İngiliz aydınlardan medyalarına ‘ağır’ eleştiri

İngiltere Medyasının yüzde 37’sini elinde bulunduran Rupert Murdoch’a ait News of the World gazetesinde ortaya çıkan telefon dinleme skandalı ile patlak veren; medya, polis ve politikacı ilişkilerini araştırmak üzere başlatılan Leveson soruşturması, İngiltere’de medya ya ilişkin düzenleme ve reform taleplerini yeniden gündeme getirdi.

Medya’da reform yapılması talebi ile 2011 yılı yazında kurulan “Medya’da Reform” adlı kampanya grubu Leveson soruşturmasının yürütüldüğü Queen Elizabeth Konferans Merkezinin yanı başındaki Central Hall’de yüzlerce gazetecinin katıldığı bir toplantı düzenledi.

17 Mayıs Perşembe akşamı düzenlenen toplantıya politikacılardan gazetecilere, sinemacılardan sendikacılara kadar bir çok tanınmış sima konuşmacı olarak katıldı.

“İNGİLTERE’DE BASIN ÖZGÜR DEĞİL”

Toplantının ilk konuşmacısı olan yazar Owen Jones, İngiltere’de özgür basın olmadığını dile getirerek, telekulak skandalı ile medyayı elinde bulunduran tekellerin seçilmiş olan kişiler ve hükümetler üzerinde ne kadar etkili olduğunu ortaya çıkarttığını belirtti. Jones medya içerisinde işçi sınıfından ve değişik etnik azınlıklardan olanların sayısının azlığına ve bunun haberler ve haberlere bakış açısı üzerinde etkili olduğuna dikkat çekti.

News of the World gazetesinin telefon dinlemesinin kurbanları olan ve Leveson Soruşturmasında şahitlik yapan Jacqui Hames ve Mary Ellen Field yaptıkları konuşmalarda, farkında olmadıkları bu dinlemeler yüzünden işlerini kaybettikleri, ailelerinin parçalandığını ve çocuklarının tehlikede olduğunu ifade ettiler.

Stephen Lawrence’ın avukatı olan İmran Khan, İngiltere Basınının anti İslamist olduğunu, bugüne kadar basında Müslümanlar’a yönelik tek iyi bir habere bile rastlamadığına dikkat çekti. Khan, Müslumanlarada telefon dinleme skandalının mağdurları gibi, medyada yer alan asılsız ve yalan haberlerden dolayı hesap sorabilme hakkı tanınmasını talep etti.

“MEDYA ÜLKEYİ YASADIŞI YÖNETİYOR”

İngiltere Gazeteciler Sendikası NUJ’ın ve Hacked Off kampanya grubunun destek verdiği toplantıda konuşan sinema sanatçısı Hugh Grant, 30 yıldır medyanın ülkeyi yasal olmayan yöntemler kullanarak yönettiğini dile getirdi.

Politikacıların medya tekelleri ile ilişkilerini eleştiren Grant, polis, politikacı, gazeteci ilişkilerinden dolayı basının ve bazı devlet kurumlarının kirlendiğinin altını çizdi. Gazeteciler tarafından tutulan dedektiflerin sorgulanmasına karşılık, bu dedektifleri kiralayan gazetecilere hala dokunulmadığını eleştiren Grant, ‘bu gazetecilerin dokunulmazlığı mı var yoksa politikacılar bu gazetecilerden korkuyor mu’ soruları ile konuşmasını bitirdi.

“KİMİ KİME ŞİKAYET EDECEKSİNİZ”

Gazeteciler sendikası NUJ adına konuşan sendika başkanı Donnacha DeLong, Patronların hakimiyetinde olan Basın Şikayet Komisyonunun değiştirilerek, komisyonunun muhabirler ve sivil toplum kuruluşlarının üyelerinden oluşturulmasını istediklerini dile getirdi. DeLong Medyada tekelleşmenin yanı sıra, dağıtım ve düzenleme gibi sorunlarında İngiltere’de çözüm bekleyen sorunlar olduğunu dile getirdi.

“YALNIZCA HÜKÜMET AÇIKLAMASI HABER OLUYOR”

Basının kamuoyunu yanıltmada nasıl bir rol oynadığını, en iyi şekilde ortaya koyan konuşmacı, basınla sadece okur düzeyinde ilişkisi olan, ‘NHS’i Koruyalım’ Kampanyasının kurucularından olan Jacqui Davies oldu.

Davies, Ulusal Sağlık Servisi NHS’in özelleştirilmesinin önünü açan yasanın basında sadece hükümetin verdiği bilgiler ile yer aldığı, yasanın ne getirip ne götürdüğü üzerine hiç bir araştırma haberinin yapılmadığına dikkat çekti. Yasanın parlementoda geçtiği gün dahi BBC’nin hükümetin verdiği bilgiler ile haber yaptığına vurgu yapan Davies, 18 ay boyunca yasaya karşı yürütülen mücadelenin BBC tarafından görmezden gelinmesini eleştirdi. Davies, Irak işgali zamanında, toplumun büyük kesiminin işgale karşı olmasına ragmen bu kesimlere ait haberlerin sadece yüzde 2 düzeyinde kaldığını hatırlatarak, haberlerin objektif olmadığını söyledi.

“PARTİLER ORTAK ÇALIŞMA YAPMALI”

Toplantıda, Parlamentodaki üç partiyi temsil eden konuşmacılarda yer aldı.

Muhafazakar ve Liberal Demokrat koalisyon hükümetinin temsilcileri suya sabuna fazla dokunmazken, eski Başbakan Yardımcısı ve şimdiki İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Harriet Harman medyadaki tek kişi imparatorluğuna karşı çıktı.

Harman, İşçi Partisi özellikle de Tony Blair iktidarı döneminde, Rupert Murdoch ve medya organlarıyla olan sıkı ilişkilerini ve geçmişini görmezden gelerek, medyadaki yanlışların düzeltilmesi için üç parti ile birlikte çalışılabileceğini öne sürdü.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.