmeye yüz tutmuş ve ideolojik bakışlar, dünyayı açıklamak, anlamak ve değiştirmek niteliklerini yitirmiştir.


Ortaklık kavramını örgütleyen yapılar, kurumlar ve siyasal arenada da siyasi partilerdir. Siyasi partiler, örgütlü insan grupları olarak ortaklık kavramını içinde barındıran önemli kurumsal yapılardır. 


Akıl kavramına gelince, tarihsel süreç içinde çok önemli değişim ve dönüşümlerin motoru olarak kullanılmış önemli bir kavramdır. Rasyonalizm akımı da akılcılık anlamında akıllı olmak ve aklı kullanmak eylemini ifade etmektedir. Rasyonalizm, akıl yolu ile elde edilen doğru ve değişmez bilgilerdir. Akla dayanan bilgiye ulaşma yöntemi de denebilecek olan rasyonalizm akımının önemli temsilcileri arasında önemli düşünürler olan Antik Yunan filozofları Sokrates, Platon ve Aristo, İslam düşünürleri Fârâbî ve İbni Sina, rasyonalizmin babası sayılan Descartes ve ünlü düşünürler Spinoza, Kant ve Hegel sayılabilir. Bu önemli düşünürler, tarihe yön veren düşün adamlarıdır.


Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Atatürk de rasyonalist devlet adamlarından sayılır. Çağının etkisi altındaki liberalizm ve sosyalizm gibi ideolojik yaklaşımlardan uzak durmuş ve aklını kullanarak her düşüncenin doğru yönleriniş alıp sakıncalı yönlerinden kaçınmayı yeğlemiştir.


Ortak Akıl; bireyci ve bireysel düşünmek yerine, değişik düşüncelere ve yaklaşımlara açık, bu açıdan da demokratik, doğruya ve gerçeğe aklı kullanarak ulaşmaya çalışan rasyonalist bir düşünce biçimidir. Atatürk’ün devlet meselelerini geniş katılımlı yemekli toplantılarda konuşması, herkesin görüşünü dikkatle dinlemesi ve vardığı nihai sonucu herkesle paylaştıktan sonra bunu kararlarına yansıtması, Ortak Aklın kullanılmasının en önemli örneklerinden birisidir. Anavatan Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de Büyük Atatürk’ün bu yöntemini taklit edercesine toplumun ünlü kanaat önderlerini Çankaya Köşkü’ne davet ederek özel yemekli toplantılarda onların görüşlerini aldığı bilinmektedir.


Ortak Akıl, kolektif düşünceyi ortaya çıkaran, demokratik, çoksesli, hoşgörü kültürünü geliştiren, uzlaşmacılığı teşvik eden, milli birlik ve bütünlüğe yardımcı olan önemli bir yöntem olarak devleti yönetenlerin ihtiyaç duyması ve kullanması gereken bir uygulamadır. Kıbrıs müzakereleri sürecinde ülkenin ve ulusun geleceğini ilgilendiren bir konuda yavru vatan Cumhurbaşkanı Talat’ın da Ortak Akıl projesi geliştirmesi ve bu proje ile Milli Konsey düşüncesini yaşama geçirmesini arzu ederdik. Ne yazık ki, bu konuda en ufak bir çaba gösterilmemiştir. Adeta yavru vatan KKTC, Rumlara peşkeş çekilmektedir. Milli, dava Kıbrıs, Girit gibi kaybedilmek üzeredir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni bu konuda ciddi biçimde uyarmak istiyorum.


Türkiye’de yalnız Kıbrıs konusunda değil, uluslararası ilişkilerin bazı önemli alanlarında ve iç politikada bireysel akıl ya da akıl tutulması ile hareket edildiği konusunda şüphelerimiz ortaya çıkıyor. İktidardaki AK Parti ve ana muhalefetteki CHP savaşının tahammülün ötesine taşması, AK Parti’nin kapatılma noktasına gelmesi (sorumlularının kim olduğunun ne önemi var), ancak güçlü bir uyarı ile bu süreçten kurtulması, karmakarışık iddianamelere dayanan bir soruşturma ile ülkede adeta bir deprem ve korku atmosferi yaratılması, bu süreçte barış ve istikrarı koruması gereken Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlığını etkisizlik noktasına taşıması, yaşadığımız kritik günlerde Hükümetin dış politikadaki gelişmeler ve icraat yapmak yerine kapatma davasıyla uğraşmak durumunda kalmış olması,  Kerkük’te Türkmen nüfus üzerinde çok bildik oyunlar oynanması, alçakça terör saldırıları ile ülkenin ayağa kalkması, medya savaşları … bütün bunlar, yaşadığımız akıl tutulmasının sonuçları ya da kaynaklarını oluşturuyor.  


Sayın Cumhurbaşkanı’nı, ülkede yaşanan bunca soruna karşı bütün siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, medya mensupları ve işçi-işveren temsilcileri ile bir araya gelerek Ortak Aklı yaşama geçirmeye davet ediyorum. Bu tavır, Sayın GÜL’ü, bütün ülkenin kabul ettiği meşru (elbette yasal Cumhurbaşkanımızdır) Cumhurbaşkanı noktasına da getirecektir. Bu süreçte Cumhurbaşkanı’na, iktidar ve muhalefet partileri de yardımcı olmalıdır. CHP lideri Sayın Baykal’ın Anayasa Mahkemesi kararını kaos getirecek bir karar olarak nitelendirmesini yakışıksız ve tehlikeli bulmaktayım. “Bir Tek Ülkemiz Var” ve bu ülkeden başka bir yerde yaşamak olanağımız yok. Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan ve Sayın Deniz Baykal ve sayın Devlet Bahçeli, Haydi Göreve ! Ülkede iç barışı tesis etmek ve Ortak Aklı yaşama geçirmek, sizlerin asli görevinizdir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 + 18 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.