KANADA… Raş Limbo, Şikago, Masaçüset

Size tuhaf gelebilir ama ben yazıya başlarken başlığını evvelden koyarım.

Sanki o benim yön gösterici pusulam olur, usturlab ve senktant gibi enlemi boylamı bulmama yarar… 

Bu kez, yine, ¨Raş Limbo¨ diye yazdım, ardından haylaz bir çocuk olan zihnim bana şunları yazmamı söyledi; Chicago şehri (Şikago) ve Massachuset eyaleti (Masaçüset) aklıma geldi, oncağızları da ekledim, hatırları kalmasın diye… 

Türkçede California’ya Kaliforniya deriz; Washington’a Vaşington der, öyle yazarız ama nedense New York’a Niyoruk demeyiz, belki ileride o da olur, şimdilik böyle kalsın…

Raş Limbo, Amerikalı radyo sunucusu Rush Limbaugh’dur.

Raş geçen gün hayata, uzun bir sağlık mücadelesi ardından veda etti. 

Sevenleri var; hem de pek çok! Radyo yayınlarını izleyenlerin sayısına bakarsanız, en azından 27 milyon Amerikalı onun hayranıdır… 

Hayran ne kelime, öl dese kendilerini yere yatıp ölü taklidi yapacaklardır.

Evet, Raş’ın haftada 5 gün ve o beş günün her birinde, çenem pırtı vaziyetinde, susmadan ve ara vermeden 3 saat konuştuğu radyo yayınlarını izleyenlerin sayısıdır bu; 27 milyon… Otuz sene; çarpın günüyle, sayısıyla: Muazzam bir kitle!

Yumurta çırpar gibi 27 milyonu aynı çukur kabın içine sokup homojenize edemeyiz ama bu 27 milyonun Kolektif Birey olarak kimliğini, en son, Trump’ın gaza getirmesiyle millet meclisi sayılan Amerikan Kongre binasını basanların nüfus cüzdanlarında bulabilirsiniz. 

Ortalama 120 milyar sinir hücresinin birbirine bağlandığı insan beyninin yüzde kaçını kullandıkları konusunda tereddüt edilmelidir; geçelim…

Raş Limbo, aşırı sağın ve Amerikan yarı-askerî milisciliği adıyla anılan şovenist-beyaz üstünlüğünden yana bir radyo gazetecisiydi; Allah taksiratını affetsin. 

Küresel ısınmaya inanmıyor ve bunun solcuların yalanı olduğunu sık sık tekrar ediyor; İslamofobi’yle demediğini bırakmıyor; azınlıklar-ötekileşmiş etnik gruplar onun için bir anlam ifade etmiyor; demokrasinin fazla geniş kesim bir gömlek gibi bol geldiğini söylüyor; Amerika’nın önüne gelen kim çıkarsa herkesi tepelemesi gerektiğini savunuyordu. 

İngilizcede ‘blunt’ olarak söylenen pervasız, ağzına geleni sayan, ne dediğini kulağı işitmeyen birisi varsa, radyoda Raş’ı dinlemek buna ispat olurdu.

Onu dinlerken, kulağımın dibinde bağırdığını, hatta tükürükleriyle yanağımın ıslandığını sanki hissederdim. Kendimi kaptırdığım zamanlarda öyle zannederdim ki, biraz sonra radyonun içinden bir el uzanacak ve yakama sarılıp, ¨Seni gidi pis kominist!¨ diye bir güzel tokat dahi basacaktır…

Limbo, aynı zamanda sert üslubuyla radyonun Hitler’i sayılabilirdi, bana göre… 

Meşhur Time dergisinin kapağı bunu anlatıyor gibiydi…

Hitler’in propaganda bakanı Paul Joseph Goebbels sanki buna akıl veriyordu.

İslam peygamberi Hz.Muhammed’in ölüleriniz ardından iyi konuşun biçimindeki Hadisine uyarsak, pek ileri geri konuşmamak lazım gelir ki, biz yine de çoğun azından alıp anlatıyoruz: 

Raş’ın LGBTQ denildiği zaman ağzına geleni söylediğini bir yana bırakınız, tam bir kadın düşmanı-Misojinist olduğunu iddia edenler de hep bulundu.

Ben demiyorum, onunla aynı mangada olan sağcı yazarlar diyor, esasında sıkı palavracıydı; İtalyanca etimolojisi ile kullandıkları gibi Braggadocio diye adlandırılıyordu.

Dile kolay, 30 yıl boyunca mikrofondan seslenmek; ne cevizler kırdıysa kırdı ama Raş büyük bir sevdayla işini iyi yaptı. Hakkını teslim etmek gerekir, işinin profesyoneli idi.

Bu bakımdan alkışı her zaman hak etti. 

ABD’de 600’den fazla bölgesel radyonun ortak yayınlarına çıkmaktaydı her gün… Aralarında büyük medya kanallarının da olduğu yayınlarda hep adı geçti. 

Geçen yıl vergiden sonra eline trink diye sayılan net hasılatın 80 milyon Dolar olduğunu yazıyor gazeteler; kazancının hesabını tutacak değiliz, bu mesele geriye kalan yaslı ailesinin işidir. 

Otuz yılda dört kez evlenip boşanan Raş’ın sigara ve puroya olan tutkusu sonunda başına iş açmasaydı, sağlığı yerinde birisiydi aslında. 

Trump’la beraber sık sık golf oynamaya gidiyordu; sıkı fıkıydılar.  

Yetmiş yaşında hayatını kaybetti.

Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli…

Amerikan Medyası, öyle böyle ama bir dev isim kaybetti. Ardından taziyet mesajları yağdırıldı, pek çok başka radyo ve televizyon sunucuları, gazeteciler uzun uzadıya Raş’ı andılar; hatırlanmak güzel şey…

Bunlardan biri de Megyn Kelly’dir.  

Megyn’i NBC Televizyonundan tanıyoruz, muhafazakâr ve sağ modernizmin Amerikan temsilcilerinden birisidir. 

Oturmasını kalkmasını iyi bilir, hiç frikik vermiş değildir.

Ellisine yeni merhaba demiş bulunan bu eski TV sunucusu, şimdinin podcast ve radyo gazetecisi Megyn, son programını Raş’a ayırmış gibi ondan övgüyle bahsetti. 

Muhafazakârlığını öve öve bitiremedi, biz de onun güzelliğini burada övsek yeridir. 

Raş Limbo bir medya fırtınası gibi geldi geçti, iz bıraktı, otuz yıl boyunca Amerikan sağcılığının yol gösteren feneri oldu. Öyle bir fırtınaydı ki, frişka rüzgâr denilen tatlı bir deniz esintisi ona asla yetmiyordu; bağırıyor, çağırıyor, önüne geleni sigaya çeker gibi azarlıyordu.

Fakat emin değilim, Memento Mori~Ölümü Hatırla diye bilinen Latince deyişi, hayatında hiç hatırlamış mıydı?

Evet, memento mori, diye bir şey var yahu… 

Neyse, biz ¨mori’yi sonra hatırlarız¨,  acelesi yok, şimdilik Megyn’i sayfamıza davet edelim yeter…

_____________

senolasenola@gmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

fifteen − six =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.