La Cumparsita Federasyonu*

Haberi okudum, anlamadım, sonra bir daha okudum.

Aklım, havsalam yine almadı.

Anlatayım; bakalım siz ne diyeceksiniz! Haber şudur:

Deneyimli gazeteci Yaşar Anter’in geçen hafta bildirdiğine göre, Bodrum’un huzurlu bir akşamında, bir otelin bahçesinde “Tango” yapan bir gruba Türkiye Dans Sporları Federasyonu’nun şikâyetiyle jandarma müdahale etmiştir. Dans, güvenlik güçleri tarafından durdurulmuştur.

Dans Federasyonu, Göltürkbükü’ndeki Mavi Suits Oteli’nde tango yapan 20 civarında çifti, jandarmaya ihbar etmiş; iyi mi?!

İhbar eden, Türkiye Güreş Federasyonu değil, Dans Federasyonu’dur.

Açıkçası, dansın federasyonu da mı olurdu; olurmuş demek ki…

Neyi federe edeceklerini bilmesi zor! Galiba, ünlü tango şarkısı La Cumparsita’yı federe etmek istiyorlar…

Anlaşılan şu ki tangocu federatifler, kendilerinden izinsiz tango yapılmasına, hatta birinin ötekine “Gel sana tango öğreteyim!” demesine razı olmuyordu; zaten, federasyon böyle birşeydir, izin almadan hiç olmaz…

Her konuda federasyon merakında olanlara bunu hatırlatırım!

Dans konusunda da, Tango federatifin kararı kesindi: Türkiye’de tango onlardan habersiz yapılamazdı.

Kısacası, o akşam, tango hocası Metin Yazır öncülüğünde düzenlenen dans gecesine izin çıkmayınca tango severler cep telefonları, i-Phone, mp3 çalar gibi elektronik aygıtları dinleyerek dansa bireysel olarak devam etmişlerdir. Bu grubun arasında Bodrum Latin Dansları Derneği Başkanı Gül Özbilecikli de bulunmaktaydı.

Federasyon Başkanı Mehmet Halis ise tango yapılmasına karşı olmadıklarını, sadece Metin Yazır’ın kendilerine sormadan orada ders vermeye kalkıştığını, bunu engellemek istediklerini söylemiştir. Durum bu!

Şimdi… Bir kere dansın izni olmaz! İster biri ötekine öğretsin, yahut öğretmeye çalışsın, size ne?… Öğretilen milli marş mıdır, Allahaşkına! Nihayetinde akordiyonda La Cumparsita çalıyor, isteyen de istediği gibi dans ediyor. Ben de fii tarihinde, düğün gecemizde, eşim Sinem’in ricasıyla, ayağana basa basa tango yapmıştım; hâlâ hatırladıkça sıkılırım. Velakin o zamandan beri seyretmesi daha çok hoşuma gider… Allahtan federasyon bizi orada enselemedi, yoksa, Valilik emriyle dansı ve düğünü durdurma kararı alırdı.

İkincisi; tango özgürlüğün, başıboşluğun, aylaklığın, aykırılığın ve elbette tutkunun müziği ve dansıdır. Buna engel olmak, tangonun felsefesine ters düşer. Bodrum’daki tango yasaklamasından edinilen izlenim ise açıkçası şudur: Dansçı Metin Yazır’la federasyon arasında bilmediğimiz bir alıp verememe, aksata meselesi vardır ve bunun çekişmesi su yüzeyine çıkmıştır. Deyin ki tango tongaya bastırılmıştır!

Arjantinli edebiyat adamı Jorge Luis Borges’in dediği gibi, aslına bakılırsa, tango müziği Buenos Aries’de kerhaneler ve randevü evlerinde doğmuştur.

Çok da eğlencelidir, özellikle hanımlar tangoyu pek ciddiye alırlar. Fileli siyah çoraplar içindeki bacaklarını erkeğin baldırına dolayarak, bir afta tafrayla yüzlerini sağa sola çevirip, rimelli kirpiklerini çırpar, kıpkırmızı rujlu dudaklarını öpücük gönderir gibi uzatıp, bel büküp gerdan kırarak dans ederler; dedim ya, seyretmesi hoştur.

İşte bu, kadın ruhundan doğan ve kadını ele geçirmeyi amaçlayan dansın engeli olmaz! Federasyon, bence, Türk tangosuna bir “tango açılımı” yapsa iyi olur! Öteki açılım-saçılımlar modası arasında La Cumparsita’ya özgürlük verilmelidir. Öte yandan, merak edene söylemelidir ki, La Cumparsita, Uruguaylı besteci Gerardo Rodriquez’in 1917’de döktürdüğü bir şahaserdir ve “ekşi sözlük”teki Zebercet adlı yorumcuya göre notaları da şöyledir:

“rat-dat-dat-dat-(es)-raa-ra-ra-rat-dat!”

İşte böyle kıkırdak fokurdak birşeydir tango, yasağa masağa da gelmez, adamı makaraya alırlar sonra…

msenol34@yahoo.com

*Bu yazı GazeteKent’te de yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.