Artık Yeter! (Enough is Enough)

İngiltere’deki grevlerin yanı sıra milyonlarca emekçiyi etkileyen hayat pahalılığı ile mücadele için sendikalar ile DAY MER gibi toplum örgütleri ulusal çapta bir kampanya başlattı: Artık Yeter! Kampanya bileşenleri ülkenin bir çok yerinde ulusal ve yerel toplantılar gerçekleştiriyor. Artan faturalar, düşük ücretler, gıda yoksunluğu, evsizlik ve gelir dağılımındaki adaletsizlikle mücadeleyi büyütmeye çalışıyorlar. “Artık Yeter!” kampanyasının beş temel isteği şöyle: “1. Gerçek ücret artışı, 2. Enerji faturalarının düşürülmesi, 3. Gıda yoksunluğuna son verilmesi, 4. Herkes için yaşanabilir konut, 5. Zenginlerden daha çok vergi alınması…

Şimdi siz bu kampanyayı sol kanadın klasik feryadı diye geçiştirebilirsiniz. Bu kez öyle değil dostlar. Maliye bakanı Kwasi Kwarteng, zenginden daha az vergi alınacağını ve ortaya çıkacak 45 milyar sterlinlik açığın da borçlarla kapatılacağını geçen cuma açıklamıştı. Borçları da eninde sonunda sonuçta çalışanlar ödeyecek haliyle. Bu açıklama uluslararası sermaye piyasasında dolar karşısında zaten değer yitiren sterline olan güvenin heyelana uğramasına neden olmuştu. Öyle ya salgında borçları büyüyen bir ülke, gelirini büyütmek yerine tam tersini yapıyor en yüksek gelir grubundaki önemli geliri “vergi”den vaz geçiyordu. Maliye Bakanı’nın açıklamasının hemen ertesi günü sterlinde rekor kayıp yaşandı. Üstelik Brexit sonrasında ülke ekonomisinin yeniden tasarlanması ve toparlanması gereken bir zamanda…

Sterlinin yüzde 20 değer yitirmesi 10 sterline aldığınız bir ürünü artık 12 sterline almanız anlamına geliyor. Yurtdışı tatillerinizde aynı parayla bir hotelde 12 yerine 10 gece konaklamanız demek… Bunun ötesinde sterlini değerlendirmek için faiz artışı da ev ya da tüketici kredisi için ev bütçenizden daha çok para ödemeniz gerecek. Tabii bu ekonomik dengelerin bozulması domino etkisiyle yaşamın her alanına yansıyacak. Örneğin petrol fiyatı daha da artacak, zaten yüksek olan enerji fiyatları iyice yükselecek, kiralar el yakacak…

Bu feryadın sol söylemin ötesinde olduğunu söylemiştim ya, inanmayacaksınız ama emperyalist bir kurum olan IMF bile Maliye Bakanı’nın açıklamasını ağır bir dille eleştirerek ülkedeki eşitsizlikleri kötüleştireceği ve fiyatları yükselten baskılara bir yenisini ekleyeceğini bunun da krizi derinleştireceğini açıkladı. Muhalefetteki İşçi Partisi’nden Gölge Maliye Bakanı Rachel Reeves de hükümete “derhal sorunları nasıl çözeceğini açıklaması” çağrısı yaparak “IMF’nin bu açıklaması hükümette alarm zillerinin çalmasına yol açmalı ve hükümet şimdi harekete geçmesi gerektiğini net bir şekilde anlamalı” dedi.

Hükümetin, enflasyonun çift rakama çıktığı ülkede maaş artışlarına yüzde 2-5 aralığını dayatması da işte “Artık Yeter!” kampanyasını doğurdu. Salgın döneminde enerji sektöründen finansa dev şirketlerin kârlarını nasıl katladığını biliyoruz. Giderek bozulan sosyo-ekonomik adalet dengesine “Artık Yeter!” demek için, ücretlere hiç değilse işçilerin enflasyona ezilmeyecekleri kadar zam yapılması, iş kollarındaki çalışma koşullarının iyileştirilmesi için başta tren, metro, otobüs posta ve iletişim sektörü olmak üzere grevler yenilerinin katılmasıyla büyüyerek sürüyor. 115 bin posta işçisiyle 40 bin tren ve metro işçisi geçen aylarda greve gitti. Liverpool liman işçileri bir kez daha grevde. Ülke tarihinde ilk kez barristerler greve çıktı. Eğitim ve sağlık emekçileriyle itfaiyeciler de bu ay grev oylamasına gidecek. Önümüzdeki günlerde kamu ve özel sektörde çalışan emekçilerin istediklerini elde etmek için çıkacakları grevlerin artacağı görülüyor.

İngiltere’de Türkçe ve Kürtçe konuşan toplum olarak bize de görevler düşüyor. “Artık Yeter!” kampanyalarına katılmalıyız, çünkü sınıf kardeşliği göçmen düşmanlığının panzehiridir. Irkçı ve faşistlerin işçilere yaptığı “göçmenler ekmeğinizi elinizden alıyor” propagandasını boşa çıkaracaktır. Grevlerin başarısı ülke çapındaki ücretlerde emsal oluşturarak yukarıya çekilmesini sağlayacaktır.

Bu kez grecvlerin başarılı olma şansı her zamankinden yüksektir. Neden mi? İşverenlerin koltuğunun altındaki grev kırıcı işsizler ordusu artık yok. Brexit nedeniyle yabancı ucuz işçi gücü ülkelesine döndü. Ülke çapındaki işsizlik oranı da 1974’ten bu yana ilk kez tarihinin en düşük oranı yüzde 3.6’da. Sıra bizde. Kendimiz ve çocuklarımızın geleceği için hükümetin zengini daha zengin edecek, bizi daha da yoksullaştıracak planını çöpe attırabiliriz.

İlk iş olarak geçen cumartesi (1 Ekim) saat 9’da DAY MER’in (Tottenham) karşısındaki posta dağıtım merkezindeki greve destek eylemindeydim.  Grevci sayasını aşan destekçi kalabalığı umut verdi…

2636950cookie-checkArtık Yeter! (Enough is Enough)
Önceki haberSosyal Medya ölüme neden olabiliyor
Sonraki haberSıcaklık düşüyor, yağmur geliyor
Faruk Eskioğlu, (1958, Akşehir) gazeteci ve yazar. 1985'ten bu yana yaşadığı Londra'dan Türkiye'deki ulusal medyaya yönelik muhabirlik, temsilcilik yaptı. Londra'da yayınlanan Türkçe toplum gazetelerinde çalıştı ve bazı gazetelerin kuruluşunda yer aldı. Halen sosyolojik değeri olan haber ve araştırmalara ağırlık veren yazar, halen 2004'te kurduğu Açık Gazete'yi (acikgazete.com) yönetiyor ve köşe yazarlığını sürdürüyor. Eskioğlu, 13'üncü yüzyılın sonunda Horasan'dan Akşehir Maruf köyüne yerleşerek tekke kuran Hasan Paşa soyundan geliyor. Hasan Paşa'nın oğlu Şeyh Hacı İbrahim Veli Sultan'ın "Mülk Allahındır" felsefesiyle Anadolu'da bir ilk sayılan kendine adına kurduğu yoksullara yardım vakfı ise halen faaliyettetir. Eskioğlu, ilk ve orta öğrenimini Akşehir'de tamamladıktan sonra 1979’da AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitirdi. 1984’te Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi’nde "master" yaptı. THA’da gazeteciliğe başladı. Aralık 1985’te kendi deyimiyle "siyasi sürgün" olarak geldiği Londra’da ilk 2 yıl baba mesleği kasaplık yaptı. İngilizce öğrendikten sonra medya okudu. Uzun yıllar Nokta dergisi İngiltere Temsilciliği, Hürriyet Londra bürosunda habercilik yaptı. Gazeteciliğin yanısıra 1986-98 arasında grafiker tasarımcı olarak çalıştı. Ayrıca pek çok siyasi afiş ve logo tasarladı. 1998’de Türkiye’ye döndü. Hürriyet Gazetesi Ekonomi Servisi’nde haberci ve star.com.tr’de ekonomi editörü olarak görev yaptı. “Basında etik ve toplam kalite yönetimi” üzerine araştırmalar yaptı, bu konudaki konferans ve panellere katıldı. Türkiye’deki 2001 ekonomi krizinde Londra’ya dönerek grafiker tasarımcılık ve gazeteciliği sürdürdü. Toplum gazetelerinden Olay’da genel yayın yönetmenliği yaptı. Londra’da ilk Türkçe internet gazetesini çıkardı ve toplum gazetelerine ilk ajans hizmeti sundu. 2004’te dünya haberleri veren acikgazete.com’u kurdu. İki ayrı toplum gazetesini yayına hazırladı. Türkiye’deki bazı tv kanallarına haber geçti, uzun süre Akşam Londra Temsilciliği’ni üstlendi. Londra'da 2004’te "İçimizden Birisi: Vanunu" başlıklı bir kısa film çekti. Londra'daki toplumu anlatması açısından bir ilk sayılan "Aşkolsun! Adı Aşkolsun" başlıklı belgesel romanı 2007’de Türkiye’de yayımlandı. Türkiye'den 150 ve Kıbrıs'tan 100 yıllık İngiltere'ye göçün anlatıldığı 3 ciltlik "Londra'da Bizim'Kiler" başlıklı araştırması 2019 sonunda çıktı. Eskioğlu’nun Su ve Defne (2004) adlı ikiz kızları bulunuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.