‘Bağırarak mahkemeyi korkutamazsınız’

Özyürek, CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ekonomideki ve siyasetteki gelişmeleri değerlendirdi.


Geçen yılki işsizlik oranının yüzde 9,9 olduğunu ifade eden Özyürek, buna, umudu kalmadığı için iş aramayanların dahil edilmesi halinde işsizliğin yüzde 17,6’ya ulaştığını savundu.


AK Parti’nin enflasyon hedefini tutturamadığını belirten Özyürek, bu yılın ocak-şubat aylarında enflasyonun yüzde 2 gerçekleştiğini, yıl sonunda bu oranın yüzde 10’un üzerinde olacağının anlaşıldığını kaydetti.


Özyürek, İMKB’nin 2008’de dolar bazında yüzde 32 gerilediğini, bu gerilemenin Arjantin, Brezilya, Rusya ve Meksika’da daha az olduğunu dile getirdi.


Uluslararası dalgalanmanın, en büyük etkisinin Türkiye’de hissedildiğini ifade eden Özyürek, AK Parti’nin, hiçbir şey yapmayarak, içerdeki bozulmayı, uluslararası dalgalanmaya yüklediğini savundu.


Özyürek, AK Parti’nin, seçimlerden bu yana hiçbir önlem almadığını, ciddi bir iş yapmadığını, bunu kendilerinin değil, sermaye çevrelerinin söylediğini belirterek, “AKP, sadece geriye dönük yaptıklarını tekrar tekrar anlatarak vakit geçiriyor, ileriye dönük önlem almıyor, yeni bir çare düşünmüyor. Kim şikayet ederse, ‘Nereden nereye geldik, oturup dünü düşünün’ diye karşılık veriyorlar” diye konuştu. Özyürek, AK Parti’nin, ekonomik sıkıntıları görmezlikten geldiğini ya da görüp, bir önlem almadığını iddia etti.


“FRENİ TUTMAYAN KAMYON GİBİ”


Özyürek, CHP’nin daha önce, AK Parti’nin, kendisini iktidara getiren anayasal düzeni tahrip etmemesi, Anayasanın temel ilkesi olan laikliği zorlamaması gerektiğini söylediklerini anlattı.


“AKP, her vesileyle laiklik ilkesini ortadan kaldıran, Türkiye’yi giderek laik cumhuriyetten, ılımlı İslam cumhuriyetine dönüştüren adımları atmaktan çekinmedi” görüşünü savunan Özyürek, Başbakanın, “Laiklik elden gidiyor diyorlar, millet istedikten sonra elbette elden gidecek” şeklinde konuştuğunu öne sürerek, bu sözün, Başbakan ve AK Parti’ye hakim olduğunu ifade etti. Özyürek, bu nedenle her fırsatta laikliği ortadan kaldıracak adımlar atıldığını, türban düzenlemesinin bunlardan birisi olduğunu kaydetti.


Özyürek, AK Parti’nin, kapatma davasıyla karşı karşıya kaldığı andan itibaren, bütün dengesinin bozulduğunu, “freni tutmayan bir kamyon gibi” hızla gittiğini, herkesin, nereye çarpacağını, nasıl duracağını merakla izlediğini söyledi.


“KİM BU DARBECİLER?”


CHP’li Özyürek, AK Parti’nin özeleştiri yapmak, ders çıkarmak yerine, Erdoğan’ın, il il dolaşarak, yargıya, Cumhuriyet Başsavcısına ve kendisi gibi düşünmeyen herkese yönelik bir linç uygulamasına gittiğini öne sürdü. Özyürek, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Haksız, insafsız şekilde yargıçları suçladı. Siyasi Partiler Kanunu ve Anayasada partilerin hangi şartlarda kapatılacağı öngörülmüşken, bu konuda görevini yapan Cumhuriyet Başsavcısını suçlamak, linç uygulamak, insafla bağdaşmamaktadır. AKP, bunu yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir.


Sürekli darbe edebiyatı yapılıyor. Kim bu darbeciler? Türkiye’de darbeye teşebbüs suçtur. Sayın Başbakanın bütün güvenlik güçleri elindedir. Bu kişileri yakalayıp, emniyete teslim etmeliler. Bula bula bir Ergenekon davası buldular, İlhan Selçuk’u, 12 Mart şartlarını aratmayan bir yöntemle gözaltına aldılar. 9 aydır ortada bir iddianame yoktur. Ama AKP’ye yakın medyada, bu dosyada neler olabileceğinin bilgilerini edinebiliyoruz.”


“BİZ İDDİANAMEDE ÖNGÖRÜLEN PARTİ DEĞİLİZ, SAVUNMASI”


Anayasa Mahkemesinin, kapatılma davasına ilişkin iddianameleri kabul etmesinin “son derece rutin bir işlem” olduğunu ifade eden Özyürek, “Bir Cumhuriyet Başsavcılığı düşünün ki usulüne uygun bir dava açamamış olsun” dedi.


Özyürek, başta AK Parti olmak üzere, herkesin yapması gerekenin; sükunet ve saygıyla yargının işlemesini kolaylaştırmak, sağlamak olduğunu vurgulayarak, şu görüşleri dile getirdi: “Bağırarak, çağırarak, tehditle linç uygulayarak, Anayasa Mahkemesini yıldırmak, korkutmak mümkün değildir. AKP, bu telaş içinde, kendisiyle ilgili bir davayı düşürmek üzere, kendi çoğunluğuna dayanarak, bir anayasa değişikliği yaparsa, bu hukuk devletine, Anayasanın 138. maddesine aykırı olur ve toplumda büyük tartışmaları getirir. AKP’nin hukuki meşruiyeti tartışılır hale gelir. Umarım ve dilerim, AKP bu yola gitmez, kendisiyle ilgili davayı değiştirmek üzere anayasa değişikliği yapmaz. Yaparsa, Anayasa Mahkemesinden döner. Yapılması gereken, sağduyunun hakim olması, olup bitenleri soğukkanlılıkla karşılamasıdır. AKP’nin bütün enerjisini, çabasını, ‘biz iddianamede öngörülen bir parti değiliz’ şeklinde savunmasını yapmaya vermelidir.


AKP’nin, Başbakanın çevresinde sürekli onu tahrik eden yakınları var. Bazı köşe yazarları sürekli Başbakanı dolduruyorlar, ‘Siz Menderes, Erbakan gibi değilsiniz, siz yıkar geçersiniz’ diyorlar. Bu söylemlerin kimseye faydası yok. Şimdi sükunet, sağduyu zamanı, herkesin aklını başına alıp, hukuk sürecini sağlıklı işlemesini sağlama zamanı.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.