Tekel işçilerine orantısız şiddete tepki

Ziraat Mühendisler Odası (ZMO) Genel Başkanı Gökhan Günaydın, polisin işçilere uyguladığı sert tavrı orantısız şiddet olarak değerlendirerek, “eksi 10 derecede sıkılan basınçlı su hepimize sıkılmıştır” açıklamasında bulundu.
 
Dondurucu soğuk altında, Tekel‘in özelleştirilmesine karşı demokratik tepkisini gösteren işçilere karşı kullanılan şiddetin dozunun, Türkiye‘deki gerçek demokrasi açığını gözler önüne serdiğini belirten Gökhan Günaydın, yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi: “Orantısız şiddete maruz kalan, çocuklarının – eşlerinin gözleri önünde yerlerde sürünen İşçiler ne istiyordu? TEKEL ihalesi iptal edilsin, fabrikaları satılmasın, üretim sürsün… Çünkü biliniyor ki, işçi açısından özelleştirme demek işsizlik demek, eve ekmek götürememek demek… Üretici için tütün ekememe, tüketici için çekici ve saldırgan satış politikaları kapsamında sağlık risklerinin artması ve daha yüksek fiyatlarla sigara satın alma demek… Ekonomi açısından büyük kayıplar demek. Kısacası, diğer özelleştirmelerde olduğu gibi, Anadolu‘nun can damarlarının kesilmesi demek…”


TEKEL‘in alkol bölümünün özelleştirilmesiyle ilgili ayrıntıları da gözler önüne seren Günaydın, “2004 yılında Tekel‘in alkolü içkiler bölümü, 292 milyon ABD doları bedelle MEY Alkollü İçkiler Sanayi ve Tic. A.Ş‘ye (Nurol – Limak- Özaltın – TUTSAB konsorsiyumu), yüzde 50‘si peşin, kalanı ise 2 yılda eşit taksitlerle ödenmek üzere satılmıştı. Bu satışla, Tekel‘in 18 il ve ilçedeki fabrikaları, depo ve arsaları, kasasındaki 348,4 trilyon TL parası ve 70 milyon YTL değerindeki içkisiyle beraber devredilmişti. MEY A.Ş, 292 milyon dolara satın aldığı TEKEL‘in içki bölümünün yüzde 92  hissesini, 3 yıl sonra 2006 yılında Amerikan Teksas Pacific Group‘a (TPG), 3 katı fiyatla 810 milyon dolara satmıştır. Bu satıştan kamunun, yani tüm halkın uğradığı zarar açıktır. Bunun yanında sektör yabancılaşmış, Amerikan firması satın aldığı fabrikalardan bazılarını kapatmış, üretici ürettiği üzüme alıcı bulamaz olmuştur. Kısacası tüm halk kaybetmiş, Amerika ve taşeronları kazanmıştır…” dedi.


TEKEL‘in sigara bölümünün özelleştirilmesinin de benzer sonuçlar doğuracağını dile getiren Günaydın, buna kanıt olarak da 2002 yılında çıkarılan Tütün Yasasının yarattığı sonuçları gösterdi. Tütün üretimini yasaklayan ve sektörü özelleştirmeye – yabancılaştırmaya hazırlayan 4733 sayılı Yasanın hükümlerinin uygulandığı son 5 yıllık süre içerisinde tütün üreticisi sayısının yüzde 47 oranında azalarak 205.000‘e gerilediğini hatırlatan Günaydın, 2000 yılında  200 bin ton olan tütün üretiminin, yedi yıllık süreçte yaklaşık yarısı kaybedildiğini, 2006 yılında ise 1962 yılından  bu yana ilk defa 100 bin tonun altına düşerek 98 bin ton olarak gerçekleşen üretimin,  2007 yılında 117 bin ton olduğunu dile getirdi.


DEVLETE 4 MİLYARLIK KATKI YOK OLACAK


Özelleştirme İdaresi‘nin boyunduruğu altında, teknoloji yenileme yatırımları ve pazarlama olanakları sınırlanan TEKEL’in sürekli pazar kaybettiğini ve yabancı sigaraların TEKEL markalarına karşı pazar üstünlüğünü ele geçirmekte olduğunun altını çizen Gökhan Günaydın, “1984 tütün liberalizasyonuyla başlayan, 2002 yılında 4733 sayılı Yasa ile hızlandırılan ‘iş’, bitirilmek üzeredir” dedi.  Tekel sigara fabrikalarının özelleştirme ihalesine, Limak İnşaat San. ve Tic. A.Ş – PI Turkey LLC Ortak Girişim Grubu, Strand Investment S.AR.L, British American Tobacco Tütün Mamulleri Sanayi ve Ticaret A.Ş ve CVCI – Doğan – TÜTSAB Ortak Girişim Grubu’nun ihale verdiğini anımsatan Gökhan Günaydın, Tekel‘in alkollü içkiler bölümünün özelleştirilmesinde oynanan oyunun yeniden sergilendiğini belirterek, 2006 yılında devlete 4 milyar 160 milyon YTL  TEKEL’in yok pahasına satılacağını ve yok olacağını dile getirdi.


REJİ İDARESİ BENZETMESİ


Atatürk‘ün Tekel‘i 4 milyon liraya devletleştirerek Reji İdaresi‘ni kovmasından bu yana 83 yıl geçtiğini dile getiren Günaydın, ortaya çıkan tabloyu şöyle değerlendirdi: “Osmanlı‘nın son döneminde, yabancıların alacaklarının tahsili için tuz ve tütün gelirlerine el koyan Reji‘nin kolcuları, Anadolu‘da binlerce köylüyü öldürmüştü. 83 yıl sonra, film başa dönüyor.Bu filmin başa dönmesi, tarıma, ekonomiye, sağlığa, insana ve yaşama zarardır. Bu filmin başa döndürülmesi, halk düşmanlığıdır.”


____________________


Yusuf Yavuz- yusuf_yavuz2004@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eighteen − 16 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.