Hesaplaşma-Mutlu yıllar

Günün her hangi bir anında, kalabalıklar arasında, seslerin, bağırışların birbirine karıştığı karmaşada, ya da gecenin kapkara sessizliğinde bir an durup, kendinizi sorguladınız, sorular sorduğunuz, hesaplaşma yaptığınız olmuş mudur? Bu durum benim başıma sıkça gelir. İnsanın kendisiyle hesaplaşmasının yer ve zaman sınırlaması olmadığına inanırım. Benim felsefemde, hesaplaşma; günlük yaşantının zorlukları, dayatmaları, çıkmazları üzerine değil, aksine; boyutların yöreselden uzaklaşıp, evrensel sınırları kapsayan, küresel bir kaygıya, genişliğe evirildiği, yakınımda, bildik tanıdık aşina yüzleri içerdiği gibi hiç tanımadığım, geçmiş yaşamımda daha önce hiç karşılaşmadığım ve gelecekte görmeyeceğim, tanımayacağım, renkleri, dilleri, inançları farklı insanları kapsayacak boyutlarda küresel karakter kazanır. Hesaplaşma sürecinde, günlük hengâmenin içinden çekip alır başka boyutlara taşırım kendimi. An olur; çocukluğumun bilinmezliklerle dolu sisler ötesi dünyasına dalar, an olur işkenceden arta kalan genç vücudumun yattığı soğuk zemin, mekân olur. An olur, Amazon ormanları dert tasadır bana, an olur Afrika’nın yoksulluğu, nemlendirir gözlerimi. Süreci sınırlayacak hiçbir şeye izin vermem. Sorgulama, uzsuz bucaksız ormanlarda özgürce koşturan yılkı atı delişmenliğinde koşar,  O koştukça açılır, ben ise dinginleşirim.

Sorgulamada, yaptıklarım, yapmadıklarımla yanıtını aradığım temel soru(lar); var olmanın içerdiği anlam, tarihe ve insanlığa karşı birey olarak görevim, bu görevi yerine getirme uğraşında nerede olduğum ve en can alıcısı ise, şimdiye değin yazdığım bir öyküm var mı dır?

Unutmayın! Her yaşam; insanın kendi adına yazdığı, bütün insanlığı kapsayan ama bireysel bir öyküdür. Yazmadığımız öykü bizim öykümüz değildir.

Unutmayın!  Sen Ahmet, sen Ayşe, sen Öykü, sen Masal biz hepimiz, tek tek ve bir bütün olarak, yaşamın anlamıyız. Tabi ki biliyorum; kahrolası, hiçte adil olmayan bu dünyada, tek tek bireysel olarak gücümüzün sınırlı, haksızlıkları yok etmede yetersiz olduğunu. Olsun. Ne diyor usta;

‘Sen yanmazsan, ben yanmazsam’

Gelin bu yılbaşı, kendinizle hesaplaşmanın başlangıcı olsun. Hiç kaçamak yapmadan, acımasızca sorgulamayı yapalım.

Bir elini bana ver, diğer elini tanımadığın birinin omuzuna koy. Dilini konuşamadığın, farklı renkten insanlara, beden diliyle merhaba de, sokaktan gecen hiç tanımadığın insanları çevir, bir bardak sıcak çay ikram et, türkü çığır, haksızlıklara yöresel aksanla, bayan arkadaşlarımızı bile güldürecek okkalı bir küfür savur. Bugüne değin yapmak istediğin, yapmadığın, ertelediğin her şeyi yap. Ama bir şeyi sakın yapma; Sakın umudunu yitirme.

Unutma! Evrensel düşünüp, yöresel mücadele edebiliriz.

Efendiler! Eşekler susabilirler

Ne yani çocuklar hiç gülmeyecekler mi?(1)

Yeni yılda

Eşekler susacak, çocuklar-eşeklere inat-kahkahalarla gülecek

Mutlu yıllar.

N.Kazım Öztürk

(1) Ece Ayhan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.