Ara sıra göçer hikayeleri (II)

Bir arkadaşım ‘’Gözümün önünde gitmiyor, her gece yaşıyorum’’ diye. Anlatıp dururdu. Bazı üzüntüler de sevinçler de anlatılamaz, göç yollarına çıkmış bir ailenin İtalya açıkların da bindikleri balıkçı teknesinde dalgaların ekisiyle, kucağındaki çocuğunu denize düşüren annenin can havliyle kendini denize attığı, gece karanlığında sular da kayboldukları arkadaşlarının kolların da kurtulamayan çaresiz babanın İtalya da düştüğü durumu.

***

Ne çok hikaye var Anadolu insanına ait, bize ait her yanıyla bereketli toprakların sitemkar, cefakar, vefakar anaları her yerde aynı. En çok onlar yanar en çok onlar ağlar. Acısını içine gömüp karalar giyip sesizliğe bürünürler. Bastırılmışlıkları her yerde aynı kendi içine ağlayan analar belki de sevinçlerini de yaşayamamışlardır,
Bir ana gördüm avuçlarına ağlıyordu göz yaşlarını gizleyerek, yüzünde ezilmişliğin hüznü ve kederiyle eşinin gölgesinde yasa bürünmüş bir Anadolu kadını. On yedi yaşında bir yavrusunu kaybetmenin acısı yüzüne yazılmış, kaybetme dedimse Londrada sık sık yaşanan intiharlarda kaybettiğimiz gençlerden birinin yaslı annesi.
Acılı anneyi görünce birden İtalya denizinde boğulan anne ve bebeği canlandı gözümde. Her anne evladının arkasına atar kendini, ister deniz olsun ister bataklık ama bizim buralar da annelerin gözleri görüp kolları yetişmiyor. Çekip alamıyorlar, ölümün kollarına düşen gencecik evlatlarını.

***

İllegal yollardan ölüm kalım savaşı vererek gelen insanlar bu ükede nelerin onları beklediğini aklının ucundan bile geçirmemişlerdir. İyi bir yaşam sürdürme umududur insanı çekip getiren.
Ne bilir! Sokakları güvensiz metropollerde başına ne geleceğini.
Çoğunluğunu göçmenlerin oluşturduğu semtlerde konumlanan yabancıları bekleyen sorunlar her yerde aynı. Düşük eğitimli okullar, güvenliğin ihmal edildiği caddeler, yabancılığın verdiği korkuyla içe kapanarak gettolaşan bu semtlerde yetişen çocuklar mahalle baskısı ve yabancılık dışlanmışlığıyla guruplaşıyorlar. Kendilerini koruma duygusuyla guruplaşan çocukları, bunları fırsat bilenler çeteleşmeye ve kötü emellerine hizmet ettirmeye doğru yönlendiriyorlar ve çeteler oluşuyor.
Ev de ve aile de kendini bulamayan,çoğunluğu sevgiden yoksun çocuklar kendilerine verilen tuzak sevgi ve sahiplenmeye kanıp bu bataklığın birer ferdi “kahraman’ı” oluveriyorlar.
Bu hem düzenin hemde onun çirkefliklerinin, çirkinliklerinin işine geliyor.

***

Ailelerinde çaba ve katılımlarıyla kitle örgütleri ciddi çalışmalar içerisindeler.
Katıldığım bir toplantıda gençlerin yoğun ilgisini gördüm, ama işi bilen bilmeyen herkes konuyla alakalı saptamalar da bulunup kendince öğütler verip herkesin bildiği hedefleri gösteriyordu.
Konunun uzmanları sahiplenmelidir. Pisikologlar, sosyologlar ve de pedagoklar v.s.
Sanki Türkiyeli toplumun gençleri potansiyel uyuşturucu bağımlısı ve çete üyesi gibi algılanıyor ve gördüğüm kadarıyla daha önce uyuşturucu bağımlısı ve bu çetelere katılmış bir genç örnek olarak gençlerin karşısına çıkartılıyor
Kötüden örnek olur mu.?

***

Bizim gençlerimiz yalnızca ceza ve ıslah evlerinde değildirler .Gençlerin önünde ki rol modelleri; beyaz önlükle acil serviste koşturan Doktorlar, haksızlığa uğrayanları mahkeme salonlarında savunan avukatlar, Üniversite harçlarını yükselten hükümete karşı direnen öğrenciler olmalıdır. Sevgi esirgemedikce çocuklardan, samimi sarılmış iki kol, yanağına dokunan sıcak nefes kadar hiç bir şey güçlü olamaz. Onların geleceklerini başarılı birer insan olarak hedeflemelerin de ve de annelerin yüreğine ateş düşürmeden yaşamaların da.Yeter ki kaldıralım aramıza ördüğümüz duvarları.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.