TENEKE ORKESTRA: DELİLİK NEDİR?

SEDAT YILDIRIM SARICI – Delilik, olmayacak duaya amin demektir. Olmayacak duaya amin deyip oldurmaktır delilik.

“Yoksulluk” tabirinin bile hafif kalacağı tenekeden barakalar diyarında ikamet etmektir delilik. Üfürsen uçacak yuvalarda, çoluk çocuk tek göz odalarda yaşamaktır delilik. Elektrik ve suyu olamayan bir kasabada çöpten yiyecek arayan bebelerden orkestra kurmaktır delilik. Hiçbir çalgının satın alınamayacağı fakirlikte çöpten bulduğun tenekelerden çalgı yapmaktır delilik.

Çöplük Orkestrası

Delilik o çocuklara umutla ve sabırla müziği öğretebilmektir. Bu işin yürüyebilmesi için kapı kapı dolanıp kaynak aramaktır delilik. Yaratabildiğin dar imkanlarla tenekeden çalgı yapabilecek bir atölye kurabilmektir delilik.

The Recycled Orchestra. Paraguay’daki “Çöplük Orkestrası”  işte tam da bu deli rüyası. Bu rüyaya inanmış bir müzik öğretmeninin (Favio Chavez) delice gayretine tanık olan herkesi delirten bir delilik. Chavez’e “Dünyanın bize gönderdiği çöplüğü, biz müziğe çevirdik” dedirten bir delilik.

Öğretmen Favio Chavez

“Düşene bir tekme de sen atacaksın” diyenler vardır ya, bir tekme de göklerden gelir. Paraguay seli Çöplük Orkestrası’nın bulunduğu Cateura’yı da vurur. Orkestradaki çocukların aileleriyle birlikte yaşadıkları küçük barakalar yüksekliği 7 metreyi aşan akıntılara kapılıp gider. Sel tenekeden enstrümanların yapıldığı atölyeyi de alıp götürmüştür.

Delilik sefillikten doğmalı ki, bırakmazlar işin peşini. Ücra bir köşeye sıkışmış çocuklara insanlığın evrensel dili müziğini sevdiren bu delilik yeniden toparlanır.

Paraguay Seli

Müzikle kendilerini ifade etmeye başlayan çocuklar kahramanlarına kendi fotoğraflarını göndermeye başlarlar. Sosyal medyada topluluklarının adını Paraguaylı bu çocukların ellerindeki bayrakta gören Megadeth’in bas gitaristi David Ellefson, atlar uçağa ve gider çöp dağına, ziyaret eder teneke keman çalan bebeleri. Ardından köylerinden çıkabilecek kadar bile gelirleri olmayan bu çocuklar Megadeth’le birlikte sahneye çıkmak üzere Amerika’ya uçarlar.

Delilik inanmaktır. İnanılmayacak şeylere inanıp inanılabileceğini kanıtlamaktır. Boş inançları hoş inançlara çevirebilmektir delilik.

Ardından Metallica’nın Güney Amerika turnesinin ön grubu olurlar. Sonra Sanremo’dan Madrid’e sayısız konser daveti alan bu Çöplük Orkestrası, BBC’den CNN’e dünyanın bir çok televizyon kanalında haberlere konu olup dünyayı hayrete düşürür.

Sadece Paraguay’la sınırlı kalmayıp Brezilya, Meksika, İspanya, Ekvador ve Panama gibi ülkelere de ilham kaynağı olup benzer projelerle binlerce çocuğu hayata kazandırırlar. Zor koşullar içinde olunulsa da eldeki kaynakları en verimli şekilde kullanma sanatını dünya onlardan öğrenir. Çöpten bulunan yerel kaynaklar, ustaca kullanılarak toplumsal işbirliği ve yenilikçiliğin geliştirilmesiyle benzersiz bir gurur ve umut ışığına dönüştürülür.

Geri Dönüşüm” (Recycle) denen şey aslında “İleri Dönüşüm”e dönüşmüştür. Fakir, zengin değildir ama engindir. Fikri engin olana zenginlik zincirdir. Bu sebeble olsa gerek zengin bebeleri zincire vurulmuş gibi beceriksizdir. Mecburiyetten doğan beceri ve fikir, fakirin geleceğidir. Ya da şöyle mi demeli, fakir akçe zengini değildir ama ruh, yaratı ve fikir zenginidir.

Geri (İleri) Dönüşüm

 NE DELİLİK DEĞİLDİR? 

Tamam, deliliği tanımladık diyelim. Peki ne delilik değildir? Mesela zenginlik delilik değildir. Zenginlere uşaklık delilik değildir. Sermayedarların silahlı fedaisi olmak delilik değildir. Silah tüccarlarına hizmet edip silah taşımak, kullanmak, nakliyesini yapmak delilik değildir. Devlet malını, yani tüyü bitmemiş yetimin hakkını yağmalayıp yemek, yiyenlerle işbirliği yapmak delilik değildir.

Işık ve umut

Sonuç: hani şarkı şöyle diyor ya; “zalimin gür sesi var, ümidi neşesi var, gariplerin nesi var?”

Zenginlerin markası, arkası, cakası, şanı, şöhreti, etiketi, paketi, ambalajı boldur. Bırakın da “delilik” garibanın ünvanı olarak kalsın. Fakir mezara yakıştığı gibi bazen zirveye de yakışsın.

Sanremo’dan bahsedince aklıma şarkıcı Emma Marrone geldi. “Eski kız arkadaşım” olduğu için iltimas geçtiğimi sanmayın, hakikaten kıymetli bir beste. Videoyu izlediğinizde göreceksiniz ki, 1970’lerin sonlarında Ankara Büyük Sahne’de Cüneyt Gökçer’in ustalığını sergilediği Shakespeare’in Kral Lear’deki delinin tıpkısının aynısı önde dans ediyor. Makalede delilik geçince bula bula ancak bunu bulabildim.

https://www.youtube.com/watch?v=4yBkI4zcsRY

Şarkı fakirliğinden baba olmak istemeyen birini anlatıyor. Vatanı için canını, kanını verip ay sonunu getiremeyenlerden bahsetiyor. “Sözümü umursamazlık etmeyin” diyor.

Çöplük Orkestrası’nın belgeselini El Cezire televizyonundan izlerken konser için yurt dışına gidecek çocukları uğurlamak üzere bir baba da ekrana yansır. Kızlarına sarılırken kendisini tutamayıp ağlıyor.

O göz yaşları sadece bir kaç haftalık ayrılık ya da olası tehlikelere karşı değildir. Aynı zamanda elektriği ve suyu olmayan çöplükte, işsizliğin verdiği güçsüzlükle çocuklarına 10 dolar harçlık veremenin kahrınadır. Bazıları dik duramayabilir. Özür dileriz.

Baba çocukları yolcu ederken

Zaten 10 dolar dediğin şeyle de havaalanında bir su ve bir sandviç bile alamazsınız. Hele dünyanın en vahşi havaalanı İstanbul’da. Biz de vicdan böyledir. İşine gelirse baba!

“Dolu başak eğik durur” derler ya, bazen de boş cüzdan gözleri doldurup boynunu büküyor insanın.

Not: Gelecek haftalarda İzmir’deki Barış Çocuk Senfoni Orkestrası’yla Venezüela’daki El Sistema deneyimlerini anlatmaya çalışacağım. Benzer oluşumlardan haberdar olan dostlar bilgilendirmede bulunabilirlerse hep birlikte çerçeveyi büyütebilmiş olacağız.

Orkestra provada

________________

* Müzisyen de olan yazarımızın diğer çalışmalarına https://sedatsarici.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

sixteen − fourteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.