Kötü algılama…

Hiç bir ülke sorunlarını sıfıra indiremediğine göre, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin sorunlarını sıfırlamak mümkün değil.

Zaten toplumlardaki yeni gelişmeler, beklenmeyen buluşlar, yeni ihtiyaçların ortaya çıkmasına ve dolayısıyla yeni sorunların uç vermesine yol açıyor.

Henüz sanayileşmeyi tamamlayamamış toplumların, kalkınmış ülkelerle arasındaki gecikmişlik farkını kapatması bir günde, bir ayda veya bir yılda mümkün olmayacağına göre bizim sorunlarımız daha fazla, daha grift biçimde devam edecek demektir.

Siyasetcisinden bürokratına, bilim adamından gazetecisine, yöneticisinden yönetilene kadar hemen her kesimde münferit olayları, tekil vakaları, istisnai olayları “kötü örnek” olarak gösterme alışkanlığı var.

Bir milyona yakın öğretmenimiz mi var?
Evet.
Bu öğretmenler 15 milyona yakın öğrenciyi eğitmekten sorumlular mı?
Evet.
Peki bunların arasından hata yapan, ruhsal bozukluğu olan, toplumun kabul edemeyeceği her hangi bir tutumu sergileyen bir veya iki öğretmen çıkamaz mı?
Mesela bir öğretmen, öğrenci velisinden rüşvet alırken suçüstü yakalanmışsa…

Bizdeki muhalefet korosu hemen devreye girer:
“Olamazzz. Öğretmenlik elden gidiyor…Hükümet suçlu. Bu ne biçim yönetim???

Diyanet İşlerine bağlı onbinlerce imam-vaiz kadrolu eleman, ülkenin her ilinden köyüne kadar yayılmış görev yapıyor. Devletten maaş alan bu din adamları, din öğreticileri arasında bir tane çürük adam, çürük diş çıkamaz mı?
Mesela camiye yardım diye, kendisine yatırım yapan bir imam olamaz mı?

Aynı koronun sesi duyulur:

“Olamazzz. Yobazlar iktidara geliyor. Hükümet suçlu. Bu ne biçim yönetim?

Aynı örneği polise, yargıca, doktora getirin, koronun şarkısı, nakaratı hiç ama hiç değişmeyecektir.

“Olamaz…Yöneticiler uyuyor mu?

Oysa en geri toplumlardan tutun en gelişmişlerine kadar hepsinde
münferit olaylar, yanlışlıklar olabiliyor.
Ama kalkınmış toplumlarda bu tür olaylarda hükümetlerden çok, nedenler ele alınıp, bunun tekrarlanmaması için akil adamlar devreye giriyor ve sorunu çözmeye çalışıyorlar.

Bizde ise kafasına kiremit düşen bağırıyor:
“Oraya kiremidi hükümet koymuştur, bu ne biçinm yönetim?”

En taze örneği Cem Garipoğlu cinayeti.
Bu olayla ilgili ne yazılsa olur.
Kiminde polisi suçlarız.
Kiminde katili.
Kiminde maktulü.
Kiminde valiyi.
Hatta İçişleri bakanını.

Her suçlanan kesim üzerine senaryolar yazılabilir.
Hikayeler, romanlar, filmler yapılabilir.
Hatta TV dizileri …
Çünkü bizde bireysel olaylardan hareketle geneli “suçlama” eğilimi var.
Bu ne demektir?
“Bir polis kötüyse tüm polisler kötüdür. Hiç iyi polis yoktur.”

Esas hastalık burada.
Siyasetcisinden yöneticisine, profesöründen kara cahiline kadar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.