Şiirde ritm sorunu (I)

“Ritm” terimi çağdaş estetiğin temel kavramlarından birini karşılar. Öyle ki bu kavramı estetikten çekip alın, estetik kendi üstüne yıkılacak ya da birden sönüp gidecektir. Çünkü ritm kavramı çağdaş estetiğin iki dayanağını, “uzam” ve “zaman” kavramlarını birbirine bağlar, onları bir dizgede bütünleştirir, böylece her yapıtta belirleyici olan iki ögenin dengeli ilişkisinden sorumludur. Bilindiği gibi bazı sanatlar zamansallığın öne çıktığı, bazı sanatlar uzamsallığın öne çıktığı sanatlardır. Ama öncelikle Immanuel Kant’dan beri, özellikle çağdaş ruhbilimin kuruluşundan beri bu iki temel belirleyenin bağlaşık iki kavram oluşturduğunu biliyoruz. Bir başka deyişle, bu ögelerden birinin varlığı öbürünün varlığını zorunlu kılar. Daha açık söylemek istersek şöyle diyebiliriz: ne uzamsallıktan bağımsız bir zamansallık ne zamansallıktan bağımsız bir uzamsallık sözkonusu olabilir.

Buna göre ritm sorunu çağdaş estetiğin temel sorunudur, bütün sorunları ancak ondan yola çıkarak çözümleyebiliriz. Ancak ritm sorunu klasik estetikte de ya da daha doğrusu eski felsefede de tartışıldı. “Ritm” sözcüğü Yunancadaki rhuthmos sözcüğünden gelir. Bu sözcük kabaca “akış biçimi” anlamına gelir (rhein “akış” demektir). Platon Şölen diyaloğunda onu bir estetik terimi olarak kullandı. Yasalar’da da onu “devinimin düzeni” olarak tanımladı. Platon’a göre ritm şiirle ve müzikle ilgiliydi. Aristoteles bu kavrama şiir ve müzik dışında yazıyı da ekledi. Günümüze kadar ve günümüzde pekçok sanatçı ve düşünür “ritm”i tanımlamıştır. Bu tanımların en önemlilerinden biri besteci Vincent d’Indy’nin tanımıdır. Vincent d’Indy “ritm”i “zamanda ve uzamda düzen ve oran” diye belirledi. Bu tanım sorunu uzamsal-zamansal çerçevede ortaya koyuşuyla, sanatı bir zaman ve uzam dengesi olarak belirleyişiyle çağdaş estetiğin kavrayışına tıpatıp uygun düşer ve buna göre yalnız şiirle ve müzikle değil bütün sanatlarla ilgilidir. Çağdaş estetiğin değişmeyen tutumu sanatları bir bütün olarak ele alıp incelemektir. Buna göre ritmi bir zaman ve uzam dizgesi olarak görebiliriz.

Kabaca şöyle diyebiliriz: şiirde ritm seslerin zamana göre bölünmesiyle ve yükseltilip alçaltılmasıyla elde edilir. Ancak bu noktada şiirle müzik arasındaki ayrımı görmek gerekir: müzikte ritmik yapıyı belirlemek için seslere özel ağırlıklar yüklerken şiirde seslerin ya da daha doğrusu sözün doğal akışından yararlanmak durumundayız. Gerçi şiir de müzik gibi okuyana göre değişiklikler gösteriyor olsa da şiirde ritmi daha çok sese dönüştürülmemiş sözün yapısından elde etmek durumundayız. Bu durumda şiirsel ritm sözcüklerin dizilişinde ve bu dizilişle yaratılan ruhsal etkinin belirleyiciliğinde ortaya çıkar. Bir başka deyişle şiirin ritmi söz dizisinin yapısıyla ve bu yapının yaratacağı ruhsal etkiyle belirgin olacaktır. Aristoteles ritmi seslerin yükselmesi ve alçalmasıyla açıklamıştı. Bugün çağdaş estetik çerçevesinde ritmi yalnızca seslerin yükselmesiyle ve alçalmasıyla değil aynı zamanda sözün akış hızıyla ve hatta akış biçimiyle açıklayabiliriz.

Gerçekte ritm yaşamın karmaşık devinimlerinin bir yansımasından ya da bir soyutlamasından başka bir şey değildir. Böyle olmakla oldukça karmaşık bir yapı ortaya koyar. Her şiirde ya da genel olarak ele alırsak her sanat yapıtında ritm aynı karmaşıklıkta değildir. Buradaki karmaşıklık anlamın temelinde yatan yaşam koşullarının devingenliğiyle ilgilidir. Bir başka deyişle ritmin daha yalın ya da daha karmaşık olması anlatılanın özellikleriyle ve anlatanın anlayışıyla ilgilidir, ama daha çok anlatılanın özellikleriyle ilgilidir.

Şiirinizde dalgalarla boğuşurken sevgilisini anımsayan bir denizcinin ruhsallığını ortaya koymaya çalışıyorsanız ona göre bir ritmik yapı oluşturmanız gerekecektir, bir kıyıda dingin bir akşam vakti geçmiş günleri anımsayan birçok yaşlı kişinin ruhsallığını ortaya koymaya çalışıyorsanız ona göre bir ritmik yapı oluşturmanız gerekecektir. Yaşamda içiçe geçmiş ve sürekli değişen bir devinimler düzeni vardır, bu düzen bizim ruhsallığımıza ritmik bir karmaşıklık olarak yansır. Gerçeklikte devinim olan şey duygu ve düşünce dünyamızda ritm olur: ritm insani kavrayışın bir koşuludur. Şiirin ruhu bu karmaşıklığı dışlaştıracak biçimde ve gerçekliğin özelliklerini uyumlu bir yapıda duyurmak üzere oluşturulur. Her şey yaşamı açıklamak adınadır. Sanatsal çerçevede yaşamı algılamak sürekli dönüşen devinimler düzeninin bilinçteki izdüşümü olan ritmleri okuyabilmektir. Demek ki şair yaşamı ya da daha doğrusu bir yaşam gerçeğini açıklayabilmek için ritm bileşimleri kurar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four × two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.