Değişim ne zaman ve nasıl?

Ekonomik krizler içinde çalkalanan gezegenimizde kalkınmış, ya da kalkınmakta olan ülkelerin büyük bölümü değişim rüzgarını yakalama peşinde.
Başta ABD olmak üzere her ülke refahı daha sıkı yakalama hayali içinde.
Ve değişim ön planda.

Değişim ama hangi alanlarda?
Kimler için değişim?

Demokrasi ile yönetilen ülkelerin kalkınmışlık düzeyleri yanında, gelir dağılımındaki adaleti tutturmaya çalışmaları sadece paranın iyi yönetilmesiyle mümkün.
Bu şu demek: İyi eğitim ve öğretimin düzeyinin yüksek olması.
Ülkede yöneten ve yönetmeye aday insanların fazla oluşu.
Bunun için de eğitim-öğretimde köklü reformlar yapan batılıların şu andaki durumları “tuzu kuru”lar kategorisinde sayılır.
Çünkü Batılılar reformlarının çoğunu gerçekleştirmişler.

Ya geri kalanlarda durum nedir?
Değişim gerekliliğinin farkında mıyız?
Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde durumu fark eden siyasetçilere rastlamak zor.
Türkiye’de olduğu gibi…
Siyasetçi takımı daha düne kadar konsolide bütçedeki en büyük dilimi orduya ve silaha ayırıyordu.
Eğitimin çok önemli olduğu daha yeni akıllara geldi.
En büyük pay şimdi eğitim sonra sağlıkta.

Bence Türkiye’de eğer değişim yapılacaksa önce eğitim-öğretim sorununun çözümüne soyunmakla başlanabilir.

Buna eklenecek ana başlıklardan bir diğeri vergi reformu.
Yani gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi.
Zenginleşmenin tabana doğru yönlendirilmesi…

Özetle eğer değişim; eğitim-öğretim-vergiler-gelir dağılımı gibi, çok yönlü bir sosyalizasyona dayandırılırsa bir anlam ifade eder.

Doğrusu da budur zaten.
Böyle bir hedef koyan siyasi iktidarların koltuklarında uzun süre kalması da mümkün olur. Böyle bir reformist hedef koyan iktidarlar birkaç dönem işbaşında rahatlıkla kalabilirler.
Böyle hedefler koalisyonlarla da olur ama zaman kaybının önüne geçilemez.
Aslında böyle bir sosyalizasyona yönelmesi gereken sosyal demokrat partiler olmalıdır.
Bu onlara daha fazla yakışır.
Ama ne yazık ki Türkiye’de eğer adına “reform” deniyorsa bunları yapan sosyal demokratlardan çok, merkez sağ partiler olmuştur.

Bu noktada parti adı zikretmek istemiyorum.
Çok da önemli değil.
Çünkü değişim halk adına ve halk için yapılmalı.

Şu sıralar “daha fazla özgürlük”, “daha çok adalet” için anayasayı sil baştan yapmak için hedef konmuş olsa dahi, ülkenin öncelikleri arasında “değişim” bence ilk sırada olmalı.
Eğitim-öğretim…
Vergi adaleti…
Ve refahın tabana yayılması yolunda değişimleri hayata geçirmek…

Eğer aç adam, yani insanlar anayasa ile doysaydı ne güzel olurdu.
O zaman Anayasaları değiştirmez, günden üç öğün halkın önüne yiyecek (!) olarak onu koyar değişim ve gelişimi sağlardık…!!!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 + 12 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.