DANİMARKA’DAN… Danimarka’yı anlatmak

25 yıldır yaşadığım bu 5 milyonluk küçük ülkeyi siz Açık Gazete okurlarına nasıl anlatmalı, neresinden başlamalı bilemiyorum doğrusu. Türkiye’ye geldiğimde Danimarka’ya ilişkin en sinirime dokunan, en sık karşılaştığım ve en aptalca bulduğum soruyu şimdi kendi kendime soruyorum, iyi mi? Danimarka nasıl bir ülke? Soru mu şimdi bu ? Ben size sorsam Türkiye nasıl bir ülke diye, ne cevap verirsiniz?

Verilecek hangi cevap doğru olabilir ki, bir ülkeyi tanımlamaya? Hele son peygamber krizinden bu yana pek bir merak edilir oldu “bu sessiz, kendi halinde” ülke. Gelen sorularda daha bir saçmalaştı doğal olarak. Abi bu Danimarkalılar bizim peygamberimizden ve dinimizden ne istiyorlar gibi?

Gelin de bu soruya cevap verin şimdi. Ne bileyim kardeşim git işine de, diyemiyorsunuz yani. Çoğu zaman bu soruları soran vatandaşın samimiyeti ve merakı gözlerinden anlaşılıyor, inanın.

Klavyenin başına oturduğumda bunlar geçiverdi hızla aklımdan. Ve takıldı kaldı kafam da bu soru. Danimarka nasıl bir ülke?  Böyle bir soruya verilecek her cevap en az sorunun kendisi kadar saçma olmalı diye düşündüm bir an. Bu soru ne kadar gerçek ve saçmaysa, cevaplar da o kadar gerçek ve saçma olmalıydı. İşte size bu gerçek ve saçma cevaplardan bir demet.

Danimarka öyle bir ülke ki ; Başbakanın eski eşi, hükümetin kültür bakanı ve aynı hükümetin finans bakanının yeni eşi. Söz konusu finans bakanının eski eşi ise başbakanın şimdiki eşi.

Kafanız karıştı değil mi. Zaten karışık bir iş ama bir de şöyle deneyeyim. Yani hükümet içerisinde ki 4 bakan eş değiştiriyor. Konu skandal bile olmuyor. Hükümet dağılmıyor. Herkes bakanlığını koruyor. Herkesin özel hayatı kendisini ilgilendirir kuralı işliyor.

Danimarka öyle bir ülke ki ; Yukarıda bahsettiğimiz bayan kültür bakanının, bakanlığına bir gün spor da bağlanıyor. Yani bizde ki gibi, Kültür ve Spor Bakanlığı oluyor bakanlık. Acar bir gazeteci, biraz da bayan bakanın spordan anlamayacağını düşünerek, alaycı bir biçimde TV de bakana spor hakkında ne düşündüğünü soruyor.
Cevap : ‘’Spor porno gibidir, izlemek yetmez, katılmak lazım.‘’ 

Elbette ortalık birbirine giriyor. Ama hiç kimse bakanın istifasını falan istemiyor.

Danimarka öyle bir ülke ki, bir bölgenin papazı ortaya çıkıp Tanrıya inanmadığını ilan ediyor.

İncil’de anlatılanların kendisine çocukken bile saçma ve gülünç geldiğini şimdi ise İncili tamamen kabul edilemez bulduğunu söylüyor. Kimse papazı görevden alamadığı gibi, kilise cemaati Tanrı’ya inanmayan papazı desteklemek amacıyla yürüyüş yapıyor. Taşıdıkları pankartta ise ‘’ Biz Ona İnanıyoruz.’’ yazılı.

Danimarka öyle bir ülke ki ; Bu kez bir başka papaz, kendi fikir özgürlüğünü savunma adına tek başına sırtında dev bir Haçla İsraili destekleme mitingi yapıyor. Hem de nerede? Kopenhag’da Filistinlilerin ve Arapların en yoğun yaşadığı mahallenin göbeğinde. Elinde Dev bir İsrail bayrağı, sırtında kocaman bir Haç, kendisini koruyan binlerce polis ve taşlayan binlerce Filistinli. Bu izinli gösterinin iznini, polis tüm baskılara rağmen iptal etmiyor. Düşünce özgürlüğünü koruma adına. Bu papaza ilişkin küçük bir de dipnot düşelim.

Kendisi gençliğinde çok tanınmış bir porno film yapımcısı olan bu şahıs, pornonun Danimarka’da serbest bırakılması için de, büyük mücadeleler vermiş. Mücadeleci bir kişilik yani.

Verilecek öyle çok cevap var ki bu, Danimarka sorusuna. Nereden baktığınıza bağlı. İşte bu sayfalardan size bu insanları ve onların maceralarını kendi penceremden bakarak anlatmaya çalışacağım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ten − 6 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.