Türkiye’de artan tatsız gelişmeler

Yurtdışında Türkiye’yi haksız eleştirilere karşı savunmaya çalışırken en büyük karşıtınız Türkiye’nin kendisidir. Bu durum maalesef hiç değişmedi. 1981 yılı başında başlayan göç öykümün bugüne kadar olan tamamında konular değişse de bu “Türkiye’nin sürekli kendi kalesine attığı gol pozisyonları” hiç değişmedi.

Bugün sizlere bana gelen bir e-maili paylaşmak istiyorum. Çok değer verdiğim bir dostumdan aldım. Ona da bir arkadaşı yazmış. Hukuki sorunlar yaratmamak amacıyla yazanın adını ve adresini ve de tatsız olayı yaşadığı otelin adını saklı tutarak yaşanını sizlerle paylaşıyorum:

“Sizlere bir tatil yöresinde yaşadığım akıl almaz olayı aktarmak istiyorum. Nisan 2008 tarihinde  “… Oteli´ne” giriş yaptık. Başlangıçta oteldeki hizmet kalitesi ve personelden çok memnun kalmıştık.Ancak 2.gün otele bir firmanın bayi toplantısı kapsamında 500 kişi civarında bir grup giriş yaptı. Otele girdikleri andan itibaren grubun profili otelde görmeye alışkın olduğumuz müşteri profilinden çok farklı olduğundan diğer tüm müşteriler gibi biz de rahatsız olmaya başladık. Zira hava sıcaklığının 28 dereceye vardığı havuz başında “haşema” diye tabir edilen uzun şalvar pantolonlu¸ sakallı erkekler¸kara çarşaflı kadınlar dolaşmaya başladı. Bakışları ile çevreyi çok rahatsız ediyorlardı. Ama esas önemlisi akşamüstü havuzun kenarında yaptıkları aşırı gürültülü ve herkesi rahatsız eden 2-2¸5 saatlik toplantılarına otel yönetiminin hiç müdahalede bulunmaması. Lobinin tam bitiminde tüm otel müşterisinin günde en az bir iki kez önünden geçtiği çok ortada bir odanın “mescid” yapıldığını dehşetle fark ettik. Akşam yemeğine geldiğimizde bir gün önce aynı restorana girdiğimiz kıyafetimizle restoranın girişinde nöbetçi gibi duran ve sonradan Otel Yiyecek İçecek Müdürü olduğunu öğrendiğimiz şahıs bizi aynı kıyafetle içeri almadı. Aynı şortla  2 gündür her restorana girmiştim¸ üstelik mayo şort değil¸ diz hizasında kumaş şık bir bermuda modelidir.
Restoranın kapısından çevrilince şikayet için yetkili birini ararken benim gibi mağdur olan ve benden daha da uzun “kapri” bir pantolon giyen bir başka beyle birlikte lobide Müşteri İlişkileri Müdürü olan şahısla tartışmaya başladık. Sesimizin yüksek olduğunu ve diğer müşterilerin rahatsız olduğunu söyleyerek bizi lobide bir köşeye aldı ancak gündüz ki 500 kişilik gürültüden dolayı nedense bu kadar hassasiyet göstermemişlerdi. Bana bu tartışma sırasında bunun otellerinde rutin bir uygulama olduğunu hatta tüm o yöredeki otellerin genel bir kuralı olduğunu belirtti. Ben de bir gün önce aynı kıyafetle aynı restorana girebilmişken bugün bu kuralın uygulamaya konmasının şaşırtıcı olduğunu söylediğimde dün gözden kaçmışsınızdır hep uygulanan bir kuraldır diye ısrar etti. Diğer bey de aynı şekilde bir gün önce aynı “kapri” pantolonuyla girebildiğini hatırlattı. “Yine bir atlama olmuştur” dedi. Bana Yiyecek İçecek Müdürü “pantolon temin edeyim size” diye tuhaf ve kabul edilemez  bir teklifte bulundu. Kabul etmeyince Ala Carte restorana almakta ısrar etti. Bu tavır değişikliklerinin tamamen o gün giren ve siyasi ve dini eğilimleri her hallerinden belli olan grup nedeniyle oluştuğunu söyledik¸ reddettiler ancak tamamen bu otelde azınlık gibi hissettirildiğimizi¸ gelen grup nedeniyle özgürlüklerimizin kısıtlanarak sindirilmeye çalışıldığını belirttik. Sonra  ben Ana restoranda girerek  yemekte direttim¸ bana Yiyecek İçecek Müdürü eşlik ederek kapıdan girmeme yüksek müsaadeleriyle izin verildi ancak restoranda  bile ayrı bir bölüm olan VIP kısımda yemem istendi. İzole edilmeye çalışıldık. Gece Operasyon Müdürünün  de bulunduğu bir ortamda kendisi de bu uygulamanın rutin olduğunu tekrar etti. Ben de az önce restoranda gördüğüm kara çarşaflı hanımı göstererek bu giysiyle veya sarıkla¸ cüppeyle girebilir miyim otelinizin restoranına diye sorduğumda bu kıyafetlerle girmenizi kısıtlayıcı bir kuralımız yok ama bu şortla giremezsiniz dedi. Bundan sonra olay zaten koptu ve otelden ayrılmak istediğimizi belirttik. Ertesi sabah otele beraber geldiğimiz diğer 3 odadaki arkadaşlarımızla birlikte otelden adeta kaçtık.”

Bu yukarıda yazılanların doğruluğundan şüphem yok. İşin kötüsü bu tarz şikayetler sürekli artmakta. Kapatılmasına demokrasiye olan inancımdan karşı olduğum partinin seçmenlerini oluşturanlardan bir kesim Türkiye’nin “çehresini” değiştirmek amacıyla ülkenin günlük yaşamını çekilmez hale getirmekte. Ve bu durum tursitlerin gözleri önünde olduğundan Türkiye dışında da artık çok konuşulur bir hale geldi.

Bildireyim dedim!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.