Ana SayfaTÜRKİYETürkiye-AB ticaretinde "STA" endişesi artıyor

Türkiye-AB ticaretinde “STA” endişesi artıyor

AB’nin Güney Amerika ülkeleri ve Hindistan ile imzaladığı yeni ticaret anlaşmaları, ihracatının yüzde 42’sini AB’ye yapan Türkiye’de şirketleri endişelendiriyor. Orta vadede ihracat ve pazar kaybı yaşanması kaçınılmaz.

Türkiye’nin 2025 sonu itibariyle toplam ihracatının yüzde 42’sini, toplam dış ticaretinin ise yüzde 36’sını gerçekleştirdiği Avrupa Birliği’nin (AB) küresel çapta kurduğu yeni ekonomik iş birlikleri, Türkiye iş dünyasında endişe ile izleniyor.

AB’nin Güney Amerika ülkelerinin oluşturduğu MERCOSUR ve Hindistan ile dış ticarette yeni bir sayfa açması ile birlikte, Türkiye’nin orta vadede ihracat ve pazar kaybı yaşamasına kesin gözüyle bakılıyor.

Türkiye’de gerek ekonomi yönetimi gerekse iş dünyası temsilcileri, Avrupa ülkeleri ile tarihsel temellere dayalı yakın ticari iş birliğinin zarar görmemesi için 1996’dan beri yürürlükte olan Gümrük Birliği anlaşmasının Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda güncellenmesini ve AB’nin imzaladığı Serbest Ticaret Antlaşmaları’na (STA) Türkiye’nin de dahil edilmesini talep ediyor.

MERCOSUR ve Hindistan hamlesi
Avrupa Birliği (AB), 17 Ocak’ta imzalanan AB-MERCOSUR anlaşması ve 27 Ocak’ta tamamlanan AB-Hindistan müzakereleri ile dış ticarette stratejik bir adım atmış oldu.

“Güney Amerika Ortak Pazarı” olarak da bilinen, yaklaşık 300 milyon nüfus ve 3 trilyon dolar ekonomik büyüklüğe sahip MERCOSUR ülkeleri ile AB arasında, müzakereleri yirmi beş yıldır devam eden STA kapsamında, iki blok arasında gümrük vergilerinin büyük bölümünün kademeli olarak kaldırılması kararlaştırıldı.

Anlaşma kapsamında MERCOSUR ülkelerinden AB bölgesine başta gıda ürünleri olmak üzere, petrol ve minerallerin ihracının artması, AB bölgesinden ise MERCOSUR ülkelerine makine, otomotiv, kimya, ilaç ve sanayi ürünleri ihracatının artması bekleniyor.

Benzer şekilde yaklaşık yirmi yıldır müzakereleri süren AB-Hindistan STA’sı sonuçlandırıldı ve ticarete konu ürünlerin yüzde 95’inde gümrük vergilerinin kademeli olarak düşürülmesi kararlaştırıldı. Dünya gayrisafi hasılasının yüzde 25’ini temsil eden ve ticaret hacimleri 180 milyar dolar civarında olan iki blok arasındaki STA ile başta otomotiv, makine, kimyasallar ve elektrik ekipmanlar ticaretinde artış bekleniyor.

“Türkiye ihracat ve pazar kaybı yaşayacak”
Türkiye iş dünyası temsilcilerine göre, ABD ile arası giderek açılan AB’nin dış ticaretteki bu hamleleri, Türkiye’nin ihracatına ve küresel pazarlardaki payına olumsuz yansıyacak.

DW Türkçe’ye konuşan İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçılar Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu, AB-MERCOSUR ve AB-Hindistan STA’larının kısa ve orta vadede Türkiye’nin otomotiv, makine, kimya, tarım ve elektronik sektörlerinde ihracat kaybı ve pazar kaybı oluşturacağını ifade ediyor.

MERCOSUR ülkelerinin Türkiye’ye otomotivde yüzde 35, otomotiv parçalarında yüzde 14-18, makine ve ekipmanlarda yüzde 14-20, demir çelikte yüzde 14-18, alüminyumda yüzde 6-18 ve bakırda yüzde 2-16 vergi uyguladığına işaret eden Tecdelioğlu, “Anlaşma ile AB ülkelerinin bu vergiden muaf tutulması sebebiyle Türkiye’nin bu pazarda ihracat kaybı yaşaması muhtemel. Aynı şekilde, Türkiye’nin ana pazarı olan ve hem mal ihracatı hem demir ve demir dışı metaller ihracatının yaklaşık yüzde 60’ının yapıldığı AB’ye, Hindistan’ın da Türkiye ile aynı şekilde ihraç yapabilmesi Türkiye ihracatını olumsuz etkileyecek diye düşünüyoruz” diye konuşuyor.

Gözden Kaçmasın  Türkiye Suriye’den çıkmak için Şara’ya 3 şart

“AB’nin anlaşmalarına katılmamız gerekiyor”
1996 yılından bu yana yürürlükte olan Türkiye-AB gümrük birliği anlaşmasının, AB’nin üçüncü ülkeler ile yaptığı STA’lar sebebiyle “asimetri” yarattığını dile getiren Çetin Tecdelioğlu, şu görüşleri dile getiriyor:

“AB mallarının anlaşma yaptığı üçüncü ülkelere gümrüksüz erişimi sağlanırken, Türkiye’nin aynı ülkelerde yüksek tarifeler ile karşılaşması söz konusu. Aynı zamanda gümrük birliği anlaşması sebebiyle bu ülkelerden Türkiye pazarına gümrüksüz ticaret ile Türkiye ithalat baskısı yaşamakta. Bu kapsamda öncelikle Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, AB STA’ları ile eş zamanlı katılımının sağlanması adına mekanizmaların eklenmesi gerekiyor. Benzer şekilde Türkiye’nin AB’nin STA imzaladığı ülkeler ile ikili STA müzakerelerini yürütmesi bu asimetriyi gidermek adına kritik önem taşıyor.”

Hükümet ve iş dünyası Kos ile görüştü
Geçen hafta Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştiren Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos, hem hükümet yetkilileri hem de Türkiye iş dünyasının çatı kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi. Ancak karşılıklı iyi niyet beyanlarına rağmen, Türkiye’nin talepleri konusunda henüz somut bir adım atılmış değil.

Görüşmeler kapsamında T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Avrupa Yatırım Bankası (AYB) arasında “niyet beyanı” imzalanırken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kos ile görüşmesi sonrası yaptığı açıklamada Türkiye’nin AB’ye tam üyelik perspektifinin devam ettiğini vurguladı.

“Gümrük Birliği güncelliğini yitirdi”
Türkiye’nin AB’nin beşinci büyük ticaret ortağı olduğunu, buna karşın Gümrük Birliği’nin hizmet ticareti, kamu alımları ve tarım ürünlerini kapsayan bir çerçeveden yoksun olması nedeniyle güncelliğini yitirdiğini kaydeden Bakan Şimşek, “AB’nin Latin Amerika ve Hindistan’a uzanan açılım çabalarına saygı duyuyoruz ancak beşinci büyük ticaret ortağıyla daha derin bir entegrasyonun göz ardı edilmesi bize göre makul görünmüyor. Bu nedenle karşılıklı fayda temelinde Gümrük Birliği’nin güncellenmesi önceliklendirilmelidir” şeklinde konuştu.

AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos ise, Türkiye ve AB’yi birbirine bağlayan çok fazla nokta olduğunu belirterek, dünyanın daha öngörülemez hale geldiği bu dönemde Türkiye ve AB’nin ilişkilerini düzenlemek için yeni bir bakış açısına ihtiyacı olduğunu ifade etti.

Gözden Kaçmasın  Ticaret atağına kalkan AB Türkiye'yle gümrük birliğini neden güncellemiyor?

TÜSİAD: Stratejik bir çelişki var
Daha sonra iş dünyası temsilcileri, Marta Kos’a özellikle Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Türkiye’nin de “Made in EU” çatısı altına alınmasına ilişkin taleplerini aktardı. Kos ile görüşmesinin ardından X hesabından yazılı bir açıklama yapan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, ABD – Çin ekseninde ekonomik ve jeopolitik rekabet artarken, Avrupa’nın stratejik önceliklerini ve politika çerçevelerini yeniden şekillendirdiğine işaret etti.

Türkiye’nin Avrupa üretim, değer zinciri ve yatırım ekosisteminin bir parçası olduğuna vurgu yapan TÜSİAD Başkanı, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Buna rağmen, son yıllarda Türkiye’nin AB’nin şekillenmekte olan yeni mekanizmalarının dışında kalması, stratejik bir çelişki yaratıyor. Bu eğilim, uzun vadede yalnızca Türkiye açısından değil, AB’nin kendi sanayi ve ekonomik tabanı açısından da rekabet gücü, güven ve öngörülebilirlik kaybı anlamına geliyor.”

“Ticaret Bakanlığı tedbir alabilir”
Peki yaşanan bu gelişmeler, Türkiye-AB ilişkilerini uzun vadede nasıl etkileyecek?

DW Türkçe’ye konuşan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Ticaret Çalışmaları Merkezi Direktörü Bozkurt Aran’a göre, küresel ticaretin kurallı sistemler yerine “al-ver” hamlelerine dönüştüğü bir süreçten geçiliyor.

Avrupa Birliği’nin MERCOSUR ve Hindistan ile yaptığı ticaret anlaşmalarının Türkiye’nin aleyhine işleyeceğini belirten Bozkurt Aran, “Bu anlaşmalar yalnızca Türkiye’nin ihracatını değil, ithalatını da etkileyecektir. Avrupa üzerinden Hint mallarının Türkiye’ye girişi konusunda Ticaret Bakanlığı tedbir alabilir” diyor.

“Avrupalılara ‘yaptığınızın farkında mısınız?’ denmeli”
Öte yandan Türkiye iş dünyasının bu gelişmeler nedeniyle paniklemek yerine akılcı ve çözüm odaklı davranması gerektiğinin önemine işaret eden Aran, “Hindistan’ın kilit mallarının Avrupa Birliği pazarına girmesi zaman alacak. Çünkü Avrupa Birliği’nin son derece net kuralları var. Türkiye’nin üretim standartları ise bu konuda çok yüksek. Dolayısıyla bugünden yarına Türk ürünlerinin pazar kaybetmesini beklemiyorum” diye konuşuyor.

Bununla birlikte özellikle MERCOSUR veya Hindistan’dan yapılacak tarım ürünleri ithalatına başta Fransa olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinin kendi çiftçisini korumak adına karşı çıkabileceğini de belirten Aran, şunları dile getiriyor:

“Bu süreçte Türkiye iş dünyası, Avrupa kurumlarında kendini ve taleplerini daha çok anlatmaya odaklanmalı. Sadece Türkiye’deki makamlarla bu işi görüşmek yerine, Avrupalılara gidip ‘yaptığınızın farkında mısınız?’ denmesi gerekiyor. Özellikle Gümrük Birliği güncellenmesi konusunda çok daha aktif olunmalı.”

 

Bu habere emoji ile tepki ver

😡
0
Kızgın
🤣
0
Hahaha
👍
0
Beğendim.
❤️
0
Muhteşem
😢
0
Üzgün
😮
0
İnanılmaz

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

spot_img
spot_img
spot_img

En Son Haberler