Hayvanları Koruma(ma) Kanunu!

Ömür Gedik (Haçiko Derneği), Özün Kanbay (Haçiko derneği), Zuhal Ardahanlı (Hay-Hak ve Haçiko Dernekleri), Av Tunay Gürsel (İstanbul Çevre Konseyi Federasyonu) ve
Av Muhsin Kemal Şimşek (İzler Derneği) tarafından aypılan açıklama aynen şöyle:

“Uzun süredir hayvana işkence yapmanın suç kapsamına girerek hürriyeti kısıtlayıcı ceza ile cezalandırılması konusunda devletimizden beklediğimiz yasa değişikliği sonunda gündeme gelmiş ve kanunda yapılacak değişikliklerden medya vasıtasıyla haberimiz olmuştur

Bu yasa değişikliğinin kapsamını incelenmiş, hayvan korumacılar, hayvanseverler ve konuyla ilgili sivil toplum kuruluşları olarak ortaya çıkan maddelerin beklentilerimizin çok altında kaldığı görülmüş, hatta bunun bir hayvan koruma yasası değil, neredeyse bir ‘hayvansevere ceza yasası’ olarak hazırlandığını hayal kırıklığı içine fark etmiş bulunuyoruz, şöyle ki :

MADDE 2 – “Ev ve süs hayvanı ve kontrollü hayvanları bulundurma ve sahiplenme şartları, hayvan bakımı konularında verilecek eğitim ile ilgili usul ve esaslar ile sahiplenilerek bakılan hayvanların çevreye verecekleri zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile eşgüdüm sağlanmak suretiyle, İçişleri Bakanlığı ve ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”

“Meskende barındırılabilecek ev ve süs hayvanı tür ve sayısı Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”

Meskende bakılacak hayvanların tür ve sayılarının devletçe belirlenmesi ancak totaliter rejimlerde olabilecek bir durumdur. Bu ülkede sadece her sokak arasında bulunan petshoplar ve ruhsat verilen üretim çiftlikleri bile ülkeye sayısız hayvan kazandırıyorsa (denetimi hiçbir şekilde yapılmayan üretimleri ve ülkeye kaçak yollarla sokulan hayvanları saymıyoruz) bu hayvanların edinilmesi de ‘mal satın alma’ kapsamıyla aynı olacaktır, yasak getirilmesi mantık dışı ve insan haklarına aykırıdır. Önce üretimin önü kesilmelidir.

Kaldı ki bu yasa, ülkemizde belediyelerin büyük kısmı yasal görevlerini yerine getirmedikleri ve bu konuda devletimiz tarafından hiçbir yaptırıma uğramadıkları için hayvan refahı konusunda bireysel olarak büyük çaba harcamak zorunda kalan, büyük fedakarlıklarla en azından meskenine dahil ederek hayvan korumaya çalışan hayvanseverlere ceza niteliğindedir

Bir başka soru ise meskeninde çok sayıda hayvan barındıran hayvanseverlerin bu yasa çıktıktan sonra hayvanlarına ne olacağıdır. Bu hayvanları barındırmak için gerekli altyapı olmadığı bilindiğine göre bu hayvanlar ne şekilde korunacaktır??? Ev ortamına alışmış, ailenin parçası olmuş sahibiyle duygusal bağ kurmuş hayvanların sahiplerinden nasıl sökülüp alınacağı merak konusudur.

Bu konunun ‘hayvan koruma’ ile ilgisi olmadığı gibi yasaya koyulmasının da manası yoktur çünkü çevre ve halk sağlığına zarar verme halinde belediyeler zaten müdahale etme hakkına sahiptir.

MADDE 3 – “Sahipsiz ya da güçten düşmüş hayvanların, 11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununda öngörülen durumlar dışında öldürülmeleri yasaktır.”

3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu’ndan kurtulmamız güzel, fakat bu madde halen eski kanunun değiştirilmeyen aşağıdaki maddesi ile kendi içinde çelişmektedir:

MADDE 13. – Kanunî istisnalar ile tıbbî ve bilimsel gerekçeler ve gıda amaçlı olmayan, insan ve çevre sağlığına yönelen önlenemez tehditler bulunan acil durumlar dışında yavrulama, gebelik ve süt anneliği dönemlerinde hayvanlar öldürülemez.

Burada kanuni istisnalara yeni gerekçeler ekleniyor ve sanki gebe hayvanlar dışında hepsinin öldürülebilmesi için sadece ‘yorum farkı’ gerekiyor.

MADDE 4 – 5199 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Deney hayvanları ile yapılan çalışmalar dışında, hayvanlara tıbbi ve cerrahi müdahaleler sadece veteriner hekimler tarafından yapılır.”

Buradan deney hayvanlarının can taşımadığı ve hayvandan sayılmadığı sonucuna varıyoruz. Deney hayvanlarına kapalı kapılar ardında uğradığı zulme sessiz kalmak mümkün değildir.

Deney hayvanlarına gizliden yapılan işkencelerin önlenmesi için bir kanun değişikliği beklerken maalesef ortaya bu sonuç çıkmıştır. Maalesef işkence esnasında yanlarında bir veteriner hekim olmasına bile lüzum görülmemiştir….

Bu şekliyle kanun ilaç, kozmetik vb. ticari şirketlerinin merdiven altı işletmelerinin rahatlıkla ve sorumsuzca deney yapmaları teşvik edilmektedir ve insani değildir.

Beklentimiz ayrıca sahipsiz sokak hayvanlarının deney için kullanılmasının yasayla yasaklanmasıdır.

Hayvanları Koruma Kanunu hükümleri bütün hayvanları olduğu gibi deney hayvanlarını da kapsar. Deney hayvanlarının tabi olacağı prosedürlere ilişkin oluşturulacak etik kurullar bu kanunun amir hükümlerini dikkate alarak denetim yapmak zorundadır.

MADDE 5 – 5199 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (a), (j), (l) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki (m), (n) ve (o) bentleri eklenmiştir.

“a) Hayvanlara işkence yapmak, psikolojik acı çektirmek; hayvanları, yaralanmasına sebep olacak şekilde dövmek, aç ve susuz bırakmak, sokağa terk etmek, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak” (750 TL ceza)

“j) Hayvanlara tecavüz etmek,” (1 yıla kadar hapis cezası)

“l) Pitbull Terrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino, Fila Brasileiro gibi tehlikeli köpek ırklarını ve melezlerini üretmek, sahiplenmek, ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak, takas etmek, sergilemek ve hediye etmek.” (2 yıla kadar hapis cezası ve hayvana da el konur)

“m) Hayvanları, ilgili belediye sınırları dışındaki bir ortama, ormanlık alana veya diğer yaban hayatı yaşama alanlarına bırakmak.” (300 TL ceza)

“n) Ev ve süs hayvanı satışı yapan yerlerde yırtıcı, saldırgan ve zehirli hayvanları satmak.”(300 TL ceza)

“o) Hayvanları, ölümüne sebebiyet verecek şekilde dövmek veya işkence yaparak öldürmek.” (2 yıla kadar hapis cezası)

Eski ‘j’ bendinde hayvana tecavüzle birlikte bulunan HAYVANA İŞKENCE YAPMAK fiili ‘a’ bendine eklenmiştir ve CEZASI HALEN CEZASI 750 TL OLARAK SABİTLENMİŞTİR. Kısaca hayvana işkence yapmak, psikolojik acı çektirmek yaralanmasına sebep olacak şekilde dövmek, aç ve susuz bırakmak, sokağa terk etmek, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak HALA KABAHATLER KANUNU KAPSAMINDADIR ve esas hayal kırıklığı budur

Ülkemizde şiddet suçları günlük ve olağan hale gelmiştir. Bu ülkenin uygar insanları olarak yeryüzündeki canlıların en zayıfı olan hayvanlara karşı işlenecek şiddet suçlarının, çocuk, kadın, yaşlı ve hastalara karşı işlenecek olanların başlangıcı olacağının bilincindeyiz ve devletimizin bunu önlemek için görüldüğü üzere en ufak bir teşebbüste bile bulunmamasını büyük üzüntüyle karşılıyoruz.

Hayvana ucunda ölüm olmadıkça işkence etmek para cezası ile geçiştirilirken, tecavüzün cezası 1 yıl hapis iken, Pitbull Terrier sahibi olmak koşulsuzca 2 yıl hapis ile cezalandırılmaktadır!

Bu madde aşağıdaki ilgili maddede izah edeceğimiz gibi Pitbull köpeklerinin kıyımına yol açacağı için hayvan koruma ile hiç bir alakası yoktur

MADDE 6 – Her ilde il hayvanları koruma kurulu, vali veya görevlendireceği vali yardımcısının başkanlığında, sadece hayvanların korunması ve mevcut sorunlar ile çözümlerine yönelik olmak üzere toplanır.

Bu toplantılara;

a) Büyükşehir belediyesi olan illerde genel sekreter veya genel sekreter yardımcısı, büyükşehire bağlı ilçe belediye başkanları veya yardımcısı, büyükşehir olmayan illerde belediye başkanı veya yardımcısı,

b) İl özel idare genel sekreteri,

c) İl çevre ve şehircilik müdürü,

ç) Bakanlığın ildeki şube müdürü,

d) İl gıda, tarım ve hayvancılık müdürü,

e) Halk sağlığı müdürü,

f) İl milli eğitim müdürü,

g) İl müftüsü,

ğ) Belediyelerin veteriner işleri müdürü,

h) Veteriner fakülteleri olan yerlerde fakülte temsilcisi,

ı) Münhasıran hayvanları koruma ile ilgili faaliyet gösteren gönüllü kuruluşlardan valilik takdiri ile seçilecek en çok iki temsilci,

i) İl veya bölge veteriner hekimler odasından bir temsilci, katılır.

İl Hayvan Koruma Kurullarınnın işleyişinde denge, ilerleme ve etkinlik beklerken kurulda hayvan koruma gönüllülerinini sayısı aynı kalmış bunun yanı sıra mevcut devlet erkanına 2 kişi daha eklenmiştir. Bu kurullarda devlet erkanı ile hayvan koruma gönüllüleri arasında denge olmalıdır ki kararlar hayvan lehine ve adil olabilsin

Ayrıca hayvan koruma gönüllülerinin seçiminin sivil toplum kuruluşlarının da önerisi ile olması da daha demokratik olacaktır.

MADDE 11 – “ Bu Kanunun Geçici 1 inci maddesi uyarınca tehlikeli köpek sahiplenenlerin dışında; tehlikeli köpek bulunduranlar, maddenin yürürlüğe girmesini takiben üç ay içinde köpeklerini bakımevine teslim etmek, bakımevleri de bu hayvanları öncelikle almak zorundadırlar.”

Halihazırda ülkede eski kanun yüzünden mağdur olan mevcut ‘on binlerce’ Pitbull Terrier’in korunması ile ilgili maddeler beklerken, çıka çıka bu hayvanları barındıranlara hapis cezası çıkmıştır ve daha bugün sadece bildiğimiz bakımevlerine akıbetleri belirsizliğini koruyan 20 küsür Pitbull terk edilmiştir.

Bu kanunun hayvan koruma kısmı için ülkede altyapı hazır değildir. Hayvanlar 3 ay sonra teslim edildiğinde barınacağı barınak ya da bakımevi yoktur o zaman akıbetleri ne olacaktır?

Ülkede bebek gibi bakılan binlerce sahipli Pitbull Terrier vardır. Saldırgan yetiştirilen, kötü bakılan ve kötü kullanılan Pitbull Terrier’lerin onlarla aynı kefeye konması hem hayvana hem sahibine yapılmış büyük bir adaletsizliktir. Yapılması gereken, belediye ve veteriner hekim tespitleri ile, 1. üretime 2. barındırma ve gezdirme şartlarına uymayanlara 3.bu ırkları kötü amaca hizmet ettirenlere büyük cezalar getirmek, el koyulan tehlikeli ırkların barınabileceği bakımevleri oluşturmak, fakat iyi bakılanların kısırlaştırılmalarını zorunlu kılarak belediyelere kaydının yapılması suretiyle güvenceye almak ve takip edilmesidir. Bu ayrımı yapmamak bizler gibi bu Dünya’ya doğmuş ve yaşam hakkına sahip bu canlılara karşı yapılacak en büyük haksızlıktır.

Saygılarımızla…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.