Gerginlik nereye kadar tırmanacak?

Türban sorunu Başbakan Erdoğan’ın “velevki siyasi simge” sözcüklerinin ardından laik kesimi iyice tedirgin etmişti geçtiğimiz günlerde…
Zaten korku ve endişelerini genel seçimlerden önce meydanlarda ortaya koyan laik kesim, türban sorununu aklına dahi getirmiyordu ancak son durumda onu da ajandasına almak zorunda kaldı, başı kapalılar ise anayasa değişikliği çıkınca rahatladı.
Eğer bir tarafta endişe ve korku diğer tarafta rahatlama ve cesaret kabarması varsa toplum geriliyor demektir.
Ben başından beri türbülansa giren bu türban sorununun gündeme taşınmasının erken olduğunu, toplumun buna hazır olmadığını savundum.
“İyi de ne zaman olacaktı?” diyenlere yanıtım “zamanı toplumun her kesiminde özgürlük algılamasının değişmesi tayin eder” derim.
Toplumun her kesimi henüz türban gibi hassas konuları hazmedecek noktada değil.
Keza özgürlükleri de..
Henüz TCK’nın 301 kılıcı başımızın üstünde sallanırken, Batının baskısı para etmez noktalara taşınmışken, türbanla ne işimiz vardı?
Hemen söyleyeyim.
Başbakan ve kurmayları, parti programına aldıkları tübanı gündeme taşıyıp kendisine oy verenlerin baskısına boyun eğemedi.
Danışmanlar ordusundaki akil adamları ne yapıp yaptılar Başbakan ve kurmaylarını yanılttılar.
Sırada sivil anayasa…
TCK’da 301.
Ve AB yasaları varken…
Ve hepsi de öncelikli olmasına rağmen türbanı öne koydular.
Bence atla arabanın yerini şaşırdılar.
Bunda biraz da kapalı kesimin intikam duygusu rol oynadı.
Başı kapalı yazarların AK Parti radikallerini gaza getirmeleri buna eklenince kendilerini 85 yıldır “öteki” gören kesimlerin “gaz”ını alırız  sandılar.
Oysa bu duygu çok tehlikeli.
Bizzat ben yaşadım. Hem de dün…
Bankada elektrik faturası kuyruğunda beklerken yanımdaki bayanın mırıldandığını duyunca laf attım:
-Devlet bankasında işler ne kadar yavaş değil mi?
-Varsın yavaş olsun..
-İyi de elektrik faturaları da katlandı. Hükümet beş yıl sabretti sonunda zamları bindirdi.
-Varsın olsun, eski dönemlerde her ay  katlanarak büyüyen ne faturalar ödedik.
Baktım ki işler sarpa sarıyor, bayan hiç bir şeyden şikayetci değil, bu kez türbanı kaşımak istedim..
-Evet, halk belki ekonomide rahat görünüyor ama türban gerdi herkesi. Özellikle de başı açık kesimi.
Başı açık bayan gözlerini bir dikti ki korkmamak mümkün değil.
-Başı kapalılar 80 yıl korktular. Sıra onlarda, birazcık da onlar korksun…
Bu cümle beni de ürküttü dersem yalan değil.
Bu duygunun korkuya dönüşeceğinden ürkmedim, bu duruşunun ve  kararlılılığın, tüm kanaat önderlerini, aydınları, demokratları çok ama çok düşündürmesi gerektiğini farkettim.
Bunun adını iyi koyalım: Rövanş alma duygusu.
Bu duygunun başı kapalılarda yarattığı tatmin olma hali.
Belli ki her seçimde AK Partiye oy veren bayan ve onun gibileri hayatlarından memnun.
Başı kapalı olmamasına rağmen, “öteki”leşmiş kesimin içinden geldiği için
başı kapalıları savunuyor.
Türbanın serbest kalması onu sevindiriyor.
Elektriğe yapılan zam da.
Nedir bu yaman çelişki?
Nedir bunun altındaki gerçek neden?
Anlamak zor, anlatmak daha zor.
Ama bilinen gerçek,  gerginliğin giderek tırmanacağı…
Nereye kadarını tahmin dahi edemiyorum…

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

one + eighteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.