Kadın…nedir senin aşktan anladığın?

Sökemezsin, fırlatamazsın, en önemlisi o en sevdiğinin gözünün içine içine bakıp bakıp ‘aşkımın pansumanı sensin’ diyemezsin. O yüzden siyah beyaz Türk filmlerindeki sırtı dönük yarım itirafları tekrar tekrar seyredersin. Ve evet bu film karelerini çok seversin. Bir 
parça kendin vardır o şairane hitaplarda, bir parça kaderin düşer avuçlarına. Çocukluğuna kazınmıştır Ömerciği, Ayşeciği, Yumurcağı. Bir Hülya Koçyiğit  olmanın suskun bekleyişi sinmiştir çocukluğuna. Bu yüzden uçuşan banknotlarla, sevdiğini beklemenin hazzını 
kıyaslayamazsın.


Bir yanın Hulusi Kentmen fabrikatörlüğünde bonkör ve zengin, diğer yanın Necdet Tosun fakirliğinde çaresiz ve yitikdir. Sen her ikisini barındıran bakışlarınla, sevdiğine ‘seviyorum’ diyemezsin. İstersin ki kapı aralığından duyulsun, hiç birşeye değişmediğin itirafı zor 
sevgin.


Sen anlaşılmak istersin… Aşk anlaşılmaktan ürker. Sen beklemeyi seçersin… Aşk beklemez kaçar gider. Şimdikiler buna ‘ahmaklık’ der, olsun ahmaklık da güzeldir bazen… Çünkü söylenemeyen sözcüklerin içinde gizlidir derin sevgiler.


Öyle ya; belki en iyisi konuşmamaktır,  belki çekip gitmektir türk filmlerindeki gibi.. Belki en mühimi; kanayan yarayı göstermemektir bir sevgiliye, çünkü giden sevgililer belki sırf bu yüzden gitmişlerdir … Belki en iyisi söylememektir sevdiğini, çünkü bunu hak edenler sadece gerçek  sevgililerdir..


Aşk şahsa özel bir çektir… İmzayı atan bir Tarık Akan yahut Türkan Şoray olmayabilir… ama hiç kimse de ‘sen’ değildir.  Bu kahramanların üzerine yapışan gölgesidir şimdiki seni yaratan ve bir tesadüf değildir yıllar sonra tembel bir pazar sabahı televizyon açıkken birdenbire bunu farkedivermen. Samanlığın seyran olmasına ramak kala kaçman belki bundandır.


Hazin bir bakışı vardır çaresizliğin Cevat Kurtuluş tarzında ve yine ve illaki güldürür acıklı filmlerin ağlatan yüzleri  ‘SON’ yazısında. Peki mutlu sonları hak eden sadece filmler midir? …


Ey kadın…inan ki seni tutan bu filmlerdir… Çocukluğuna sinen bu filmlerin dokunaklı sahneleridir. O filmler ki;  Filiz Akın masumiyetinde bir sen yarattı ama, arada bir Neriman Köksal  olmayı da başarabilmen gerekir.


[email protected]


SİBEL BENGÜ’NÜN DİĞER YAZILARI


– Çok sevgili sevgililer günü için…
– Açık reçete…
– Çocuk
– Sen de kimsin?
– Kar yağarken pencerenden…
– Bayramları nasıl bilirdiniz?
– Ne kadar buradasın?
– Bu hayat nasıl geçer?
– Aşık kimdir?
– Aşk ne değildir?
– Aşk nedir?
– Herşeyin bir şeyi vardır…
– İyi insan kimdir?
– Kaygı çok kaygan bir kelimedir…
– Bumerang aşklar…
– İstanbul’da yine yağmur var…
– Kelimeler, kelimeler, kelimeler…
– Bir şairin bildiği sevgi/ Attila İlhan için…
– Nedir, niyedir? Neyse…
– İnsan bazen kendini bırakıp delice gitmek istiyor…
– 3 kadın 1 kritik…
– Hayatın şablonu mu var?
– Haydi dostlar buyrun kahveye…
– Muhakkak…
Aşk’a herşey dahil…
Bir İstanbul hatırası
Kadın dediğin
– ‘Adam gibi adam’ dedikleri…
– Mantığım intihar, ruhum serseri… 
– Hiç-bir-şey anlamıyorum… 
– Hayal adalar… 
– Kırmızı başlıklı kızın nesi var?  
– İstanbul’a bir günlük firar… 
-Bırak deli desinler… 
-‘Sen benim rüzgar gülümsün…’ 
-Pardon tanışıyor muyuz? 
-İstanbul 
-Kıymık… 
-Siz mağrur musunuz? 
-Ne kadar önemsiyoruz yarınlarımızı? 
-Küçük şeyler… 
-Yürek mahrem bir bölgedir 
-Kiler… 
-Keşke 
-Anne karabiyesi… 
-Tren garları… 
-Yangın yeridir yürek, külleri kelimeler…
-Bir gün… gemiler… geçer… 
-Önsöz 
-O fotoğraf… 
-Durup dururken… 
-İçiyorsam sebebi var…
-Susmak üzerine… 
-Zor…anlatması zor… 
– Ciddi insan… 
-Kalbim Anadolu…
-Aşk niye biter? 
-Oğlum şiir oku…çünkü…
-Ne olmazsa olmasın, içinde sen varsın 
-Ölüm diye bir şey var… 
-Kırmızı başlıklı kızın neyi var?.. 
-Bebek’te gitmek zamanı…

693870cookie-checkKadın…nedir senin aşktan anladığın?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

18 − six =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.