Durmuş: Kürt sorunu devam ettikçe askeri harcama ve otoriterleşme artacak

Devletin yönetim şekli ve tercihlerinin biçimlendirildiği 2022 bütçesini Kürt sorunu bağlamında çözümleyen Prof. Dr. Mustafa Durmuş, “Sorun devam ettikçe askeri harcamalar da otoriterleşme harcamaları da artacaktır” dedi.

AKP hükümetlerinin 20’nci, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişin ardından hazırlanan 4’üncü bütçe olan 2022 bütçesi, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 15 Ekim’de TBMM’ye sunuldu. Tasarı 20 Ekim’de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda tartışmaya açıldı. 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, 6 Aralık Pazartesi günü Genel Kurul’da görüşülmeye başlanacak ve 12 gün sürecek. Bütçe giderlerinin 1,75 trilyon TL, faiz hariç giderlerin 1,51 trilyon TL, bütçe gelirlerinin 1,47 trilyon TL, vergi gelirlerinin 1,26 trilyon TL ve bütçe açığı 278,4 milyar TL olarak öngörülüyor. Özetini yaptığımız bu maraton ve dev kaynak sadece iktisadi bir belgeye indirgemek, yaşadığımız eşitsizlikleri, adaletsizliği, haksızlıkları, yoksulluğu ve geçim sıkıntısını politik etkisini gözden kaçırmış oluruz. Bütçe aynı zamanda devletin şeklini, rengini, hissini, ruhunu yansıtan politik ve hukuki bir kanundur. İktidarın neyi tercih ettiğini, geliri kimden nasıl toplayacağını, kime nasıl pay edeceğini ve bundan sonra nasıl bir ülke olunacağını ekonomi politikçi Prof. Dr. Mustafa Durmuş’la konuştuk. Ekonomi politikaları farkındalığını ve kamu kaynaklarına dair toplumsal bilince katkı sunacağını düşündüğüm bu söyleşinin uzunluğuna takılmadan, adil, şeffaf, hesap verebilir ve barışçıl bir ekonomi için okumaya davet ediyorum.
Bütçe Yasası hukuki ve iktisadi olduğu kadar, politik bir belge olarak değerlendiriliyor. Bunun nedeni nedir?
Devlet bütçesini çok önemli politik, aynı zamanda hukuki, iktisadi ve yönetimsel bir belge olarak tanımlarız. Ancak bütçenin başka bir boyutu daha var. O da bir tür sosyal sözleşme veya toplum sözleşmesidir. Onu toplumla kurduğu bağdan dolayı sıradan bir kanuni metinden ayırmak gerek, sıradan bir hukuki metne indirgeyemeyiz. Örneğin bütçe öncelikle siyasal iktidarlara ve devletin tüm kurumlarına yapacağı harcamalar, toplayacağı vergi ve diğer gelirlerinde bir meşruiyet kazandırıyor. Bütçesi geçmeyen bir hükümetin ayakta kalabilmesi mümkün değil, düşer. Bütçenin politik niteliğinin yanı sıra başka bir boyutu daha var. Bu da ülkedeki rejimin, devleti yönetenlerin demokratik hak ve özgürlükler karşısındaki duruşunu önemli ölçüde yansıtan bir belge olması. İçeriğine bakarak, bunun otoriter bir bütçe mi, savaş ya da barış bütçesi mi, demokrasi bütçesi mi olduğu anlaşılabilir. Bu yanıyla da bütçe önemli bir belge. Keza bütçenin sosyo-ekonomik olarak da işlevleri de var. Örneğin bütçe özellikle de iktidarların ekonomi ve maliye politikalarını uygulayabilecekleri en önemli araç. Yani mali politikalar bütçede kendini gösterir. Sermayenin büyütülmesine ilişkin atılan bazı adımlar da bütçede şekillenir. Aynı şekilde bütçe gelirin yeninden bölüşüm aracı olarak kullanılır. Yani istenirse halktan yana bütçelerle, adaletsiz gelir dağılımı bir miktar iyileştirilebilir.
2022 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin büyüklüğüne baktığımız zaman 1,75 trilyon liralık bir harcamanın yapılmasının öngörüldüğü anlaşılıyor. Her ne kadar milli gelir içinde yüzde 22,2 gibi göreli olarak küçük orana tekabül etse de, bu ciddi bir rakam. Keza 1,5 trilyon liraya yakın kamu geliri (1,25 trilyon liralık vergi geliri) toplanacak. Dolayısıyla hem harcamaların yapılması, hem de vergilerin alınması anlamında devlet bütçeleri, devletlerin ortaya çıkışından bu yana sosyal sınıflar arasındaki kavganın en önemli alanları olarak karşımıza çıkıyor. Bu yüzden bütçeler sınıfsal çıkarları karşı karşıya getiren önemli düzenlemelerdir.
Yasa tasarısına baktığınızda 2022 Bütçesinin önceki bütçelerden ne tür farkları söz konusu? 
Mevcut partili cumhurbaşkanlığı rejiminin kabul edildiği 2017’den bu yana yürütülen bütçe süreçleri ile öncekiler arasında doz farkı var. Öncesinde tartışmalar temsil siyaseti ve parlamentonun içine sıkışıp kalırdı. Malum 5018 Sayılı Kanun’un maddeleri açık. Yani önceden Meclisin, bakanlıkların, planlama örgütünün ve bürokrasinin ön planda olduğu bir süreç varken, şimdi Sarayın içindeki dar bir kadroya sıkıştırılmış bir hazırlık süreci var. Bütçenin detaylarına ilişkin bilgi kamuoyuna verilmek istenmiyor. Meclis’in denetleyici kurumu olan Sayıştay dâhil olmak üzere denetim kurumları neredeyse bütünüyle devre dışı bırakıldı. Yani bütçe otoriter rejimin karakterini tam olarak yansıtır bir biçimde yapılıyor ve rejimin ve bunun destekçisi sermaye çevrelerinin tercihlerini yansıtıyor.
 Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nu takip edebildiniz mi? Oradaki tartışmaları nasıl görüyorsunuz? 
Bütçe ve Plan Komisyonundaki üye çoğunluğu hükümete ait. Muhalefet partilerinin üyeleri azınlıkta, çünkü kanun böyle. Muhalefet partileri, eleştirmek ve teşhir etmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. İktidar partisinin atadığı üyelerse doğru cevapları vermekten kaçınıyor. Oradaki tartışmalar toplumdan kopuk, dar bir alana sıkıştırılmış tartışmalar.  Toplumun büyük bir kesiminin bundan haberi yok. Bir kere bu bütçe tartışmalarının toplumsallaştırılması lazım. Topluma mal edilmesi, toplum içinde tartışılması lazım. Ama bunun yapılabilmesi için de öncelikli olarak, bütçelerin hazırlığının aşağıdan yukarıya doğru yapılması gerekiyor. Yani bütçe yerelde, mahallelerde, kent ya da halk meclislerinde ya da benzer birimlerde hazırlanabilse, bu bütçelere halkın katılımı mümkün olabilir. Ancak mevcut bütçe hazırlık sürecinde böyle bir katılımcılık söz konusu değil. Bir de mevcut iktidarın otoriter karakteri de hesap vermeye hiç eğilimli değil. Bu nedenden dolayı hesap almak, hesap vermek ya da sormak kısacası bütçe hakkını kullanabilmek oldukça zor. Yani “bütçe hakkı” diye bir şey kalmadı artık. MA / Sedat Yılmaz
SÖYLEŞİNİN DEVAMINI KAYNAĞI MA‘DAN OKUMAK İÇİN LÜTFEN LİNKİ TIKLAYINIZ
http://mezopotamyaajansi35.com/EKONOMI/content/view/154129

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.