Tarım Bakanını görevden almak sorunları çözmeye yeter mi?

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Ekonomiden tarıma, eğitimden adalete “Reis iyi ama çevresi kötü” algısını besleyen bakan değişiklikleri katmerlenmiş sorunları çözmeye yetecek mi?

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, gece yarısı yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile görevden alındı. Yerine ise Ziraat Mühendisi kökenli siyasetçilerden Vahit Kirişçi atandı. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesinin ardından Tarım Bakanı olarak atandığını telefonla öğrenen Pakdemirli’nin, görevden alındığını da Resmi Gazete’de yayımlanan karardan sonra öğrenmiş olması muhtemel. Pakdemirli’nin, twitter’dan yaptığı paylaşımda, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle 10 Temmuz 2018’den itibaren sürdürdüğüm Bakanlık görevimden ayrılmış bulunuyorum. Görevden af talebimi kabulleri için kendilerine şükranlarımı arz ediyor, yeni Bakanımız Sn. Vahit Kirişçi’ye başarılar diliyorum.” ifadelerini kullanması dikkat çekti.

Görevden alındığı için liderine şükranlarını sunan Bakanlar listesine eklenen Bekir Pakdemirli’nin Temmuz 2018’den bu yana tarım ve ormancılık alanındaki icraatları ve uygulamaları birçok yönden her iki alana da zararlar verdi.

Türkiye tarihinde görülmemiş ölçüde orman yangınları, yine aynı şekilde son 2-3 yılda katlanarak artan kereste üretimi için ormanların genç yaşlı demeden yok edilmesi ve hükümeti en çok zor durumda bırakan konuların başında gelen tarımsal planlama ve üretimdeki hatalı politikalara bağlı yükselen gıda enflasyonunun artışı, Pakdemirli döneminin öne çıkan sorunları…

TÜRK ÇİFTÇİSİ BELÇİKA BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ ARAZİYİ TERK ETTİ

Türkiye’de tarım politikaları uzun süredir üreticiyi toprağa küstürüyordu. Yüksek üretim maliyetleri, mazot, gübre, ot ve böcek öldürücüleri, tohum, işçilik ve bütün bunların üzerine eklenen aracı tekeli son 15 yılda Belçika’nın yüzölçümü kadar (yaklaşık 3 milyon hektar) bir toprağın terk edilmesine neden oldu.

BUĞDAY İTHAL EDEN TÜRKİYE KONYA’DA MUZ YETİŞTİRİYOR

İhracata bağımlı tek çeşit üretiminin teşvik edilmesi, çeşitliliği yok ederken, yüksek maliyetli bir üretim modeli de yarattı. Kuru tarımın yapıldığı Konya, Adıyaman ve Urfa’da muz üretimi, Afyon’da domates üretimi yapılırken Türkiye büyük ölçüde buğday ithal eder duruma geldi. Muz gibi gıda ve beslenme açısında stratejik bir önemi olmayan ürünler desteklenirken, üretici de tıpkı narda olduğu büyük bir çıkmazın içine sürükleniyor.

HÂKİM OLDUĞUMUZ ÜRÜNLERDE İTHALATÇI OLDUK

Coğrafi ve iklimsel özelliğinin yanı sıra gen merkezi de olması bakımında Türkiye’nin tüm dünyada hâkim olduğu fındık, zeytin, sultani üzüm, incir, kayısı, ayva, kiraz, gül, kestane, ceviz, badem gibi ürünler yeterince desteklenmediği için üreticiler büyük zorluklarla baş başa kaldı, kimi üretimden çekildi. Türkiye’nin kiraz bahçesi olarak bilinen Isparta Uluborlu’da üreticiler geçtiğimiz yıl kiraz ağaçlarını kesmeye başladı. Üretim tüketime yetmeyince ABD, Moldova ve İran’dan ceviz, Şili’den badem, Çin’den kestane, Suriye ve Tunus’tan zeytinyağı ithal ediliyor. Ünlü Türk simidinin susamı Nijerya, Pakistan ya da Hindistan’dan, Çorum leblebisinin nohudu Arjantin’den, mercimek Kanada’dan, kelle-paça Bosna Hersek ya da Sırbistan’dan geliyor.

TARIMSAL ÜRETİM SEFERBERLİK RUHUYLA KORUNMALI

Bir zamanlar tarımda kendi kendine yeten 6-7 ülkeden biri olmakla övünen Türkiye’nin son yıllarda hâkim olduğu birçok üründe net ithalatçı konumuna gelmesi, tarımın iyi yönetilemediğinin en net göstergesi. Ukrayna’dan ya da Rusya’dan ham Ayçiçek yağı ithal etmezse gıda kriziyle karşı karşıya kalacak bir ülkeye dönüşen Türkiye’nin, gıda bağımsızlığının temeli olan stratejik tarım ürünlerini “seferberlik” ruhuyla koruması ve üretimdeki sürekliliği sağlaması gerekirken son yıllarda yoğun su tüketen tropik kökenli ürünlerin teşvik edilmesi üretimdeki plansızlığın bir başka göstergesi.

KERESTE SEKTÖRÜ İÇİN GENÇ -YAŞLI DEMEDEN ORMAN KIYIMI ARTTI

Tarımdaki hatalı politikalar ve uygulamaların yanında aynı bakanlığın bünyesine katılan “orman” alanındaki sorunlar da giderek büyüyor. Ormancılığı fidan dikme kampanyalarına indirgeyen bakanlığın ağaç kesimini son yıllarda 3-4 kat artırması, genç yaşlı demeden ülke ormanlarının endüstriyel hammadde olarak kısa vadede yok edilmesinin de önünü açtı.

ORMAN KESİMİ 7 MİLYONDAN 22 MİLYON METREKÜPE ÇIKTI

Artvin’den Kastamonu’ya, Sinop’tan Antalya’ya ülkenin dört bir yanındaki orman köylüleri dokunmaya kıyamadıkları genç ağaçların bile yonga endüstrisi için kesilmesine tepki gösterse de sonuç değişmiyor. Orman Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre endüstriyel odun üretimi son üç yılda 7 milyon metreküpler seviyesinde 22 milyon metreküp seviyesine çıktı. OGM, bu artışın, sektördeki kapasite artışına paralel olduğunu belirtiyor.

YANAN ORMANLAR SEKTÖRE KÂRLI HAMMADDE KAYNAĞI OLDU

Bir yandan görülmedik ölçekteki kesimlerle sermayenin saldırısına teslim edilen ormanlar, geçtiğimiz yaz ülke genelindeki yangınlarla da Cumhuriyet tarihinin en büyük kıyımını yaşadı. Antalya, Muğla, Mersin, Adana, Çanakkale, İzmir, Isparta, Kahramanmaraş ve Hatay gibi illerde ardı ardına çıkan orman yangınlarında ülkenin ciğerleri yandı. Yanan ormanlardaki ağaçların kereste sektöründe ve yonga-lif sanayinde kullanılması, dikili satış yoluyla sektör için “ucuz” hammadde kaynağı yarattı. Yangından az zarar görmüş ve kullanılabilir durumdaki ağaçların normal bir orman ağacına göre 5-6 kat daha ucuz fiyatlarla sektörün dev firmalarına sermaye yapılması, ormancılık politikalarındaki bir başka sorunlu bakışı ortaya çıkardı. Yangınlar kimileri için can yakıcı bir durumken, kimileri için de ucuz hammadde beklentisi yaratan, “kârlı” bir olay halini aldı.

ZEYTİNLİKLER MADENCİLİĞE AÇILDI, BAKANLIKTAN SES ÇIKMADI

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin görevden alınmasından 3 gün önce, yine gece yarısı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğindeki değişikliğin yaratacağı zeytinlik kıyımı, kamuoyu tepkisinin bardağı taşıran son damlası oldu. Zeytinliklerin enerji amaçlı madenciliğe (kömürlü termik santrallar, jeotermal vs.) açılmasının yolunu açan düzenlemeye hem meslek odaları hem de kamuoyundan tepkiler yükselirken, zeytinlikleri anayasal olarak korumakla yükümlü Tarım Bakanlığından bir ses çıkmadı.

GÖREVDEN ALINMASINA TEŞEKKÜR EDEN BAKANLARIN SİSTEMİ

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin yaklaşık 4 yıllık icraat süreci boyunca birçok bakan görevden affını istedi ve affının kabul edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek görevden alınmasına teşekkür ederek görevden ayrıldı… Bekir Pakdemirli’de de bu söylem ve gelenek değişmedi. Bir ülkenin tarım politikasındaki başarı ya da istikrar, o ülkenin marketlerinin raflarındaki gıda ürünlerinin fiyat ve kalitesiyle ölçülür. Undan şekere, yağdan pirince, meyveden sebzeye son 3-4 yılda yaşanan fiyat artışı, Türkiye’de stratejik bir alan olan tarımın şirket yönetir gibi yönetilemeyeceğine işaret ediyor.

TARIM BAKANI OLACAĞINI HİÇ DÜŞÜNMEMİŞTİ

Bekir Pakdemirli, Bakan olacağını kendisine gelen bir telefonla öğrendiğini ancak aklından tarımın hiç geçmediğini dile getirmişti. “Pazar günü (kabinenin açıklanmasından önceki gün) Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden çağrılırsanız, bakan olacağınızı düşünürsünüz ama hangi bakanlık olduğunu bilemezsiniz. Bende pilotluk var, ‘Acaba Ulaştırma mı?’ diye düşündüm. Tayyip Bey tarımla ilgili olduğunu söyleyince, emriniz olur dedim

MADEN ŞİRKETİ SAHİBİ BAKAN YARDIMCISI OLDU

Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminde meclis dışından bakan yardımcılarının atanmasına olanak tanınmasıyla birlikte Bekir Pakdemirli’nin Tarım ve Orman Bakanı olduğu kurumda, bakan yardımcısı olarak bir madenci ailenin üyesi atandı. Milli Parkları da içeren birçok kurum, maden ve enerji şirketi yöneticisi olan Mustafa Aksu’ya bağlandı. Bakan Yardımcısı olarak özel sektörden atanan bir başka isim ise 2016-2018 yılları arasında ise CarrefourSA’da İcra Kurulu Üyesi ve Satın Almadan Sorumlu (gıda) Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Ayşe Ayşin Işıkgece oldu. İlgili yazı için: (https://odatv4.com/makale/milli-parklar-madenciye-emanet-04101827-147653)

‘REİS İYİ AMA ÇEVRESİ KÖTÜ’ ALGISI SORUNLARI ÇÖZMEYE YETER Mİ?

Bekir Pakdemirli’nin adı bir süredir yapılacak kabine değişikliğinde geçiyordu. Zeytinliklerin kıyımının önünü açan düzenlemenin hemen ardından görevden alınması, kamuoyundan yükselen tepkilerin geçiştirilmesine yönelik bir adım gibi algılanıyor. Ancak gece yarısı Resmi Gazete’de yayımlanan kararlarla bakanların “görevden affını” kabul etmek, ekonomide, tarımda ya da başka alanlardaki sorunların çözümüne katkı sağlamıyor. Bilakis bu sorunları daha da kalıcı hale getiren, çoğu durumda sorunların üstünü örten bir süreci de beraberinde getiriyor. Temelde sorgulanması gereken konu, tek adam yönetiminin hâkim olduğu Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sisteminin kendisidir. Bu tür görevden almalar, “Reis iyi ama çevresi kötü” şeklindeki seçmen algısını beslemekten başka bir anlam ifade etmiyor.

2588880cookie-checkTarım Bakanını görevden almak sorunları çözmeye yeter mi?
Önceki haberSAVAŞMA!  AMAN AMAN
Sonraki haberVisa ile Mastercard, Rusya’daki operasyonlarını askıya aldı
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × three =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.