Şükrü Taşçı’nın ardından

SEMİH SAVAŞAL / LONDRA
O;
‘Can’dı,
‘Dost’tu,
‘Yoldaş’tı.
Britanya’da Demokratik Alevi Hareketi’nin oluşup, güçlenmesine eşsiz katkılar sundu.
Fiziki engellerine rağmen her yerde hazır ve nazır idi. Britanya Alevilerini devlet sultasından kurtarma mücadelesinde en önde yer alan birkaç isimden biriydi. Sevecenliği, yüzünden eksilmeyen tebessümü, saygınlığı ve geniş kitle ilişkileri ile kurmaylarımızdandı. Şakayla karışık ‘General’ diye hitap ettiğimizde yüzünde utangaç bir gülümseme belirirdi. Bu şakanın altında yatan gerçeğin farkındaydı.
Cemevi’ne onun referansı ile üye olmuştum. Daha doğrusu o referans olduğu için, yönetimde de devletçi zihniyet hakim olduğundan çok zor üye olmuştum. O günden beri de yan yana durmuştuk. İçimizdeki Yezidler, ‘Şükrü Taşçı senin boynuna bir ip bağlamış, buraya çeke çeke getiriyor’ dediklerinde, üzülmemem için gülerek ‘Hocam, aslında tam tersi oluyor; 13.Hizmet deyip sen beni çeke çeke getiriyorsun’ derdi.
13. Hizmet aramızdaki şifreydi. Evi ile eski Cemevi arası çok uzaktı. Buna rağmen oğlunun işi olduğunda bastonuna yaslanıp kitle ulaşım araçlarıyla binbir ezaya katlanıp herkesten önce Cemevinde olmaya gayret ederdi. Bunu bildiğimden uygun olduğumda ben yardımcı olmaya çalışırdım. Yol boyunca güzel muhabbetini almak benim için büyük bir zevkti. Dönüş yolunda da muhabbet bitmemiş olur, her seferinde kendi evine götürmek için ısrar ederdi. Ama o kadar mütevaziydi ki bir taraftan da yük oluyorum diye üzülürdü. Yine birgün böyle konuştuğunda elimden geldiğince ciddi olmaya çalışarak ‘Şükrü Abi, sen yıllardır Aleviler içindesin ama 13. Hizmetten haberin yok, anlaşılan kimse sana bu sırrı faş etmemiş’ dedim. O da ciddileşmişti; ‘gerçekten duymadım hocam, bir anlat biz de öğrenelim, nedir bu 13. Hizmet’ diye sorunca kendimi tutamayıp gülerek ‘canları evlerinden Cemevlerine, Cemevlerinden de kendi evlerine taşımak; ben bu hizmetin talibiyim’ derken o da başlamıştı gülmeye. Artık rahatlamıştı, gülerek sorardı ‘Hocam, 13. Hizmet durumun nasıl?’ diye.
Şükrü Can, Şükrü Dost, Şükrü Yoldaş; çok anı biriktirmişiz seninle. Ne mutlu sana ki ellerinle diktiğin fidanın büyüyüp çiçeğe durduğunu görebildin. Biz de sana onu arsıza, hırsıza, yolsuza yoldurmayacağımızın, büyüyüp ulu bir çınar olması için elimizden geleni esirgemiyeceğimizin sözünü veriyoruz.
Sen ışıklar içinde yürü, devrin asân olsun!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five × one =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.