HOLLANDA… 36 yıl sonra yeniden Formula 1

36 yıl süren bir aranın ardından Formula 1 Hollanda Grand Prix’i 3-5 Eylül tarihleri arasında Zandvoort’da düzenlendi. Normal şartlar altında geçen sene yapılması beklenen bu yarış, pandemi sebebiyle bir yıl daha ertelenmişti. 

Küçüklüğümden beri babamın sayesinde sıkı takipçisi olduğum, kimi zaman sabah 7’de kalkıp takip ettiğim bu sporun bu kadar yakınımda yapılması Hollandalı taraftarların coşkusuna yakından tanık olma fırsatı verdi bana.

10 farklı takım ve birbirinden yetenekli 20 farklı sürücünün etrafında dönen Formula 1’in Dünya Şampiyonası, son iki yıldır başlı başına iki takım ve hatta iki sürücü arasında gerçekleşiyor. Mercedes Red Bull’a, Lewis Hamilton da Max Verstappen’e karşı diyebiliriz bu nedenle. 

Mercedes-AMG F1 takımı adına yarışan İngiliz pilot Hamilton, geçen sene elde ettiği 7. Dünya şampiyonluğu ile bir zamanların efsanevi pilotu olan Michael Schumaher’in rekorunu kırmaya bir adım daha yaklaştı. Genç sürücülerin arasında yaşça büyük olan Hamilton’ın sanıyorum ki hedefi 8. Dünya Şampiyonluğunu elde edip yeni bir rekora imza attıktan sonra bu spordan çekilmek. Elde ettiği başarısıyla şampiyonluğa aday bir başka sürücü ise Redd Bull’da yarışan Hollandalı Max Verstappen gösterilebilir. Aynı zamanda da Verstappen, 1994 yılında Schumacher ile “Mild Seven Benetton Ford”da takım arkadaşı olan babası Jos Verstappen’in izinden gidiyor. 

Hollandalılar için büyük önem taşıyan “Hollanda Grand Prix”inde neler oldu gelin bir göz atalım. 

Zaandvort, Kuzey Hollanda’da Amsterdam’a yaklaşık 30km uzaklıktaki bir sahil kasabası. Pistin ortaya çıkışı aslında 1930’lu yıllardaki belediye başkanının otomobil yarışlarının bu kasabanın ihtiyacı olan şey olduğuna karar vermesiyle başlıyor. Kalıcı bir yarış pistinin gerekliliğine rağmen maddi yetersizliklerden dolayı 1939 yılında sokak pistinde gerçekleşen yarışlar Hollanda’da yapılan ilk otomobil yarışı olma özelliğini taşıyor.

Ancak bundan tam bir yıl sonra İkinci Dünya Savaşı patlak vermiş ve kasaba ağır hasar görmüştür. O zamanlar olan Alman işgaline rağmen Zaandvort’un belediye başkanı kalıcı bir pistin inşası için olan planlarına bağlı kalmış. Öyle ki, Alman işgalcileri, geçit törenleri için kullanabilecekleri bir yol yapmaya ikna etmiştir. Ve böylece, Zaandvort pistinin temelleri atılmış ve 1950 yılı itibariyle de Hollanda Grand Prix’i resmi olarak Formula 1 takvimindeki yerini almış oldu. 

Kum tepelerinde bulunan bu ilgi çekici pist, en yetenekli sürücüler için bile birbirini takip eden virajları ve konumundan ötürü pistin üstünde biriken kumları ile bir zorluk yaratıyor. Zaten bu nedenden dolayı sürücülerin ve izleyenlerin kalbinde farklı bir yere sahip olan bu pist, bu sene yaşattığı ilklerle daha da özel bir konuma geliyor. 

En son 1985 yılında yapılan Hollanda Grand Prix ’ini, üç kez F1 Dünya Şampiyonu olan Avusturyalı Niki Lauda kazanmıştı. Bu yarış hem Niki Lauda’nın hem de Zaandvort pistinin gördüğü son galibiyetti. Formula 1 sürücülerinin kendi evlerinde kazandıkları galibiyetler hem sürücüler hem de onların destekçileri için büyük önem taşır. Bu sene Zaandvort pisti bir ilke imza attı ve Hollanda tarihinde ilk defa Hollandalı bir sürücü, Max Verstappen, ülkesinde yarış kazandı. 

Bu tarihi âna tanıklık edenler arasında yarış başlamadan önce Max Verstappen’i ziyaret eden Hollanda Kraliyet Ailesi ve Verstappen’in taraftar topluluğu olan “Orange Army” bulunuyordu. Orange Army, bulundukları her yarışta, ellerindeki meşalelerle etrafı turuncuya boyamalarıyla meşhurlardır. Bu büyüleyici atmosfer birçok sürücü tarafından dikkat çekmiş ve röportajlarında bu topluluğun ve pistin favorileri arasında olduğundan bahsetmişlerdir.  

Formula 1 sektöründe yeteneğini, hızını, tutkusunu ve cesaretini babasından almış birçok pilot görmek mümkün. Geçtiğimiz senelerde de olduğu gibi bu sene de Formula 1’in baba-oğul yıldızları podyumlarda boy gösteriyor. Babasının gölgesinden genç yaşında elde ettiği başarıları ve rekorlarıyla çıkıp, geleceğin en parlak Formula 1 pilotu olarak gösterilen Max Verstappen hayranlarına görsel şölen yaratmaya devam ediyor. Fakat, babasının izinden giden Mick Schumacher için iş biraz daha zor diyebiliriz. Ne de olsa babası 7 kez Formula 1 dünya şampiyonu olmuş Alman efsanelerinden biri. 

 Michael Schumacher’in hayatına dair daha fazla şey öğrenmek isterseniz yeni çıkan “Schumacher” adlı belgeseli izlemenizi öneririm. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × 4 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.