Bursalı’ya 2 soru soracaktım amma…

Toplantı 28 Nisan günü, adı geçen derneğin başkanı Nesrin Bell’in açılış konuşması ile başladı. Ortalık sakindi. Fakat toplantı yöneticisi gazeteci arkadaşımız İrfan Taştemur, konu ve konuşmacı üzerine tanıtıcı bilgiler sunmağa koyulunca kafalar karıştı! Çünkü, hoş-beşten sonra Taştemur’un ilk sözü “Türkiye’de gazeteciler özgürdür” olmştu. Ve de bu sözü söyler söylemez salonda bir soğuk rüzgar esivermişti birden…

Neyse ki, Taştemur kara mizah yapıyordu. Sonraki sözleriyle, “Türkiye’de gazeteci hapse girmekte özgürdür; işsiz kalmakta özgürdür; kitapları basılmadan yasaklanmakla özgürdür; işten kovulmakta özgürdür; yaptığı haber metni çöpe atılmakla özgürdür…diye “özgürlükleri” sıralamaya başlayınca, mesele anlaşıldı.

Ve Orhan Bursalı da mikrofonu eline alıverdi peşinden. Bursalı, aynı zamanda Cumhuriyet’in Bilim-Teknik ekininin sorumlusu, “ 10 Yıldır AKP”, “Bilim Toplum Ve İnsana Bakış”, “Ulus Yıkıcılığı” gibi kitapların ve de Cumhuriyet Gazetesi’nin köşeyazarıdır. Konuları araştırıp soruşturan ve kaleme alan tanınmış bir yazar…Basını da araştırmış gelmeden önce. Söyledikleri hep notlarından da okuduğu belgelerle sabitti.

Bursalı,Yandaş basın üstünde çok durmadı. Çünkü, dedi, o gazeteler zaten onların, yazar-çizer , haberciler ve yöneticileri de onların kafasından. Sadece İktidarın istediklerini yazıyorlar.Televizyon kanallarının üstüne de durmadı fazla. Asıl uğraş dalı olmadığından belki… Ama merkez medya adını alan gazeteleri, özellikle “amiral gemisi” denen Hürriyet’in üstünde çok durdu. Sabah, Haber Türk, Akşam vs üstünde de öyle…Bunları, dedi,Recep Bey , kimini hileli vergi cezaları, kimini kredi kısıntıları tehditleriyle avcuna aldı. Yazarları, habercileri, haber yorumcuları tasfiye ettirdi. Şimdi artık iktidarın istemediklerini yazamıyorlar. Böylece yazılı basın iktidarın oldu. Sonra bunların tirajlarının üzerinden bir oran da çıkardı. Ona göre basının yüzde 85’ini iktidar kontrol ediyordu.

Muhalefete gelince, bunların değişik tandanslı görüşleri ile bilikte toplam oranı ise yüzde 10-12…Geriye kalan bölümü de yüzer gezer, batakçı taife kalıyordu ki o bölümdekiler de yağlı kuyruğa ya da keskin dipçiğe göre oynuyorlardı basın oyununu…

Yani basın özgür değildi. Türkiye bu açıdan da açık şeriatçi faşizme gidiyordu, hatta içine girmişti bile.
Ancak son sözü yine de şöyle oldu: “Biz Cumhuriyet Gazetesi olarak mücadele ediyoruz. Gelecek için iyimserim.”

Tam bu zaman, İrfan Taştemur’e nazire kablinden bir soru geldi aklıma. Şu: “ Orhan Bey madem ki iyimsersiniz, o zaman bu iyimserliğinizi yüzdeleyen oranı da söyler misiniz? Yoksa kurtulacağımızın oranı da yüzde 10-12 mi?” Birinci sorum işte bu olacaktı!

Fakat kuyruk? Neredeyse salondakilerin yarısı kuyruğa geçmişti…Mesela, meslektaşım Faruk Eskioğlu’nun “ Siz Aydın Doğan’ın danışmanı olsaydınız, ne öğüt verirdiniz?” sorusu çarpıcıydı da… Ve sorulara verilen yanıtları dinlemeğe koyuldum yeniden.
Bitmiyordu ki…Üstelik zaman da sınırlı olduğu için strese de girmiştim.

İkinci sorumsa, 1886’larda, Aziz Nesin’in Stoke Newington Town Hall’deki konferasında anlattığı bir öyküydü. Mealen şöyle:

“Baskılı rejimlerin muhalefetteki aydınları başka bir ülkede toplanıp kendi ülkelerindeki zulümleri anlatıyorlarmış. Ertesi günü de ülkelerine dönecekcekler elbet… Bu yüzden söz alıp konuşanlar temkinli konuşuyorlarmış. Konuşmalar böyle yürüyüp giderken birisi bu anlatı endazesini taşmış… Verip veriştirmiş kendi ülkesindeki iktidar mensuplarına. Ne hısızlıklarını bırakmış, ne uğursuzluklarını. Medyayı da bütünüyle ele geçiren iktidarının su götürmez faşizminden örnekleri arş-ı alaya yükseltmiş böylece. Alkış da alıyormuş üstelik…”
Ve yerine oturunce bir başkası: “Güzel konuştun ben de seni alkışladım, ama bu konuşmayı yaptıktan sonra yarın ülkene nasıl döneceksin?” diye sormuş. Seninkinin yanıtı ise şu olmuş: “Dönmeyeceğim ki, burada oturuyorum.”

Ya peki konferansçımız ne yapacaktı?
Sıramı bekledim;

ORHAN BURSALI’YA
İKİ SORU SORACAKTIM, AMMA…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.