Soylu Ecevit ve ‘Büyük Veda’

Şunu anladık ki, halkımız meğer çok doluymuş.
Bir şekilde boşalmanın yolunu arıyormuş.
Bastırılan duyguların, boşalan bir zemberek hızıyla her yeri kapladığını görüyoruz…


Ecevit’e olan yoğun ilgi ve sevginin altında yatan bilinçaltına yerleşmiş bir başka gerçek ortaya çıkıyor. Toplum, “namuslu insan” özlemi içinde! Yıllar yılı nereye başını çevirse, “namussuzları” görmekten ikrah getirmiş durumda!


Memleketin her köşesinde, politikanın can damarlarında, siyasetin omurgasında, ticaretin ortasında “Namussuzlar” fink atıyor! Halkın içerisindeki nefret birikimi   işte bu!..  Namussuzların, “namussuzluğunu yüzlerine haykıramamak”!


Hangi dönemde olursa olsun, ülkeyi yönetenler, yeri geldiğinde vatan millet nutukları atarak kendilerini sütten çıkmış ak kaşık göstermiş olsalar da, halk onların pek çoğunun, dürüst, namuslu olduğuna inanmıyor! Yaşantılarına, zenginliklerine bakıp, servetlerini nasıl yapmış olduklarının şüphesi ve tepkisi içerisinde onlardan sevgi ve güven olarak uzak duruyor!


Ecevit’in ölümüyle halk kendisini adeta yalnız kalmış hissediyor. Sanki “Karaoğlan”dan sonra ülke yönetimlerinde dürüstlüğün esamesi okunmayacak duygusuna kapılmış durumda! Onu yitirdiğine üzülürken, gelecekteki kaderinin yangısı içerisinde!


Bu bir “fenomen”!
Ülkemiz, halkımız, milletimiz adına “fenomen”!
Türkiye yıllardır yolsuzluk batağında çırpınıp duruyor!
Halk soyulmuş, soğana çevrilmiş devlet bütçelerini vergileriyle finanse etmekten ve soygunculara yem olmaktan bitmiş tükenmiş durumda!


Ülke yolsuzluk sıralamasında, dünyada başta gelen devletler arasında yer alıyor!
Yıllar yılları kovalıyor değişen hiçbir şey yok!
Yolsuzluk batağı; hayali “damar edebiyatı”yla kurutulamıyor!
Namazlı niyazlı, oruçlu Haç’lı görüntülere girerek, ülkeyi soymak moda haline geldi!


Böyle bir ortamda, yaşını başını almış ve köşesine çekilmiş doğal olarak biyolojik ömrünü tamamlamanın bitiş yıllarına ulaşmış bir siyaset adamının, yaşamının her döneminde sözde değil özde dürüst yaşamış bir liderin ölümüyle, beklenmeyen gözyaşı seline boğuluyor!


Ecevit gitti çığlıklarıyla onun dünyaya vedasına ağlarken, ardıllarına sesleniyor;
“Siz neden Ecevit denli büyük adam olamıyorsunuz?”
“Neden dürüstlüğün erdem olduğunun bilincine, Ecevit ölçeğinde ulaşamıyorsunuz?”
“Niçin dünyada ki gerçek servetin, nasıl ve nereden edinildiği birçok kuşku taşıyan; yatlar, katlar, villalar, lüks arabalar olmadığı gerçeğini bir türlü kavrayamıyorsunuz?”
“Siz de bir gün ölmeyecek misiniz?”
“Günü geldiğinde cihana veda edip gitmeyecek misiniz?”
“Öbür tarafa neyi götüreceksiniz sonsuzluk yolcuğuna çıktığınızda?”
“Arkanızda yürekleri yakan, gözleri yaşlara boğan ne bırakacak sınız?”
“Kimler sizler için “ne dürüst” adamdı diye yanıp yıkılacak?”
“Dürüstlüğünüz, namusunuz, şerefiniz, insanlığınız için kaç kişi içten dualar ederek sizleri şükran duygularıyla sonsuzluğa uğurlayacak?”


Bütün bunlara karşın, “Ecevit abidesi” nin kendilerini rahatsız etmeye başlayan kimi kesimler, sütre gerisinden başlarını uzatarak yavaş yavaş çatlak sesler çıkarmaya başladılar:


“Ama Ecevit…” diye söze başlayan ve köşelerinde ahkam kesen her devrin adamı “büyük ve önemli yazarlar(!)”, Ecevit’e dil uzatmaya başladılar!
“Ama Ecevit’te aslında şöyleydi, böyleydi, şu işi bilmezdi, filan işi yapamadı…” diyerek Cumartesi günkü “Büyük veda” ya gölge düşürmeye çalışıyorlar.


Ecevit’te sonunda bir insandı. Tabi ki hataları, yanlışları olacaktı. Ancak hatalar ve yanlışlar onun en yüce erdemi olan dürüstlüğünün karşısında, okyanuslar yanında küçük dereler ölçeğindedir.


Biliyoruz ki, Ankara sokakları Cumartesi günkü  “Büyük veda” da; yüreği gerçekten yanan yüz binlerle dolup taşacak! Bir kuş hafifliğindeki vücudu, tabutu içerisinde eller üzerinde ebedi istirahatgahına doğru yol alırken; Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Adana’ya kadar yurdun dört bucağında yüreklere dikmiş olduğu sevgi dolu “Ecevit çiçekleri”; boynu bükük, sessiz ve hüzün dolu duygularla onu sonsuzluğa uğurlayacak!


Halk yığınlarının gönlünde ki, namusun, şerefin, dürüstlüğün, vatanseverliğin bayrağı “Soylu Ecevit”!
Ülkemizin ve Cumhuriyet’ in kurucusu, Ulu Önder Büyük Atatürk’ün 68 inci ölüm yıldönümünün bir gün sonrasında, manevi varlığını sevgiyle ve saygıyla kucaklayarak seni ebediyete uğurluyoruz!
 
“Karaoğlan” seni çok sevmiştik!  Hatıranla yaşacağız!


* [email protected]  

694170cookie-checkSoylu Ecevit ve ‘Büyük Veda’

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four × 2 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.