İNGİLTERE… Metin Şenergüç (1960  -2018)-Sevgi ve Özlemle

Metin Şenergüç (1960  -2018)-Sevgi ve Özlemle

Mehmet Taş – Metin 16 Aralık 2018’de aramızdan ayrıldı.  Okumaya, yazmaya, çizmeye ve özgürlüğe doymadan iki yıldır sessiz sedasız mezarlığın bir köşesinde ebedi uykusunda. Bize emanet bıraktığı üç bin makale ve yüzlerce tablosuyla onu her zaman yanı başımızda hissediyoruz.

1960’da İzmir’de işçi çocuğu olarak beş kardeşin üçüncüsü olarak doğar. İlkokuldan liseye kadar başarılı bir eğitim yaşamından sonra “Yaşamımın başlangıç noktası” dediği politikayla lisenin son yıllarında tanıştığını anlatan Şenergüç, “Politika her yönüyle yaşamımı belirledi ve yön verdi” (Açık Gazete).

“TKP davasından 2 yıl yattığı cezaevi yaşamında üniversite sınavına girer, 12 Eylül darbesini koğuşunda karşılar. Cezaevinden tahliye olduktan sonra tekrar tutuklanacağını anlayınca kaçak yollarla Yunanistan’a gider. Yunanistan’da kendisi gibi pek çok politik Türkiyeli göçmenle karşılaştı” (Açık Gazete)

Metin, yakın tarihimize damga vuran sanat akımlarını ve kültür politikalarını felsefi ve politik argümanlar eşliğinde kendine özgü yöntemlerle çağdaş sanat vizyonunu Londra’daki yaşamı boyunca geliştirme gayreti içindeydi. Sanat eğitimini İngiltere’nin en prestijli üniversitelerinde yapmakla kalmadı aralıksız çalışarak sanatçı kimliğini ileri boyutlara taşıdı.

Karmaşık ama değerli bir varlık olan insanın ruhsal derinliklerine girmeyi amaç edinen Metin SIKINTI -BOREDOM konseptine çalışmalarında geniş yer verirken, sessiz estetiği, zamanı, ölüm ve yaşamı, karanlığı kendi tarzıyla tablolarına aktardığı gibi, “sokakta sanat var, sanat benim silahım, sıfır noktasından sanata yeniden başlamak” sanatsal felsefeye ilgisi de çok fazlaydı.

Metin Şenergüç

Yazıp bitirdiği ama basmaya ömrünün yetmediği “Horizonun Ötesi” kitabında şunları yazar: “Sanat, ‘güzellik’i aramaktır.” der bazıları. Oysa güzellik, yer ve zamana göre değişir. Horizon çizgisi gibidir, yaklaştıkça kaçar güzellik”.

Metin Sanatında ve politik analizlerinde her zaman bu diyalektiğin mantığına uydu.  Bir nehir gibi durmaksızın sürekli akıp giden bir yöntem izledi. Kitabının önsözünde “Horizon çizgisi bir sona değil, arayışın sürekliliğine işaret eder” derken sonsuzluğa doğru akıp giden bir değişime olan sarsılmaz inancını vurgular.

Mutlak güzellik, horizonun arkasındadır. ‘Güzel’ yansız değildir; kimin kullandığına göre, bazen gizlenir, bazen de açığa çıkar. Sanatın çabası orizonun arkasına geçmektir; Yine de bunun bir ‘Sisifos eylemi’ olduğunu bilir.

Ürünleri ve kendisi hakkında çok az şey söylerdi.  Çünkü o sanat dünyasının merkezindeydi. Bilinmezle bilinenin, sezilenle kavrananın, içten gelenle bilinç ürünü olanın, anlaşılması güç, karmaşık, anlaşılması zor bir yerde konumlanmıştı.

Ölüm, Sitemizin ve facebook sayfamızın bir yazarını, bir sanatçımızı, bir sanat düşünürümüzü ve özgürlük savaşçısı bir yoldaşımızı aramızdan aldı. Ölüme inat onu eserlerinde ve kavgamızda yaşatmaya devam edeceğiz.

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

METİN ŞENERGÜÇ

Ali Kalkan – 15 Aralık 2018’de henüz 58 yaşındayken Londra’da hayatını kaybeden Metin Senergüç, üreten, özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren, kurulu düzene ne düşüncede ne de yaşam tarzında teslim olmayan ender insanlardan biriydi. Batı Avrupa’nın kültür ve sanat hayatına katkıda bulunan kıymetli göçmenlerdendi. 

Gazeteci arkadaşı Faruk Eskioğlu’nun dediği gibi, “Metin olaylara çok boyutlu ve farklı açılardan bakmayı başaran entelektüel bir aydındı. Her haliyle gerçek bir sosyalistti. Son nefesine kadar da uzlaşmaz bir sosyalist ve ateist olarak kaldı. Hiçbir zaman paranın gölgesi onun üzerine düşmedi… Onurlu, mücadeleci ve eyvallahsız bir yaşam öyküsünü oğlu Efe’ye bıraktı…”

Londra, Petit Coin’de ,”RECORDING THE TIME” adlı sergisi vardı, şöyle yazmıştım:

Londra’da yaşıyan yazar-sanatçı Metin Şenergüç’ün yeni tabloları Stoke Newington Church Street üzerindeki Petit Coin Cafe & Gallery’de sergileniyor.  

Yüksek lisansını Camberwell Collage of Arts’da ve lisans üstü eğitimini Central St. Martins Collage of Arts’da yapan sanatçı, kendi deyimiyle, bu sergisindeki sanat üretiminde ‘sıkıntı’ halini, ‘ham madde’ olarak kullanmış. Bu yaklaşımını da şöyle özetliyor:  “Çağdas toplumda ‘sıkıcı’ tanımlaması, genellikle bireyin onaylamama ve dıştalama gibi tepkilerini dile getirir ve ‘öteki’ne karşı bir savunma mekanizması yaratır. 

‘Sıkıntı hali’, çağdaş var oluşumuz ve kültürel sınırlılığımızın bir semptomu, diğer insanların kültürel pratiğinin reddedilmesi ve onları kendi dünya ve doğa ile ilgili düşüncelerimiz ve sanat değerlerimizi rasyonalleştirmemiz önünde bir tehdit unsuru olarak görmemizin endeksel bir ruh halidir… 

Yaşamın sıradanlığını, sanatsal gerçekle bağlamak her zaman sanatçıların hedefleri arasında olmuştur.  

Mısır freskolarından Caravaggio’ya, Picasso’dan günümüze, sanatçılar, resim, fotoğraf ya da filmlerle yaşamın ayrıntılarını ‘sahnelemeye’ çalışırken, onların önemini, bütünün, parçalardan oluştuğu gerçeğinin altını çizerek göstermek istediler. 

Gerçeğe yaratıcı müdehaleler diye adlandırabileceğimiz bu ‘eylemi’ sanat diye adlandırırsak, sanatın bir görevinin de, insanı, fiziksel dünyaya bağlamak olduğu ileri sürülebilir.”  

Metin Şenergüç daha önce de Londra’daki ünlü Forty Hall’ın galerisi ve müze mekanında, Forty Hall’ın mekan ve tarihinden esinlenen farklı disiplinlerdeki özgün çalışmalarını sergilemişti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × four =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.