İzler…

Kitap en iyi dosttur derler ya.Doğrudur.Kütüphanelerin koridorlarında dolaşırken bana uzanan binlerce el,binlerce dost hissederim.En mütevazi kütüphanede dâhi hissettiğim budur. Kitabın olduğu heryeri severim.


Yine böyle bir yerde, babamın kütüphanesinde buldum Bernardin de Saint Pierre’in duygu dolu hikayesi  Pol ve Virginie’yi.İz bırakılmış kitapları ve bir kitapta iz bırakmayı severim. Ancak bu kitapta altı çizilmiş satırlar, sayfaların kenarına alınmış küçük notlar gibi izlerin yanında her şeye hakim olan zamanın  bıraktığı izlerde vardı.Sararmış ve yırtılmış sayfalar… Ve bu sayfalar arasında tanıdık,kendine has bir yazı. Babamın yazısı. Şöyle diyordu:


‘Kadıköy ortaokulunda çok çalışkan bir ögrenciydim.Kitaplık vardı sınıfımızda.Ufacık ben bakardım ona ve orada ilk okuduğum kitap ‘Pol ve Virginie’ olmuştu.Şimdi aradan beş sene geçti.Ben 18 yaşımdayım.Konusunu biliyorum.Çok hoşuma gitmişti daha o yaştayken.İşte şimdi yine elime  aldım.İlerleyen senelerin değiştirdiği ben hiç şüphesiz ki bu okuyuşumda da başka şeyler sezecek ve zevk alacağım’ 24 Temmuz 1961 pazartesi / Heybeliada.


Pol ve Virginie’nin konusunu bende biliyordum. Ama babamın bundan tam 44 yıl önce okuduğu bu kitabı bir solukta yeniden okuyuverdim.Aslında sadece bu duygu dolu hikayeyi yeniden okumamıştım.Ama sayfalarının kenarlarına yazılmış küçük notlarla,altı çizilmiş sözcüklerle hayat karşısındaki,aşk karşısındaki duygularını,düşüncelerini,korkularını, 18 yaşındaki babamı okumuştum.Ve bu hergün gördüğüm,konuştuğum babamdan başka,söylemediği yada söyliyemediği birçok şeyi söyleyen bir babaydı.Bir kitap ki aynı zamanda iyi bir dosttur, bunun gibi söylenmemiş birçok şeyi söyliyebilir size.Ancak bir dostunuzla konuşur gibi konuşmalısınız onunla,dokunmalısınız,hissetmelisiniz ve iz bırakmalısınız onda.Bir çizgi,bir nokta belki bir soru işareti.Böylece sadece yazarın sizi götürdüğü dünyalara değil ama onu okuyan binlerce insanın dünyalarına da giriverirsiniz.Ve aynı zamanda bir kitabın tarihi de aslında sadece yazarıyla değil ama sizin onu elinize aldığınız andan itibaren başlamış olur.Sizden sonra okuyanların bıraktığı izlerle kitabın tarihine yeni şeyler eklenir.Bıraktığınız her çizgiyle,koyduğunuz her noktayla belki bir soru işaretiyle bir dost size binlercesini getiriverir.


Kitaplar sözcüklerin,bilgilerin sıralandığı birer sayfalar yığını değillerdir.Sadece sözcüklerle anlatmazlar anlatacaklarını,onlarda bırakılmış izlerle,işaretlerle belki sayfaların arasında bulunan kurumuş bir çiçekle,bir kağıt parçasıyla yaşayan yada bizden yıllarca önce yaşamış birçok insanın duygularını,düşüncelerini de anlatırlar bize.Böyle inanılmaz bir güçleri de vardır kitapların.


Birbirini hiç tanımayan insanları , seven iki insanı yada bir kızı 18 yaşındaki babasıyla sayfaların,sözcüklerin arasında buluşturabilir kitaplar.


Bu yüzden okuyun onları ve iz bırakın onlarda.Kimbilir beklide yarım bıraktığınız,söylemeye korktuğunuz birçok şeyi onlarda bıraktığınız izlerle birgün birilerine fısıldayıverir kitaplar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.