Gayri Resmi REKORLAR

SEDAT YILDIRIM SARICI – Başlığa “gayri resmi” diye yazdıysam da aslen yazılması gereken rekorlardan bahsedeceğim. Birçok “resmi” ödül gibi müzik ödülleri de devletlerin, şirketlerin maddi menfaatleri doğrultusunda emanetçilerini buluyor. Sular durulduğundaysa çoğu zaman adları unutulmaya yüz tutmuş gerçek sanatçılar tarihe yazılmış oluyor. Yani gayrı ahlaki duruma düşmemek için gayri resmi durmakta yarar var.

Devlet politikası yoksa şirketlerin baskısı mı bilemiyorum İngiliz televizyonlarında yayınlanmış İngilizce olmayan müziksel esere rastlamak rekor kırmaktan daha güçtür. Birkaç gün önce Partisan adlı İsveç yapımı bir televizyon dizisinin sonunda Okay Temiz ağabeyimizin 1975’de kaydedilen ‘Denizaltı Rüzgarları’na rastlayınca oturduğum yerden öyle bir zıplamışım ki kafam tavana çarptı. Belediye lojmanında oturduğumuzdan tavan basık da ondan çarpmışsın diyenler olacak ama bu büyük esere ilgisizliğimiz de rekor düzeyde.

https://www.youtube.com/watch?v=-qExNdIaL60

Geçtiğimiz Cumartesi günü (14 Kasım 2021) Dünya Sefalet Endeksi raporunda birinci sırada yer alan Venezuela’da “Dünyanın en büyük orkestrası” rekorunu kırmak için 12 bin müzisyenin bir araya geldiğini bildireyim.

Daha önceki makalelerimizde de tanıttığımız Venezuela’daki müzik eğitim sistemi El Sistema 1975’de birkaç yoksul çocukla yola çıkıp 2 milyon çocuğa ulaşmış, Amerika’ya emsal teşkil etmişti. Büyük orkestraya İspanyol İmparatorluğu’na karşı savaşarak Venezuela, Kolombiya, Ekvador, Peru ve Bolivya’ya bağımsızlıklarını kazandıran Simon Bolivar’ın (1783 -1830) adını vermişlerdi.

The Simón Bolívar Symphony Orchestra of Venezuela – SBSOV

2000 yılında Köln’de düzenlenen “Bin Yılın Türküsü” de Guinness Rekorlar Kitabı’nda yerini almıştı. 2002’de 1500 bağlamacı, 700 semazen, Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası ve Türk Halk Müziği sanatçılarıyla İstanbul’da da yinelenen organizasyon için Genel Sanat Yönetmeni Necati Şahin:‘‘Bu organizasyon dünyada yapılan en büyük müzikal olaydır” demişti.

Sonrasında benzer organizasyonlar başka ülkelerde de görülmeye başlandı. “Rockin’ 1000” adıyla önce İtalya’da, sonra Almanya’da yüzlerce gitarist, basçı, davulcu, klavyeci, şarkıcı, nefesli ve yaylı çalgılar çalan toplamda 1002 müzisyen bir araya geldi. Deep Purple, Led Zeppelin, Jimi Hendrix ve Rolling Stones gibi rock klasiklerinden çalarak “en büyük rock grubu” olarak dünya rekorunu kırdılar (2019). Bir parça dinlemekte yarar var.

https://www.youtube.com/watch?v=iE_CGC8LGUQ

2012’de ise Gaziantep’in Nizip ilçesinde melodika çalan 664 öğrenci, Guinness Rekorlar Kitabı’na girerek ‘‘Dünyanın en kalabalık melodika topluluğu” olmaya hak kazanmışlar. 2013’te Hindistan’da tek bir şarkı içerisinde 315 farklı enstrüman kullanılarak “Dünyanın en çok çalgının kullanıldığı müzik eseri” rekoru kırılmış. “Dünyanın en geniş katılımcılı müzik dersi” ise 2869 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen ukulele dersi 2019’da Malezya’da gerçekleşmiş.

Gelelim dünyanın en büyük enstrümanına. Paris’teki müzik müzesinde bir insanın iki katı uzunluğunda bir kontrbas görmüştüm. San Francisco’daki Grace Katedrali’nde bulunan dev org ise, “dünyanın en büyük çalgısı” olarak biliniyormuş. Bazı parçalarının 10 metre uzunluğunda olduğu ‘Enstrümanların Kralı’ ünvanlı org 20 bini aşkın parçadan oluşuyormuş.

Ülke tarihimizin en kalabalık konseri Zülfü Livaneli‘nin 19 Mayıs 1997’de Ankara’da 500 binin de üzerinde müzikseveri toplaması olarak kayıtlarda yer alıyor. Aynı yıl Moskova’da Jean Michel Jarre, 3.5 milyon, Rod Stewart ise 1994’de Rio de Janerio’da 4.2 milyon insanı bir araya getirebilmiş. Biliyorsunuz Rod Stewart’ın “Genç Türkler” (Young Turks) adlı bir parçası da vardı.

“Dünyanın en fazla seyircili müzik turnesi” ise Ed Sheeran’ın “Divide” turnesiymiş. 2017-19 arasında 255 konserle toplamda 8.882.182 izleyiciye ulaşmış. Yeri gelmişken yazayım, Ed Sheeran 2017 yılında ünlü Glastonbury Festivali’nin final akşamında final topluluğu olarak sahneye çıkmıştı. “Tek başına 2 saat boyunca 135,000 kişiyi ayakta tutmak” her yiğidin harcı değildir. Rekorlar arasında anılmıyor ama anılmalı.

Geçtiğimiz yıl “Seyircinin en çok dayak yediği konser” kategorisi icad eden Veli Durak adlı vatandaşımız aday olarak “1992 – Müslüm Gürses – Gülhane Konseri”ni önermiş. O gün Gülhane’de değildim ama onaylamakta ve kayda almakta hiç bir tereddütüm olmadı. 1995 yılında Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin ödülü, ülkemizde “işkence yoktur” diyen dönemin başbakanı Tansu Çiller‘in karakollarda işkence aletlerine rastlanması halinde bunlara el konulmasını bildiren gizli genelgesine ilişkin haberiyle Hilal Köylü’ye verilmişti.

YouTube üzerinde 10 saatlik “Bu Tepe Pullu Tepe” kaydına rastladığımda aklım durmuştu. Türkünün ana teması aslen 12 saniye. On saatte 3000 defa tekrar etmiş oluyor. “Aynı fikrin tekrarı” olarak dünya rekoru sayılabilir.

Bu 10 saatli YouTube yüklemesinin ikinci örneği Yes’in “Owner of a Lonely Heart” adlı eseriydi. Şarkının uzunluğu yaklaşık olarak 4 dakika 30 saniye. On saatte 130 defa tekrar etmiş oluyor.

Madem konu Yes’ten açıldı, şöyle bir rekor yazılmasında sakınca yok. Kadrosunda yer alan Steve Howe, Rick Wakeman, Jon Anderson, Chris Squire, Bill Bruford gibi rock tarihinin enstrüman hakimiyeti en yüksek topluluklarından olmasına karşın “başarısız orkestrasyon rekoru”nu kimseye kaptırmıyorlardı. Toplulukta dünyanın en iyi gitarcılarından biri var ama orkestrasyonda gitarın hiç bir işlevi yok. Elemanlarda da ruh kalmamış.

Sadece Yes de değil, paraya boğulan diğer efsaneler King Crimson, Asia, Rush, Toto, Fleedwood Mac, Moody Blues, Emerson, Lake and Palmer da öyleydiler. Bu tür konserlerden bir tat alamıyorsunuz.

Sezar ikibin yıl önce bizim Tokat-Zile’yi alınca der ki “Veni, vidi, vici”; yani “Gittim, gördüm, (havamı) aldım”.

Sarıcı der ki para yara sarıcıdır. Sanat yaradır, sanatçı yaralı. Paraya boğulunca, derman bulunca yaradan eser, yaratıcıda yaratıcılık kalmaz. Sarılmış yaranın fotoğrafında yarayı değil, sargı bezini görürsünüz. Sargı bezi her eczanede bulunur. Eser hasa, endere denir.

Venezuela’da halkın % 95’i yoksulluk seviyesinin altında yaşıyormuş. Peki nasıl oluyor da 12 bin müzisyenle “Dünyanın en büyük orkestrası” rekoruna talip oluyorlar?

Cevabı Müslüm Baba veriyor: “Sürüne sürüne yaşayan onlar / Yakarsa dünyayı garipler yakar”.

Biz de diyelim ki; “Kurarsa dünyayı garipler kurar”.

_________________

* Müzisyen de olan yazarımızın diğer çalışmalarına https://sedatsarici.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.