İNGİLTERE… Nilgün Canver’in ardından…

İşçi Partisi’nde uzun yıllar aktif siyaset yapan arkadaşım sevgili Nilgün Canver, 27 ağustos pazar gecesi Londra’da University College of Hospital’da yaşamını yitirdi.

Nilgün Canver, Türkiyeli ilk belediye meclis üyesi olmanın yanısıra İngiltere’yi yurtdışında temsil eden ilk toplum üyesi politikacılardan. Uzun politik yaşamı boyunca sosyal demokrasi ve kadın hakları için çalışmalarda bulunan Canver, topluma hizmet eden kurum ve kuruluşların da arkasındaki rüzgardı. Canver 16 yıllık aktif politik yaşamının 11 yılını kesintisiz olarak kabinede gecirerek toplumda bir ilke daha imzasını atmıştı…

Canver’i 32 yıldır tanıyordum. Türk Eğitim Birliği’nde beraber çalışmıştık. Canver’in politik yaşamında (diğer gazeteci dostlarımla birlikte) arkasında rüzgar olmaya çabaladık. Çalışkan ve iyi kalpliydi… Toplantılarda çok güzel İngilizcesiyle mantık yüklü, etkileyici ve ikna edici konuşmalar yapardı.

Geçen yıl kitap çalışmam için görüştüğümüzde politik yaşamında gençlere rol modeli olmaktan memnun olduğunu belirterek, bir toplumun güçlenebilmesi için siyasi olarak da varlık göstermesi gerektiğine inandığını söylemişti. Bunun için de gençlere yaşadıkları ülkenin dilini çok iyi bilmelerini, siyasi sistemini iyi anlamaları ve bu sistemde iyi birer oyuncu olmalarını salık vermişti.

Nilgün Canver – 2015 (Fotoğraf: FE)

Nilgün Canver’in topluma büyük katkıları oldu. Bana göre toplumun toplumlaşma süreci 1950-2000 yılları arasındaydı… Özellikle 50 yıllık sürecin ikinci yarısında kurumların oluştuğu görülür. Canver gibi birinci kuşak göçmenlerin bu süreçteki özverili çalışmalarını unutamayız. Para kazanılacak zamanını toplumsal çalışmalara ayıran Canver gibi toplumun lokomotifi üyeleri, genç toplum ile içinde yaşanılan halk arasında da köprü oldular…

Canver’in yokluğuyla eksildik… Kendisini erken yaşta yitirmenin hüznünü yaşıyorum. Canver’in dostlarına başsağlığı dilerken “genç ölümlere tanık olmayalım artık” diyorum…

***

Avrupa’nın en büyük sokak gösterisi olan Notting Hill Karnavalı İngiltere’deki ikinci büyük azınlık grubunu oluşturan Afrika kökenli Karayiplilerin adeta bir kültür şöleniydi…

26, 27 ve 28 Ağustos’ta Notting Hill’i dolduran yüzbinler rengarenk giysi, müzik ve danslarıyla Londra sokaklarına Karayiplilerin sıcaklığını taşıdı. Sokak başlarına yerleştirilmiş dev ses düzenleri, ancak kamyonların taşıyabildiği “pan” orkestralarının çelik davulları, ortalığı çınlatan Afro-Karayip ezgiler… Davulların ritmine kapılan, ayaklarıyla tempo tutan poliler… Ulusal giysileriyle dans eden kızılderililer… Tropik meyvelerden geveze papağanlara dek adalara özgü herşeyi giysi ve şapkalarına resmetmiş siyah, esmer, melez göçmenler… Ortalığı dumana boğan derme çatma mangallarda pişen acı soslu Karayip kebaplarının iştah açıcı kokuları… Şekerkamışı satıcıları… Kaldırım sergilerinde Afrikalı ve Latin Amerikalı özgürlük sacaşçılarının dev posterleri, Macom X ve Simon Bolivar’lı t-shirtler… Bütün bunlar “Notting Hill 2017″ye damgasını vuran görüntülerdi.

Londra’nın batısında Notting Hill’deki karnavalının geçmişi 50’li yıllara uzanıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Orta ve Güney Amerika’da eski İngiliz sömürgelerinden Britanya’ya göçüp yerleşenler asimile olmamaya özen gösterdiler. Her fırsatta zengin kültürlerinin örneklerini sergileyen bu göçmenler, gösterileri kapalı salonlara sığımayınca da bu kez de Notting Hill sokaklarına taşıdılar. Ve bugün Notting Hill Karnavalı olarak bilinen gelenek ortaya çıktı.

Notting Hill Karnavalı’na damgasını vuran kuşkusuz müzik… Onlarca “pan” orkestrası, özel giysileriyle gösteriler yapan yüzlerce “Masquerade” topluluğu, kalipsocular, “reggae”cılar, klasik blues orkestraları, bunların karışımından oluşan “Soka” grupları… Sokak müzisyenleri arasında en ilginç olanı da dev çelik davullardan oluşan “pan” orkestraları… Sömürge döneminde koloni yasaları önce Afrika tamtamlarını yasakladı ancak tamtam müziği hemen alternatifini üretti ve Amerikan yağlı davulları ortaya çıktı. Bunun ardından da “pan” orkestraları geldi. İlk “pan”lar 1940’lı yıllarda Trinidad’da görüldü.

Dostlar, onlar tamtamları yasaklarsa biz de “pan”ları yaratırız… Notting Hill Karnavalı, köle ve göçmenlerin direniş dersleriyle doluydu… Aktarmak istedim…

Önceki haberYörükler mermer ocağı yüzünden dağdasusuz kaldı!
Sonraki haber‘Güney Kore-ABD tatbikatına cevabımızdı’
Faruk Eskioğlu, (1958, Akşehir) gazeteci ve yazar. 1985'ten bu yana yaşadığı Londra'dan Türkiye'deki ulusal medyaya yönelik muhabirlik, temsilcilik yaptı. Londra'da yayınlanan Türkçe toplum gazetelerinde çalıştı ve bazı gazetelerin kuruluşunda yer aldı. Halen sosyolojik değeri olan haber ve araştırmalara ağırlık veren yazar, halen 2004'te kurduğu Açık Gazete'yi (acikgazete.com) yönetiyor ve köşe yazarlığını sürdürüyor.Eskioğlu, 13'üncü yüzyılın sonunda Horasan'dan Akşehir Maruf köyüne yerleşerek tekke kuran Hasan Paşa soyundan geliyor. Hasan Paşa'nın oğlu Şeyh Hacı İbrahim Veli Sultan'ın "Mülk Allahındır" felsefesiyle Anadolu'da bir ilk sayılan kendine adına kurduğu yoksullara yardım vakfı ise halen faaliyettetir.Eskioğlu, ilk ve orta öğrenimini Akşehir'de tamamladıktan sonra 1979’da AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitirdi. 1984’te Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi’nde "master" yaptı. THA’da gazeteciliğe başladı. Aralık 1985’te kendi deyimiyle "siyasi sürgün" olarak geldiği Londra’da ilk 2 yıl baba mesleği kasaplık yaptı. İngilizce öğrendikten sonra medya okudu. Uzun yıllar Nokta dergisi İngiltere Temsilciliği, Hürriyet Londra bürosunda habercilik yaptı. Gazeteciliğin yanısıra 1986-98 arasında grafiker tasarımcı olarak çalıştı. Ayrıca pek çok siyasi afiş ve logo tasarladı.1998’de Türkiye’ye döndü. Hürriyet Gazetesi Ekonomi Servisi’nde haberci ve star.com.tr’de ekonomi editörü olarak görev yaptı. “Basında etik ve toplam kalite yönetimi” üzerine araştırmalar yaptı, bu konudaki konferans ve panellere katıldı.Türkiye’deki 2001 ekonomi krizinde Londra’ya dönerek grafiker tasarımcılık ve gazeteciliği sürdürdü. Toplum gazetelerinden Olay’da genel yayın yönetmenliği yaptı. Londra’da ilk Türkçe internet gazetesini çıkardı ve toplum gazetelerine ilk ajans hizmeti sundu. 2004’te dünya haberleri veren acikgazete.com’u kurdu. İki ayrı toplum gazetesini yayına hazırladı. Türkiye’deki bazı tv kanallarına haber geçti, uzun süre Akşam Londra Temsilciliği’ni üstlendi.Londra'da 2004’te "İçimizden Birisi: Vanunu" başlıklı bir kısa film çekti. Londra'daki toplumu anlatması açısından bir ilk sayılan "Aşkolsun! Adı Aşkolsun" başlıklı belgesel romanı 2007’de Türkiye’de yayımlandı. Türkiye'den 150 ve Kıbrıs'tan 100 yıllık İngiltere'ye göçün anlatıldığı 3 ciltlik "Londra'da Bizim'Kiler" başlıklı araştırması 2019 sonunda çıktı. Eskioğlu’nun Su ve Defne (2004) adlı ikiz kızları bulunuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five × 4 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.