Çıralı endüstriyel turizme kurban mı edilecek?

Antalya Kıyılarında tartışma bitmiyor. Üretimden giderek kopan bir ülkede arazi satarak zengin olma hayaliyle yanıp tutuşan yığınların yarattığı hercümerç akıl alır gibi değil. Hükümetin en başarılı olduğu alanlardan biri de gerçeği çarpıtarak yarattığı illüzyonun, beklentiyle avutulan halk nezdinde hemen karşılık bulması. Propagandaya mazur kalmış, tek yönlü bilgilendirilmiş halkın büyük kısmının gece gündüz beklenti içinde olması yaşananların ayırt edilmesini güçleştiriyor. Bunun en çarpıcı örneğini bu sabah Çıralı’dan gelen haberlerin ardından yaşadık…

Turistler odalarında çıkartıldı, eşyalar boşaltıldı

AMAÇ ÜZÜM YEMEK Mİ BAĞCIYI DÖVMEK Mİ?

Çıralı’da, haklarında yıkım kararı olduğu belirtilen pansiyonları yıkmak için bölgeye gelen Orman Genel Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerin yarattığı görüntüler amacın dışına çıkıldığı izlenimi yarattı. Antalya yolu ayrımı ve Çıralı girişinde iş makinelerine karşı direnen köylüle güvenlik güçleri tarafından uygulanan şiddet, amacın “üzüm yemek mi bağcı dövmek mi” olduğunun sorgulanmasına neden oldu. Zira kadın erkek bir çok köylü polis ve jandarmanın uyguladığı şiddetin ardından yaralanmış durumda. Bakanlık yetkililerinin ve kolluk kuvvetlerinin yasaları uygularken kullandıkları yöntemin dozu amacın dışına çıkıldığı izlenimi doğurdu.

SIRADA YENİ YIKIMLAR MI VAR?

Çıralı’daki arbedenin içinde İngilizce konuşan bir kadın, “ben İngilizce konuştuğum için bana dokunmadılar, köylüye yöneldiler” diye anlatıyor yaşananları. Gün boyu Çıralı’dan gelen yıkım haberleri arasında çarpıcı iddialar da vardı. Köylülerin büyük çoğunluğu yıkım kararlarının sezon öncesi uygulanmasının kabul edilebilir olmadığının altını çiziyor. Yıkılan pansiyonlarla benzer konumda olan ve 397 parsel olarak adlandırılan alandaki yaklaşık 100 yapıyı da benzer bir akibetin beklediği söyleniyor.

Çıralı köylüleri iş makinelerinin önünü kesmek için yol kavşağına çıktılar ancak güvenlik görevlileri köylü

ÇIRALI’DA BAŞBAKAN’IN TATİL YAPTIĞI OTEL KONULŞULUYOR

Ancak Çıralı’da konuşulan en çarpıcı iddialardan biri Çıralı’nın büyük otel zincirlerinden birine tahsis edileceği yönünde. Zira Rus oligarklarından biriyle ‘gizli’ ortaklığı olduğu öne sürülen ve Başbakan Erdoğan’ın tatilini geçirdiği otel olarak tanınan ünlü oteller zincirinin, alternatif turizm modeli olan “ağaç evler” versiyonunu kurmak için Çıralı yakınlarındaki Sazak Koyu’nda arazi kiralayacağı iddia ediliyor. Çıralı’da da ünlü otel zincirine yönelik arazi tahsisleri yapılacağı endişesi hakim. Köylülerin bazıları bu konuda yetkililerden bir açıklama beklediklerini belirtiyorlar.

İMAR PLANI HALA NEDEN BEKLETİLİYOR?

Çıralı’da uygulamaya konulan yıkımlarda turistlerin kolundan tutularak yaka paça sokağa atılmasına karşın şu ana kadar Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’dan bir açıklama ya da yorum gelmedi. Ancak bütün bu yaşananlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın çok büyük bir sorumluluğu olduğunu söylemek yanlış olmaz. 1991 yılında sit alanı ilan edilen Çıralı’nın imar planının sürüncemede bırakılmasıyla rant ve yapılaşma baskısının yarattığı çarpıklık her geçen gün artarken Çıralı köylüsü ” plan neden hala bekletiliyor?” diye soruyor.

Yıkım ekipleri önce ağaçları kestiler

DANIŞTAY PLANI NEDEN İPTAL ETTİ?

Zira Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu çarpıklığın hem nedeni hem de sonucu gibi görünüyor. Çünkü 2000 yılında başlanan koruma planı 2007’de Danıştay tarafından iptal edilmiş. Danıştay’ın iptal gerekçesinde bakanlığın hem plan yapma hem de onaylama yetkisinin olamayacağı, planın korumayı değil, kitle turizmini ve dolayısıyla yapılaşmayı özendirdiği belirtiliyor.

Çıralı’da Orman Bakanlığı ekipleri ağaç keserek güne başladı

BAKAN GÜNAY’A SORU: ‘ÇIRALI TABAKTAKİ SON LOKMA MI?’

2007’deki iptalin üzerinden 5 yıl geçmiş. Çıralı hala plan bekliyor. Kamuoyunun en önemli endişesi, bölgede endüstriyel turizmin dışında, dolayısıyla tabakta kalmış en güzel lokma olan Çıralı’nın en sona saklanmış olabileceği konusu. Bakan Günay her fırsatta turizmdeki çeşitlilikten, zenginlikten söz ediyor ve bunun Türkiye için bir avantaj olduğunu vurguluyor. Ancak turizm anlayışının tektipleştirildiği Antalya kıyılarında, bunca plansızlığa rağmen halen betonlaşmaya yenilmeden bugüne ulaşan Çıralı’daki endişelere karşı Bakan Günay’ın bir açıklama yapması bekleniyor.

BELEDİYESİ AKP’Lİ OLAN ADRASAN’DAKİ KAÇAKLARA NE OLACAK?

Ayrıca yıkım kararlarının uygulanması konusunda bu kadar kararlı olan yetkililere, Kaş Fakdere koyu ve Kalkan Kalamar koyundaki kaçak ve ruhsatları iptal edilen villaların, öte yandan AKP’li belediyenin işbaşında olduğu Çıralı’ya komşu Adrasan’da yüzün üstünde olduğu tespit edilen kaçak yapıların neden hala yıkılmadığını sormak istiyoruz. Bu sorunun yanıtı verilmediği sürece yasalara riayet etme ve hukukun üstünlüğü konusunda kimseyi ikna edemezsiniz?

Önceki haberİbrahim Kaypakkaya’yı yakın arkadaşı Askar Yılmaz anlatıyor (I)
Sonraki haberNeokli Sarris: Bir ‘Türk düşmanı’nın ardından (II)
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.