Meet Me in Amsterdam (Benimle Amsterdam’da buluş)

Okurken dinlemeniz için şarkı önerisi: Meet Me in Amsterdam

Havaların iyice ısınmasıyla birlikte evde daha da duramaz hale gelmiştim. En yakın arkadaşlarımdan birinin Mimar Sinan Üniversitesin’den Amsterdam’a değişim programı nedeniyle gelmesini bahane ederek de davet ettirdim kendimi Amsterdam’a. Koymuştum kafama birkaç günü orada geçirip rehbercilikoynamaya.

Gündüzüyle gecesiyle bir masal diyarını anımsatan Amsterdam sokaklarında yürürken birbirinden renkli ve kimi zaman da yamuk kanal evlerinin önünden geçiyorduk. Sormasın mı arkadaşım bu evlerin tarihçesi, hikayesi nedir diye. Daha önce bunu hiç araştırmanın aklıma gelmemiş olmasının utancıyla gel dedim beraber bakalım nedir ne değildir.

Onyedinci yüzyılda inşa edilmeye başlanan kanal evleri, dünyanınHollanda mimarisine dair algısını şekillendirmiştir. Kusurların güzelliğe dönüştüğü kanal evlerinde göze çarpan iki unsur normal standartlara göre daha dar ve yamuk olmasıdır. Bundan yaklaşık 300 yıl önce binalar kapladıkları kaldırım alanına yani genişliklerine göre vergilendiriliyormuş. Daha fazla vergi ödememek için de dar, yüksek ve derin binalar inşa edilirmiş o zamanlar.

Beklenenin aksine kanal evlerinin başka bir özelliği ise yere dik bir şekilde bakmasındansa öne doğru eğilmesidir. Her an üstünüze çökebilecekmiş gibi dursalar da cephelerin öne eğik olarak inşa edilmesi aslında eşya taşımını kolaylaştırmak için tasarlanmış.

Böylece, evlerin tepesinde asansör görevi gören kanca sistemi ile taşınan eşyaların evlere zarar vermesinin önüne geçilmiş. Tabii yıllar içinde önemli ölçüde değişen şehir yapılandırması ve kanal evleri üstüne eklenen ilave katlar ile birlikte daha eğimli bir görüntü çıkmış ortaya. Neyse ki Hollanda devletinin sürekli gözetiminden dolayı merak edilecek veya tehdit oluşturacak bir durum söz konusu değil.

Amsterdam’a yolunuz düşerse Yahudi soykırımının önemli simgelerinden biri olan Anne Frank’ın evini görmenizi tavsiye ederim. Dışarıdan bakıldığında sayısız Amsterdam kanal evleriyle aynı görüntüye sahip olsa da içeri girildiğinde bambaşka bir dünyaya sürüklüyor sizi. 761 gün boyunca günümüzde müze olarak kullanılan bu evin kitaplıkla örtülen gizli bir bölmesinde saklanan Frank ailesinin hikayesine yakından tanık olma fırsatı sağlıyor.

Amsterdam sokaklarında yürürken, tarihçesi bu kadar eskiye dayanan bu evlerin içlerini görünce büyüleniyorum her seferinde. Malum Hollanda halkının perde kullanmamasından dolayı da kendimi bakmaktan alıkoyamıyorum. Yer yer modern yer yer ise daha klasik iç tasarımlarıyla hem öğrencilere hem de büyük ailelere ev sahipliği yapan kanal evleri, Amsterdam sokaklarındaki deneyiminizi bir müzeden farksız kılıyor.

 

 

2604970cookie-checkMeet Me in Amsterdam (Benimle Amsterdam’da buluş)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 + 11 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.