Renkli 1 Mayıs

Baksanıza,

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü: BAYRAM;
21 Mart Nevruz, Ekinoksun ve Yen Dünyaların Doğuşu: BAYRAM;
23 Nisan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı: BAYRAM;
1 Mayıs, İşçi ve Emekçi Bayramı: BAYRAM;
19 Mayıs, Gençlik ve Spor Bayramı: BAYRAM…

Bayram, bayram…Hep de baharda doğmuş bunların hepsi!

Ve elbet her bayramın da kendine göre bir önemi, bir değeri var. Bir açılımın, zor zamanları aşmayı kutlamanın, eskileri hatırlayıp yenilerini düşlemenin, planlamanın, tanımlanmaz, erişilmez, belki de hiç bitmesin, gündemden hiç kalkmasın dediğimiz parlak zaman parçalarıdır, hepsi…Ve hepsi başkaldırı ile, direnişle kazanılmıştır, kırmızıdır simgeleri…
Örneğin 1 Mayıs!
O kendiliğinden mi geldi? Patronlar kalkıp ey işçiler bundan sonra sizin günlük çalışma süreniz 8 saattir, biz bunu sizlere gönlümüzce veriyoruz mu dediler? Yahut onların hükümetleri işçilerin lehine kendiliklerinden böyle bir yasa mı çıkardılar? Eğer Amerika’da o 1 Mayıs 1886’daki büyük grev, ülke çapında işçi direnişleri olmasaydı, kanlı, belalı, idamlı olaylar yaşanmasaydı, her gün 12, 13, 14, 15 saatlik, hatta daha da fazla saatlik çalışma günleri kendiliğinden sona erer miydi? Ve işçilerin yek verdikleri komünist partilerin 1890’lardaki İkinci Enternasyonali olmasaydı bütün gelişmiş sanayi ülkelerine yayılır mıydı bu 8 saatlik çalışma hakkı? Ve de bu hakkı kazandık diye 1 Mayıs İşçi ve Emekçi bayramı kutlanır mıydı o gün bugün?
Hayır…
Türkiye’ye bile 8 saatlik iş günü hakkı Zonguldak Maden işçilerinin 1921 yılındaki büyük bir direnişi ile kazanılmamış mıydı?
Evet…
Ve 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nın kutlanmasına konan yasak 51 yıl sonra işçilerin büyük çıkışı, büyük direnişiyle yeniden kazanılmamış mıydı?
Yine, evet…
Hatırlayın 1976 yılının 1 Mayıs gününü! Gözünüzün önüne getirin o zamanki Devrimci İşçi Sendikaları konfedasyonunu’nu, kısa adıyla DİSK’i, bağlı sendikalarını, genel sekreter İbrahim Güzelce’nin, genel başkan Kemal Türkler’in duruşlarını …hatırlayın!
Bir milyon işçi, başlarında sendika yöneticileri… aydınlar, sosyalistler, komünistler, demokratlar, sosyal demokratlarıyla…gençleri, yaşlıları, kadınları, yurtsever yurttaşlarıyla…şarkıları, türküleri, marşlarıyla… Taksim Meydanı’nı doldurunca devlet yetkilileri ne yapabilmişlerdi ki?
Üstelik şimdilerde 1 Mayıs meydanına dönüşen sadece Taksim değil, her büyük kentimizin, hatta bütün kenlerimizin ve kasabalarımızın artık 1 Mayıs meydanı var.
Emperyalizm ve işbirlikçelirin, şeriatçi hükümetlerinin, işbirlikçi patron partilerinin, paramiliter faşistlerin, gerici, tutucu, şeriatçi, dinci, kinci örgütlerin, zulümleri kaç para etti, kaç para edecek? İşçileri, emekçi halkları durdurabildiler mi? Durdurabilecekler mi? Ve günümüz iktidarının vahşet kokan baskıları, zulmü, polis dehşeti…
Bugün yine, 1 Mayıs!
Ve de hoparlörler ile ses yükselteçleri nde kendiliğinden genişleyip yayılan;
“1 Mayıs, 1 Mayıs…işçinin, emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı”
Sesleri taa buradan bile içime işliyor.
Sabahtır miting meydanlarına yürüyen toplulukları izliyorum ekranlardan. Çoğu özel giysili, dövizli, pankartlı insanlar…ki, grupların ellerinde yolun bir kıyısından öbür kıyısına uzanan filamalarda da 1 Mayıs var: “Yaşasın 1 mayıs! Yaşasın DİSK! “…Ve fularlar, şalları, kurdelalar ve de bayrakları kızıl… Ve de şarkıları, türküleri şen, şakrak… Sanki bayanlar, çocuklar daha çok ve gençler gökleri yırtıyor…İşçi bayramı ama işçi olmayanlar bastırmış ortalığı. Davullar, zurnalar , mahalli folklör ekipleri gırla…Tam üçbuçuk saat arama sırası bekleyenleri var miting meydanına girmek için…Ve yine inadına inadına…Ortalıklara tam teçhizatlı, coplu, silahlı, polis ekipleri dizilmiş!
“Nafile”…
Turşu suratlı iktidar siluetleri dolaşıyor!
“Defol”…
İstanbul valisinin bir NAZİ şefi gibi, “Taşkınlıklara müsamaha yok. Derhal kapatırım alanları” türünden devlet terörcü tehtidi ise…
“Havagazı!”…
Evet, bugün 1 Mayıs… İşçinin, emekçinin bayramı…Ve meydanlar iktidar karşıtlarıyla dolu! Merkezi sorunları açık ve net:
– Tam bağımsızlık ve gerçekten demokrasi.
– Suriye ve bütün komşularımızla dostluk ve barış.
– Sosyo-ekonomik hayatta insanca yaşam.
Ve de ortalık tek renk değil. Allı, güllü, çok çok renkli;
RENKLİ ! MAYIS…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.